TMK 468, vesayet işlerinden doğan zararlarda Devletin sorumluluğunu iki basamakta düzenler. Devlet, vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı olarak sebebiyet verdikleri zararlardan doğrudan doğruya sorumludur; vasi, kayyım ve yasal danışmanlara tazmin ettirilemeyen zararlardan da sorumludur. Zararı tazmin eden Devlet kusurlulara rücu eder; kusurlular rücu hakkını kullanan Devlete karşı müteselsilen sorumludur. Yargıtay, vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı işlemlerinden doğan zarar için Devletin asıl sorumlu olduğunu belirterek pasif husumet yokluğu gerekçesiyle verilen ret kararını bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2022/3652 E., 2022/9673 K., 28.11.2022). Madde eski Kanun'un 410. maddesini karşılar.
- Vesayet daireleri
- Vesayet makamı (sulh hukuk mahkemesi) ve denetim makamı (asliye hukuk mahkemesi) (TMK m. 397).
- Doğrudan sorumluluk
- Devletin vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı zararları için zarar görene karşı doğrudan sorumlu olması.
- İkincil sorumluluk
- Gerekçeye göre Devletin, zararın vasi, kayyım ve yasal danışmandan tazmin edilememesi hâlindeki "ikinci derece" sorumluluğu (S. Sayısı 723, s. 152).
- Rücu
- Zararı tazmin eden Devletin, ödediğini zararın doğmasında kusurlu olanlardan istemesi.
TMK 468 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Doğrudan sorumluluk | Vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı olarak sebebiyet verdikleri zararlar | TMK m. 468/1 |
| İkincil sorumluluk | Vasi, kayyım ve yasal danışmanlara tazmin ettirilemeyen zararlar | TMK m. 468/1 |
| Rücu | Zararı tazmin eden Devlet kusurlu olanlara rücu eder | TMK m. 468/2 |
| Müteselsil sorumluluk | Kusurlular rücu hakkını kullanan Devlete karşı müteselsilen sorumludur | TMK m. 468/3 |
| Mahkeme | Vesayet dairelerinin bulunduğu yer asliye mahkemesi; görevlilere rücu davasında en yakın asliye mahkemesi | TMK m. 469 |
| Zamanaşımı | Tazmin ettirilemeyen zarar için bir yıl; görevlilerin zararı için genel hükümler; rücu için bir yıl | TMK m. 492 |
| Eski Kanun | 743 sayılı Kanun m. 410 | Gerekçe, s. 152 |
TBMM gerekçesine göre madde eski Kanun'un 410. maddesini karşılar; birinci fıkrada vesayet dairelerinde görevli olanların haksız fiilleriyle başkalarına verdikleri zarardan Devletin sorumlu tutulması esası getirilmiş, memurun değil doğrudan doğruya Devletin sorumlu olduğu ve Devletin kendi memuruna rücu edeceği genel ilkesi tekrarlanmıştır; Devletin vasi, kayyım ve yasal danışmanların verdikleri zararlardan sorumluluğu ise ikinci derece bir sorumluluk olarak düzenlenmiştir (S. Sayısı 723, s. 152-153). Tasarının 468. maddesi Adalet Komisyonunca aynen kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 474).
Bu maddede dikkat edilecek ilk nokta, iki ayrı sorumluluk bulunmasıdır: vesayet dairelerinde görevlilerin zararlarında Devlet doğrudan, vasi, kayyım ve yasal danışmanın zararlarında ise ancak onlara tazmin ettirilemeyen kısım için sorumludur. İkinci nokta, davalının Devlet olmasıdır; Devletin asıl sorumlu olduğu hâllerde dava pasif husumet yokluğundan reddedilemez (Yargıtay 2. HD, 2022/3652 E., 2022/9673 K., 28.11.2022). Üçüncü nokta, görevli mahkemedir; vesayet işlerinden doğan tazminat davası hâkimlerin hukuki sorumluluğuna ilişkin genel hükümlere göre değil, 468 ve 469. maddelere göre asliye mahkemesinde görülmüştür (Yargıtay 18. HD, 2012/15491 E., 2013/3965 K., 18.03.2013).
Vesayet dairelerinde görevlilerin zararından doğrudan sorumluluk
- Kural: Devlet doğrudan doğruya sorumludur.
- Koşul: Vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı olarak sebebiyet verdiği zarar.
- Gerekçe: Memurun değil Devletin sorumluluğu ilkesi.
Birinci fıkranın ilk cümlesine göre Devlet, vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı olarak sebebiyet verdikleri zararlardan doğrudan doğruya sorumludur. Vesayet daireleri, vesayet makamı ve denetim makamından oluşur (TMK m. 397). Gerekçe, memurların memuriyet görevleri nedeniyle verdikleri zarardan memurun değil doğrudan doğruya Devletin sorumlu olduğu ilkesinin maddede tekrarlandığını ve aynı kuralın Anayasanın 129. maddesinde de yer aldığını belirtir (S. Sayısı 723, s. 152).
Yargıtay, satın aldığı taşınmaz için hatalı olarak kayyım atandığını ileri süren davacının Hazineye karşı açtığı davada, Devletin asıl sorumlu olduğu kabul edilerek esastan inceleme yapılması gerektiğini belirtmiş ve davanın pasif husumet yokluğundan reddini bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2022/3652 E., 2022/9673 K., 28.11.2022). Vesayet mahkemesinin bankaya yazdığı yazıda kısıtlının parasının vadeli hesaba yatırılmasının istenmemesi nedeniyle doğan faiz kaybına ilişkin davada da paraların faiz getirmek üzere yatırılmasını öngören 441. madde ile 468. madde gözetilerek işin esasının incelenmesi gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay 4. HD, 2009/9548 E., 2010/5142 K., 29.04.2010; TMK m. 441).
Vasi, kayyım ve yasal danışmanın zararından ikincil sorumluluk
- Kural: Devlet, vasi, kayyım ve yasal danışmana tazmin ettirilemeyen zararlardan sorumludur.
- Nitelik: Gerekçeye göre ikinci derece bir sorumluluk.
- Ön koşul: Zararın bu kişilerden tazmin edilememesi.
Birinci fıkranın ikinci kısmına göre Devlet, vasi, kayyım ve yasal danışmanlara tazmin ettirilemeyen zararlardan da sorumludur. Gerekçe, Devletin bu kişilerin verdikleri zararlardan sorumluluğunun ancak zararın onlardan tazmin edilmemesi hâlinde ikinci derece bir sorumluluk olarak düzenlendiğini belirtir (S. Sayısı 723, s. 152). Vasi, kayyım ve yasal danışmanın kendi sorumluluğu kusura dayanır (TMK m. 467).
Yargıtay, taşınmazların değerinin altında satılmasından doğan zararın vasinin kusurlu eylemlerinden kaynaklandığı ve vesayet dairelerinin kusurunun ispat edilemediği bir dosyada, Hazinenin vasiyle birlikte sorumlu tutulmasını doğru bulmamış ve Hazine hakkındaki davanın vesayet dairelerinin sorumluluğu yönünden esastan reddi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 18. HD, 2012/8739 E., 2013/484 K., 17.01.2013).
Rücu ve müteselsil sorumluluk
- Rücu: Zararı tazmin eden Devlet kusurlulara başvurur.
- Müteselsil sorumluluk: Kusurlular Devlete karşı birlikte sorumludur.
İkinci fıkraya göre zararı tazmin eden Devlet, zararın meydana gelmesinde kusurlu olanlara rücu eder; üçüncü fıkraya göre zararın doğmasına kusurlarıyla sebep olanlar, rücu hakkını kullanan Devlete karşı müteselsilen sorumludur. Gerekçe bu iki fıkrayı Devletin rücu hakkı ve kusurluların müteselsil sorumluluğu olarak açıklar (S. Sayısı 723, s. 153). Devletin rücu davası, rücu hakkının doğumunun üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK m. 492).
Görevli ve yetkili mahkeme
- Tazminat davası: Vesayet dairelerinin bulunduğu yer asliye mahkemesi.
- Görevlilere rücu: Vesayet dairelerinin bulunduğu yere en yakın asliye mahkemesi.
- Özel hüküm: Hâkimlerin sorumluluğuna ilişkin genel düzenlemelerden önce uygulanmıştır.
Vesayetle ilgili tazminat ve diğer rücu davaları vesayet dairelerinin bulunduğu yer asliye mahkemesinde görülür; Devletin vesayet dairelerinde görevli kişilere karşı rücu davasına ise vesayet dairelerinin bulunduğu yere en yakın asliye mahkemesi bakar (TMK m. 469).
Yargıtay, vesayet makamının kusurlu veli atama kararından doğan zararın Hazineden istendiği bir davada, hâkimlerin fiil ve kararlarından doğan davalara ilişkin genel usul hükmüne dayanılarak verilen görevsizlik kararını, davanın 468. maddeye dayandığı gerekçesiyle bozmuştur (Yargıtay 4. HD, 2015/8178 E., 2015/8920 K., 01.07.2015). Vasi atanmaması nedeniyle açılan tazminat davasında da hâkimlerin işlemlerinden doğan davalara ilişkin düzenlemenin genel, 468. maddenin ise vesayet işlerine özgü ve öncelikle uygulanacak bir hüküm olduğu belirtilmiştir (Yargıtay 18. HD, 2012/15491 E., 2013/3965 K., 18.03.2013). Vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı olarak sebep olduğu zararın Devletçe karşılanmasına ilişkin davada da asliye hukuk mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmiştir (Yargıtay 17. HD, 2013/19313 E., 2013/17950 K., 18.12.2013).
Zamanaşımı
- Tazmin ettirilemeyen zarar: Anlaşılmasından başlayarak bir yıl.
- Vesayet dairelerindeki görevlilerin zararı: Genel hükümler.
- Rücu: Rücu hakkının doğumundan başlayarak bir yıl.
Tazmin ettirilemeyen zararlar için Devlete karşı açılacak tazminat davasının zamanaşımı süresi, zararın vasi, kayyım ve yasal danışmana tazmin ettirilemeyeceğinin anlaşılmasından başlayarak bir yıldır; vesayet dairelerinde görevli olanların sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı Devlete karşı açılacak davaların zamanaşımı ise genel hükümlere tabidir (TMK m. 492).
Vesayet makamının veya denetim makamının hukuka aykırı bir işlemi nedeniyle zarar gördüyseniz, davayı Devlete karşı ve vesayet dairelerinin bulunduğu yer asliye mahkemesinde açın (TMK m. 468, 469). Zarar vasiden, kayyımdan veya yasal danışmandan kaynaklanıyorsa, önce onlardan tazmin yolunu izleyin; tazmin ettirilemeyeceği anlaşıldığında Devlete karşı bir yıllık süreyi göz önünde tutun (TMK m. 467, 492).
Yargıtay kararları
Aşağıdaki kararlar, 468. madde uyarınca Devletin vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı zararlarından sorumluluğunu ve bu davalarda görevli mahkemeyi gösteren kararlardan seçilmiştir. İlgililerin kimlik ve sağlık bilgilerine yer verilmemiştir. Kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı işlemlerinden doğan zarardan Devlet asıl sorumludur; dava pasif husumet yokluğundan reddedilemez
Davacı, satın aldığı taşınmaz için hatalı olarak kayyım atandığını, kayyım döneminde taşınmazın kiraya verildiğini ve bu süreçte zarara uğradığını ileri sürerek Hazineden maddi ve manevi tazminat istedi. İlk derece mahkemesi davayı pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddetti; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetti. Karar davacı tarafından temyiz edildi.
“Türk Medeni Kanun'un 468. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde Devletin vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı olarak sebebiyet verdikleri zararlardan doğrudan doğruya sorumlu olduğu belirtilmiş; vesayet makamı ve denetim makamı gibi vesayet dairelerinde görevli olanların haksız fiilleri ile başkalarına verdikleri zarardan dolayı Devletin sorumlu tutulması esası getirilmiştir. Bu durumda Devletin asıl sorumlu olduğu kabul edilerek esastan inceleme yapılması gerekirken pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 468. maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesini doğrudan uygular. Daire, gerekçedeki ifadeyi de tekrarlayarak vesayet makamı ve denetim makamı gibi vesayet dairelerinde görevli olanların haksız fiilleriyle başkalarına verdikleri zarardan Devletin sorumlu tutulması esasının getirildiğini, Devletin bu zararlardan asıl sorumlu olduğunu belirtmiş; esastan inceleme yapılmadan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesini bozma nedeni saymıştır. Bozmadan sonra verilen kabul kararı ise talep kalemlerinin açıklattırılması gerektiği gerekçesiyle yeniden bozulmuştur (Yargıtay 2. HD, 2024/3254 E., 2024/4963 K., 27.06.2024).
Vesayet altındaki kişinin parasının vadesiz hesapta tutulmasından doğan faiz kaybında 441 ve 468. maddeler gözetilerek işin esası incelenmelidir
Vesayet mahkemesinin bankaya yazdığı yazıda kısıtlının parasının vadeli hesaba yatırılması istenmediğinden para vadesiz hesaba yatırıldı; vasi durumu on beş ay sonra fark ederek paranın vadeli hesaba aktarılmasını sağladı. Mirasçılar uğranılan faiz kaybının tazminini istedi; mahkeme istemi reddetti ve karar taraflarca temyiz edildi.
“4721 ... Medeni Yasa'nın 441. maddesine göre "Vesayet altındaki kişinin kendisi veya malvarlığının yönetimi için gerekli olmayan paralar, faiz getirmek üzere, vesayet makamı tarafından belirlenen millî bir bankaya yatırılır veya Hazine tarafından çıkarılan menkul kıymetlere çevrilir." Aynı Yasa'nın 468. madde gereğince ise "Devlet, vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı olarak sebebiyet verdikleri zararlardan doğrudan doğruya sorumlu olduğu gibi; vasi, kayyım ve yasal danışmanlara tazmin ettirilemeyen zararlardan da sorumludur. Zararı tazmin eden Devlet, zararın meydana gelmesinde kusurlu olanlara rücu eder." Yerel mahkemece açıklanan yasal düzenlemeler gözetilerek, davalılardan ... yönünden işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, istemin tüm davalılar yönünden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.”
Ne anlama geliyor? Karar, 468. maddenin vesayet dairelerinin işlemlerinden doğan malvarlığı kayıplarına da uygulanabildiğini gösterir. Vesayet altındaki kişinin kendisi veya malvarlığının yönetimi için gerekli olmayan paralar, faiz getirmek üzere vesayet makamınca belirlenen millî bir bankaya yatırılır veya Hazine tarafından çıkarılan menkul kıymetlere çevrilir (TMK m. 441). Daire, bu hüküm ile Devletin sorumluluğuna ilişkin 468. madde gözetilerek işin esasının incelenmesi gerektiğini belirtmiş ve istemin reddine ilişkin hükmü bozmuştur.
Vesayet makamının kusurlu kararından doğan zarar için Hazineye karşı açılan dava TMK 468'e dayanır ve asliye hukuk mahkemesinde görülür
Davacı, sulh hukuk mahkemesinin kusurlu ve hukuka aykırı biçimde verdiği veli atama kararı ve atanan velinin kötü yönetimi nedeniyle kısıtlının uğradığı zararın Hazineden tazminini istedi. Mahkeme, hâkimlerin hukuki sorumluluğuna ilişkin davaların Yargıtay'ın ilgili hukuk dairesinde açılması gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verdi; karar davacı vekilince temyiz edildi.
“TMK'nun 468. maddesi gereğince "Devlet, vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı olarak sebebiyet verdikleri zararlardan doğrudan doğruya sorumlu olduğu gibi; vasi, kayyım ve yasal danışmanlara tazmin ettirilemeyen zararlardan da sorumludur. Zararı tazmin eden Devlet, zararın meydana gelmesinde kusurlu olanlara rücu eder." Davacı, davalı hazinenin bu düzenleme gereğince sorumluluğuna dayanarak uğranılan zararın tazminini istediğine göre mahkemenin görevli olduğu anlaşılmakla görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş”
Ne anlama geliyor? Karar, vesayet işlerinden doğan zararlarda görevli mahkemeyi belirler. Mahkeme, hâkimlerin fiil ve kararlarından doğan Devlet aleyhine tazminat davalarının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 47. maddesine göre Yargıtay'ın ilgili hukuk dairesinde açılacağını kabul etmişti. Daire ise davacının Hazinenin 468. madde uyarınca sorumluluğuna dayandığını, bu nedenle mahkemenin görevli olduğunu belirterek görevsizlik kararını bozmuştur. Vesayetle ilgili tazminat davaları vesayet dairelerinin bulunduğu yer asliye mahkemesinde görülür (TMK m. 469).
Vasi atanmaması nedeniyle Devlete karşı açılan tazminat davasında vesayet işlerine özgü 468. madde uygulanır; görevli mahkeme vesayet dairelerinin bulunduğu yer asliye mahkemesidir
Bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm olan davacı, cezaevinde kaldığı sürede kendisine vasi atanmaması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek Adalet Bakanlığından tazminat istedi. Mahkeme, hâkimlerin işlemlerinden doğan tazminat davalarının Yargıtay'ın ilgili dairesinde görüleceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verdi; karar temyiz edildi.
“Her ne kadar yerel mahkemece 6110 sayılı Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca hakimlerin bir soruşturma veya kovuşturma veya dava ile ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle Devlet aleyhine açılan tazminat davasının ilgili Yargıtay Dairesinde görüleceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de; belirtilen düzenleme genel niteliktedir. Türk Medeni Kanunu'nun 468. maddesindeki Devletin sorumluluğuna ilişkin düzenleme vesayet işlerindeki Devletin sorumluluğunu düzenlediğinden daha özel nitelikte bulunduğu için öncelikle uygulanmalıdır.”
Ne anlama geliyor? Karar, 468. maddenin genel hükümler karşısındaki yerini belirler. Daire, hâkimlerin işlemlerinden doğan tazminat davalarına ilişkin düzenlemenin genel nitelikte olduğunu, 468. maddenin ise vesayet işlerindeki Devlet sorumluluğunu düzenlediği için daha özel nitelikte bulunduğunu ve öncelikle uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Davacının davasının vasi atama dosyasına bakan hâkimin yargılama faaliyetine yönelik olmadığını da gözeterek görevli mahkemenin vesayet dairelerinin bulunduğu yer asliye mahkemesi olduğunu kabul etmiş ve görevsizlik kararını bozmuştur.
Madde gerekçesi
Madde 468- Yürürlükteki Kanunun 410 uncu maddesini karşılamaktadır. Birinci fıkrada vesayet makamı ve denetim makamı gibi vesayet dairelerinde görevli olanların haksız fiilleri ile başkalarına verdikleri zarardan dolayı Devlet'in sorumlu tutulması esası getirilmiştir. Türk hukukunda geçerli olan memurların memuriyet görevleri nedeniyle verdikleri zarardan memurun değil, doğrudan doğruya Devlet'in sorumlu olduğu, zararı tazmin eden Devlet'in kendi memuruna rücu etmesine ilişkin genel ilke maddede aynen tekrar edilmiştir. Aynı kural Anayasanın 129 uncu maddesinde de yer almıştır. Aynı fıkrada Devlet, vesayet makamlarında görevli olanlar dışında, vasi, kayyım ve yasal danışmanların verdikleri zararlardan da sorumlu tutulmuştur. Ancak Devletin vasi, kayyım ve yasal danışmanların verdikleri zararlardan sorumluluğu, ancak bu kişilerden zararın tanzim edilmemesi hâlinde ikinci derece bir sorumluluk olarak düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrası Devlet'in, zarardan sorumlu kusuru olan kişilere rücu hakkını düzenlemektedir. Maddenin üçüncü fıkrasında kusurlu kişilerin, rücu hakkını kullanan Devlet karşısında müteselsilen sorumlu oldukları hükmüne yer verilmiştir.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 152-153Gerekçe metnindeki "tanzim edilmemesi" ifadesi TBMM baskısındaki biçimiyle aktarılmıştır. Tasarının 468. maddesi Adalet Komisyonunca aynen kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 474).
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun'da maddenin karşılığı 410. maddeydi; madde "Hazinenin mesuliyeti" kenar başlığını taşıyordu.
Vasi veya vesayet daireleri tarafından ödenemeyen zararları hazine, tazmin eder.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun m. 410 | 4721 sayılı Kanun m. 468 | |
|---|---|---|
| Sorumlu | Hazine | Devlet |
| Vesayet daireleri | Vesayet dairelerince ödenemeyen zararlar | Vesayet dairelerinde görevlilerin hukuka aykırı zararlarından doğrudan sorumluluk |
| Vasi, kayyım, yasal danışman | Vasi tarafından ödenemeyen zararlar | Vasi, kayyım ve yasal danışmana tazmin ettirilemeyen zararlar |
| Rücu ve müteselsil sorumluluk | Maddede yer almıyordu | Kusurlulara rücu; kusurluların Devlete karşı müteselsil sorumluluğu |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde 2002'den bu yana değişmemiştir; Tasarı metni Adalet Komisyonunda da değiştirilmemiştir. Bu sayfa hazırlanırken norm denetimi karar bankasında 468. maddenin itiraz veya iptal konusu olduğu bir karara rastlanmamıştır.
İlgili maddeler
- TMK m. 397: Kamu vesayeti.
- TMK m. 441: Paraların yatırılması.
- TMK m. 466: Özen yükümü.
- TMK m. 467: Vasinin sorumluluğu.
- TMK m. 469: Görev ve yetki.
- TMK m. 492: Olağan zamanaşımı.
Vesayet işlerinden doğan zararlar, Devlete veya vasiye karşı tazminat, vesayet altındaki bir yakınınızla ilgili işlemler ya da aile hukukundan doğan diğer sorularınız için boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 468 ne diyor?
Devletin, vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı olarak sebebiyet verdikleri zararlardan doğrudan, vasi, kayyım ve yasal danışmanlara tazmin ettirilemeyen zararlardan da sorumlu olduğunu; Devletin kusurlulara rücu edeceğini ve kusurluların Devlete karşı müteselsilen sorumlu olduğunu düzenler.
Sulh hukuk mahkemesinin hatalı kararından Devlet sorumlu mu?
Vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı olarak sebebiyet verdikleri zararlardan Devlet doğrudan sorumludur (TMK m. 468); bu durumda dava pasif husumet yokluğundan reddedilemez (Yargıtay 2. HD, 2022/3652 E., 2022/9673 K., 28.11.2022).
Vasinin verdiği zarardan Devlet sorumlu mu?
Ancak vasiye tazmin ettirilemeyen kısım için; gerekçe bunu ikinci derece bir sorumluluk olarak açıklar (S. Sayısı 723, s. 152).
Vesayet dairelerinin kusuru yoksa Hazine vasiyle birlikte sorumlu tutulabilir mi?
Zararın vasinin kusurundan doğduğu ve vesayet dairelerinin kusurunun ispat edilemediği bir dosyada Hazinenin vasiyle birlikte sorumlu tutulması doğru bulunmamıştır (Yargıtay 18. HD, 2012/8739 E., 2013/484 K., 17.01.2013).
Bu dava hangi mahkemede açılır?
Vesayet dairelerinin bulunduğu yer asliye mahkemesinde (TMK m. 469); hâkimlerin sorumluluğuna ilişkin genel hükümlere göre verilen görevsizlik kararı bozulmuştur (Yargıtay 4. HD, 2015/8178 E., 2015/8920 K., 01.07.2015).
Vasi atanmaması nedeniyle Devlete dava açılabilir mi?
Böyle bir davada görevli mahkemenin vesayet dairelerinin bulunduğu yer asliye mahkemesi olduğu kabul edilmiştir (Yargıtay 18. HD, 2012/15491 E., 2013/3965 K., 18.03.2013).
Devlet ödediği tazminatı kimden geri ister?
Zararın meydana gelmesinde kusurlu olanlardan; kusurlular Devlete karşı müteselsilen sorumludur (TMK m. 468/2, 3).
Devlete karşı dava ne zaman zamanaşımına uğrar?
Tazmin ettirilemeyen zarar için bu durumun anlaşılmasından başlayarak bir yıl; vesayet dairelerindeki görevlilerin zararları için genel hükümler uygulanır (TMK m. 492).
Eski Kanun'da karşılığı var mıydı?
Evet; 743 sayılı Kanun'un 410. maddesi.
Madde yürürlüğe girdiğinden beri değişti mi?
Hayır.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 397, 441, 466, 467, 468, 469, 492
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 410 (mülga)
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 468 gerekçesi s. 152-153, Tasarı ve Komisyon metni s. 474
- Yargıtay 2. HD, 2024/3254 E., 2024/4963 K., 27.06.2024
- Yargıtay 2. HD, 2022/3652 E., 2022/9673 K., 28.11.2022
- Yargıtay 4. HD, 2015/8178 E., 2015/8920 K., 01.07.2015
- Yargıtay 4. HD, 2009/9548 E., 2010/5142 K., 29.04.2010
- Yargıtay 17. HD, 2013/19313 E., 2013/17950 K., 18.12.2013
- Yargıtay 18. HD, 2012/15491 E., 2013/3965 K., 18.03.2013
- Yargıtay 18. HD, 2012/8739 E., 2013/484 K., 17.01.2013
