Türk Medeni Kanunu · Vesayeti Gerektiren Hâller

TMK Madde 410: Kısıtlamanın İlanı

Türk Medeni Kanunu'nun 410. maddesine göre kısıtlama kararı, kesinleşince hemen kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan olunur; kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez. Bu sayfada ilanın ne zaman ve nerede yapıldığını, üçüncü kişilere etkisini, ayırt etme gücüne ilişkin istisnayı, madde gerekçesini, eski Kanun'daki karşılığını ve Yargıtay kararlarını bulacaksınız.

Av. Aydın AydarAv. Aydın AydarHazırlayan · Boşanma avukatı 5 yüksek mahkeme kararı Güncelleme: 26 Eylül 2026
Resmî metin4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

İkinci Kitap: Aile Hukuku › Üçüncü Kısım: Vesayet › Birinci Bölüm: Vesayet Düzeni › İkinci Ayırım: Vesayeti Gerektiren Hâller › C. Usul

II. İlân

Madde 410

  1. (1)Kısıtlama kararı, kesinleşince hemen kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilân olunur.
  2. (2)Kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilândan önce etkilemez.
  3. (3)Ayırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçlarına ilişkin hükümler saklıdır.
Yürürlük: 01.01.2002 · Yürürlüğe girdiğinden beri değişmedimevzuat.gov.tr

Fıkra numaraları atıf kolaylığı için eklenmiştir; metin, mevzuat.gov.tr'deki güncel resmî metinle aynıdır.

Bu sayfada
  1. Madde metni
  2. TMK 410 ne düzenler?
  3. İlanın zamanı ve yeri
  4. İlanın üçüncü kişilere etkisi
  5. Ayırt etme gücüne ilişkin istisna
  6. Kısıtlılığın süresi ve sonraki işlemler
  7. Yargıtay kararları
  8. Madde gerekçesi
  9. 743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
  10. Değişiklik geçmişi
  11. İlgili maddeler
  12. Sık sorulan sorular
Kısaca

TMK 410, kısıtlama kararının ilanını ve üçüncü kişilere etkisini düzenler. Kısıtlama kararı kesinleşince hemen, kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan olunur. Kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez; ancak ayırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçlarına ilişkin hükümler saklıdır. Buna göre ayırt etme gücü bulunmayan kişinin işlemleri ilandan önce de hukuki sonuç doğurmaz (TMK m. 15). Gerekçeye göre madde, ilanın doğum yerinde değil nüfusa kayıtlı olunan yerde yapılmasını kabul etmiş ve eski Kanun'daki ilanın geciktirilmesine ilişkin hükmü almamıştır.

İlan
Kısıtlama kararının herkesin öğrenebileceği biçimde duyurulması.
Kesinleşme
Kısıtlama kararına karşı kanun yollarının tükenmesi veya kullanılmaması.
İyiniyetli üçüncü kişi
Kısıtlamayı bilmeyen ve durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni gösteren kişi (TMK m. 3).
Ayırt etme gücü
Akla uygun biçimde davranma yeteneği (TMK m. 13).
Nüfusa kayıtlı olunan yer
Kişinin nüfus kütüğünde kayıtlı bulunduğu yer.

TMK 410 ne düzenler?

KonuKuralDayanak
İlanın zamanıKısıtlama kararı kesinleşince hemenTMK m. 410/1
İlanın yeriKısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerTMK m. 410/1
Üçüncü kişilerKısıtlama iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemezTMK m. 410/2
Ayırt etme gücüAyırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçları saklıdırTMK m. 410/3
Yerleşim yeri değişikliğiKısıtlama yeni yerleşim yerinde ilan olunurTMK m. 412
KaldırmaKısıtlama ilan edilmişse kaldırılması da ilan olunurTMK m. 473
Kayyım ve yasal danışmanKarar ancak vesayet makamı gerekli görürse ilan olunurTMK m. 431
Kaynak743 m. 360Gerekçe, s. 140

TBMM gerekçesine göre madde, eski Kanun'un 360. maddesini karşılamaktadır. Gerekçe, eski hükümden farklı olarak ilanın yerleşim yerinden başka, kısıtlının doğduğu yerde değil "nüfusa kayıtlı bulunduğu" yerde yapılmasının uygun görüldüğünü; ilanın geciktirilmesi sakıncalı görüldüğünden eski maddenin ikinci fıkrasındaki bu konuya ilişkin hükmün maddeye alınmadığını belirtir. İyiniyetli üçüncü kişiler hakkında kısıtlamanın ilanından itibaren hüküm ifade edeceği esası korunmuş, ayırt etme gücüne sahip olmayanların hukuki fiillerinin sonuç doğurmadığına ilişkin hükümlerin saklı olduğu son fıkrada vurgulanmıştır. Tasarının 410. maddesi Adalet Komisyonunca aynen kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 460).

Dikkat

Bu maddede dikkat edilecek ilk nokta, ilanın kesinleşmeden sonra hemen yapılması gerektiğidir. İkinci nokta, ilandan önce kısıtlının iyiniyetli üçüncü kişilerle yaptığı işlemlerin, kısıtlama ayırt etme gücüyle ilgili değilse kısıtlıyı bağlayabilmesidir. Üçüncü nokta, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin işlemlerinde iyiniyetin korunmamasıdır; bu durumda ilan yapılmış olsun olmasın işlem hukuki sonuç doğurmaz (TMK m. 15).

İlanın zamanı ve yeri

  • Zaman: Kısıtlama kararı kesinleşince hemen.
  • Yer: Kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yer.
  • Yeni yerleşim yeri: Yerleşim yeri değişirse kısıtlama yeni yerde de ilan olunur.

Birinci fıkraya göre kısıtlama kararı, kesinleşince hemen kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan olunur. Eski Kanun ilanın doğum yeri ile ikametgâhta yapılmasını öngörüyordu; gerekçeye göre yeni düzenleme doğum yeri yerine nüfusa kayıtlı olunan yeri esas almıştır. Eski Kanun, akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya ayyaşlık sebebiyle kısıtlanan kişi bir kurumda bulunduğu sürece ilanın ertelenmesine istisnaen izin veriyordu; gerekçe, ilanın geciktirilmesi sakıncalı görüldüğünden bu hükmün maddeye alınmadığını belirtir.

Vesayet makamının izniyle yerleşim yeri değişirse yetki yeni vesayet dairelerine geçer ve kısıtlama yeni yerleşim yerinde ilan olunur (TMK m. 412). Kayyım veya yasal danışman atanmasına ilişkin karar ise ancak vesayet makamının gerekli görmesi hâlinde ilan olunur (TMK m. 431).

İlanın üçüncü kişilere etkisi

  • Kural: Kısıtlama iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez.
  • Sonuç: İlandan önce yapılan işlem iyiniyetli karşı tarafa karşı kısıtlıyı bağlayabilir.
  • Kısıtlamadan önceki işlem: Kısıtlama kararından önce yapılan işlemde ehliyetsizlikten söz edilemez.

İkinci fıkra, ilanı üçüncü kişilere karşı etkinin başlangıcı olarak kabul eder: kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez. Yargıtay, savurganlık sebebiyle verilen ve ilan edilmemiş bir kısıtlama kararının iyiniyetli üçüncü kişileri bağlamayacağını ve kısıtlının düzenlediği bono nedeniyle sorumlu tutulacağını belirtmiştir (Yargıtay 12. HD, 2015/11249 E., 2015/13095 K., 11.05.2015).

Kısıtlama kararından önce yapılan işlemde ise ayırt etme gücüyle ilgili olmayan bir kısıtlama sebebi bakımından ehliyetsizlikten söz edilemez (Yargıtay 12. HD, 2015/12580 E., 2015/25437 K., 22.10.2015). Ayırt etme gücü bulunan kişinin kısıtlama davası sürerken yaptığı sözleşme de, yalnız vesayet davasının daha önce açılmış olmasına dayanılarak geçersiz sayılamaz (Yargıtay 11. HD, 2013/17406 E., 2014/6850 K., 08.04.2014).

Ayırt etme gücüne ilişkin istisna

  • Saklı hüküm: Ayırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçları saklıdır.
  • Sonuç: Ayırt etme gücü bulunmayanın işlemi ilandan önce de hüküm doğurmaz.
  • İyiniyet: Karşı tarafın iyiniyeti bu sonucu değiştirmez.

Üçüncü fıkraya göre ayırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçlarına ilişkin hükümler saklıdır. Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz (TMK m. 15); bu sonuç ilana bağlı değildir. Yargıtay, ehliyetsiz kişiyle işlem yapanın iyiniyetinin ehliyetsizliği gidermeyeceğini, bu kuralın tek istisnasının 410. maddedeki ilan kuralı olduğunu, ancak tam ehliyetsizler bakımından iyiniyetin korunmayacağını belirtmiştir (Yargıtay 14. HD, 2010/11035 E., 2010/12624 K., 11.11.2010). Aynı kararda, kısıtlama kararının tapu kütüğüne işlenmemiş olmasının tek başına karşı tarafın iyiniyetini göstermediği kabul edilmiştir.

Kısıtlılığın süresi ve sonraki işlemler

  • Üçüncü kişiler: İyiniyetli üçüncü kişilere karşı etki ilanla başlar.
  • Kaldırma: İlan edilmiş kısıtlamanın kaldırılması da ilan olunur.
  • Tespit: Uyuşmazlıkta kısıtlılığın süresi ve ilan araştırılır.

Kısıtlama ilan edilmişse kaldırılması da ilan olunur; ancak fiil ehliyetinin yeniden kazanılması ilanın yapılmasına bağlı değildir (TMK m. 473). Yargıtay, hükümlülük sebebiyle kısıtlanan bir şirket yetkilisinin katıldığı işlemlerde kısıtlılık hâlinin süresinin ve kısıtlama kararının ilan edilip edilmediğinin tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 11. HD, 2024/1176 E., 2025/305 K., 21.01.2025).

Vesayet kararından sonra kısıtlı hakkında başlatılan takipte kısıtlıyı vasi temsil eder; bu yüzden ödeme emrinin vasiye tebliği gerekir (Yargıtay 12. HD, 2015/12580 E., 2015/25437 K., 22.10.2015).

Uygulamada

Eşinizin veya bir yakınınızın kısıtlanmasına karar verildiyse, kararın kesinleştikten sonra yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan edildiğini takip edin; ilandan önce iyiniyetli kişilerle yapılan işlemler kısıtlıyı bağlayabilir. Kısıtlı biriyle sözleşme yapacaksanız veya ondan bir taşınmaz edinecekseniz, kısıtlama ilan edilmişse iyiniyete dayanamayacağınızı ve ayırt etme gücü bulunmayan kişiyle yapılan işlemin iyiniyetle de ayakta tutulamayacağını göz önünde tutun. Kısıtlılık kaldırıldıysa, ilan edilmiş bir kısıtlamanın kaldırılmasının da ilan olunacağını, fiil ehliyetinin ise ilanı beklemeden yeniden kazanıldığını bilin (TMK m. 473).

Yargıtay kararları

Aşağıdaki kararlar, 410. maddeyi ilanın üçüncü kişilere etkisi, ayırt etme gücüne ilişkin istisna ve kısıtlılığın süresi yönünden uygulayan kararlardan seçilmiştir. Maddeyi doğrudan uygulayan kararların sayısı sınırlıdır; ilanın yapılış biçimine ilişkin bir karara bu sayfa hazırlanırken rastlanmamıştır. Kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi2015/11249 E. · 2015/13095 K.11.05.2015

Savurganlık sebebiyle verilen kısıtlama kararı ilan edilmemişse, kısıtlının düzenlediği bono iyiniyetli hamile karşı geçerli sayılır

Bonoya dayalı icra takibinde keşideci borçlunun vasisi, keşidecinin senedin düzenlenmesinden önce savurganlık sebebiyle kısıtlandığını ileri sürerek takibin iptalini istedi. İcra mahkemesi takibi iptal etti; geri çevirme üzerine vesayet mahkemesinden gelen cevaba göre kısıtlama kararı ilan edilmemişti.

“O halde, keşideci borçlu hakkındaki kısıtlama kararı, TMK'nun 410/3. maddesinde özel olarak düzenlenen ayırt etme gücü ile ilgili olmayıp, aynı kanunun 406. maddesi gereğince borçlunun savurganlığı nedeniyle verilen bir kısıtlama kararı olduğundan ve 410/1. madde gereğince de kısıtlama kararı ilan edilmediğinden kanunun amir hükmü gereğince iyiniyetli üçüncü kişileri bağlamaz.”

Ne anlama geliyor? Karar, 410. maddenin ikinci fıkrasının kambiyo işlemlerindeki sonucunu gösterir. Daire, maddenin üç fıkrasını aktarmış ve kısıtlamanın savurganlık sebebiyle verildiğini, ayırt etme gücüyle ilgili olmadığını belirtmiştir. Kısıtlama kararı ilan edilmediğinden iyiniyetli üçüncü kişileri bağlamayacağı ve kısıtlı borçlunun takip konusu bono nedeniyle sorumlu tutulması gerektiği açıklanarak takibin iptali kararı bozulmuştur (TMK m. 406).

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi2015/12580 E. · 2015/25437 K.22.10.2015

Kısıtlama kararından önce imzalanan sözleşme nedeniyle kısıtlı sorumludur; kısıtlamadan sonra başlatılan takipte ödeme emri vasiye tebliğ edilmelidir

Kredi sözleşmesine dayalı icra takibine karşı borçlunun vasisi, borçlunun sözleşme tarihinde borçlanma ehliyeti bulunmadığını ileri sürerek takibin iptalini istedi. Borçlu savurganlık sebebiyle kısıtlanmıştı; kısıtlama kararı sözleşmeden yaklaşık bir buçuk ay sonra verilmişti. İcra mahkemesi takibi iptal etti.

“Borçlu hakkındaki kısıtlama kararı, TMK'nun 410/3. maddesinde özel olarak düzenlenen ayırt etme gücü ile ilgili olmayıp, aynı Kanun'un 406. maddesi gereğince borçlunun savurganlığı nedeniyle verilen bir kısıtlama kararı olduğundan ve kısıtlama kararının tarihi, kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihten sonra olduğundan, kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte, borçlunun borçlanma ehliyeti olmadığından söz edilemez. Bu nedenle kısıtlı borçlunun takip konusu sözleşme nedeniyle sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca vesayet altına alınma kararından sonra başlatılan takipte, kısıtlıyı vasisi temsil edeceğinden ve onun adına itiraz ve şikayet haklarını kullanacağından, İİK.nun 61. maddesi kapsamında çıkarılan ödeme emrinin vasiye tebliği zorunludur.”

Ne anlama geliyor? Karar, kısıtlamanın hüküm doğurduğu anı ve sonrasındaki temsil kuralını birlikte gösterir. Daire, kısıtlamanın ayırt etme gücüyle ilgili olmayan bir sebebe, savurganlığa dayandığını ve kararın kredi sözleşmesinden sonra verildiğini belirtmiş; sözleşme tarihinde borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmadığından söz edilemeyeceğini açıklamıştır. Vesayet kararından sonra başlatılan takipte ise kısıtlıyı vasisi temsil edeceğinden ödeme emrinin vasiye tebliği gerektiği; bu yüzden takibin değil, kısıtlıya tebliğ edilen ödeme emrinin iptali gerektiği belirtilmiştir (TMK m. 406).

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi2010/11035 E. · 2010/12624 K.11.11.2010

Ehliyetsiz kişiyle işlem yapanın iyiniyeti ehliyetsizliği gidermez; kısıtlama kararının tapu kütüğüne işlenmemiş olması tek başına iyiniyet sebebi değildir

Kısıtlı adına yeni atanan vasi, önceki vasinin kısıtlıdan aldığı vekaletnameyle kısıtlının taşınmazı üzerinde bir şirket lehine kurduğu ipotek ve intifa hakkının terkinini istedi. Mahkeme, vesayet kararının tapuda kayıtlı olmadığı ve şirketin iyiniyetli olduğu gerekçesiyle davayı reddetti.

“Bu nedenle de ehliyetsiz kişi ile işlem yapanın iyiniyetli olması da ehliyetsizliği gideremeyecektir. Bu kuralın tek istisnası Türk Medeni Kanununun 410. maddesindeki kısıtlama kararının ilanından önce iyiniyetli üçüncü kişileri etkilemeyeceğine dair düzenleme olup burada da tam ehliyetsizler için iyiniyetin hiçbir şekilde korunamayacağı da ayrıca hüküm altına alınmıştır. Tüm bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi taşınmaz maliki 2003 yılında kısıtlanmış olup fiil ehliyetinden yoksundur. Fiil ehliyeti hükmen kısıtlanan kişinin taşınmaz malları üzerinde önemli ölçüde tasarruf yapacak nitelikte verdiği vekaletname de bu kişi vasisi dahi olsa ehliyetsizlik nedeniyle geçersizdir. Tapuda bu vekaletname ile hak kazanan kişinin kazanımı da korunmayacaktır. Mahkemece açıklanan tüm bu hususlar ile vesayet kararının ilan zorunluluğu unsuru da gözardı edilerek sadece kararın tapu kütüğüne işlenmemiş olması nedeniyle davalı ... Ltd. Şti.nin iyiniyetli olduğundan bahisle davanın reddi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.”

Ne anlama geliyor? Karar, 410. maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları arasındaki ilişkiyi gösterir. Daire, fiil ehliyetinin bulunmadığı durumlarda işlemin geçersiz olduğunu ve işlem yapanın iyiniyetinin ehliyetsizliği gidermeyeceğini belirtmiş; bu kuralın tek istisnasının kısıtlama kararının ilanından önce iyiniyetli üçüncü kişileri etkilememesi olduğunu, ancak tam ehliyetsizler bakımından iyiniyetin korunmayacağını açıklamıştır. Kısıtlı kişinin, vasisine dahi olsa, taşınmazları üzerinde tasarruf imkânı veren vekaletnamesinin geçersiz olduğu; mahkemenin ilan zorunluluğunu gözden kaçırıp yalnız kararın tapu kütüğüne işlenmemesine dayanarak iyiniyet kabul etmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir (TMK m. 462).

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi2013/17406 E. · 2014/6850 K.08.04.2014

Ayırt etme gücü bulunan kişinin kısıtlama davası sürerken yaptığı sözleşme, yalnız davanın önceden açılmış olmasına dayanılarak geçersiz sayılamaz

Kendi isteğiyle 408. madde uyarınca kısıtlanan davacı adına, kısıtlama davası sürerken imzaladığı bir şirket kuruluş sözleşmesinin iptali istendi. Mahkeme, sözleşme tarihinde davacının sözleşme yapma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davayı kabul etti.

“TMK'nın 410. maddesinin 2 ve 3. bendi "Kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez. Ayırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmünü haiz olmakla, isteğe bağlı kısıtlama kararının üçüncü kişiler yönünden sonuç doğurabilmesi için kararın ilan edilmesi gerektiği açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu halde, davacı kısıtlının ayırt etme gücü bulunduğuna göre, mahkemece, vesayet davası açılma tarihinin şirket ana sözleşmesinden önce olması esas alınarak, kısıtlama kararı şirket ana sözleşme tarihinden sonra olsa da, davacının sözleşme düzenlendiği tarihte sözleşme yapma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermesi yerinde değildir.”

Ne anlama geliyor? Karar, kısıtlamanın üçüncü kişilere karşı hangi andan itibaren etkili olduğunu gösterir. Daire, 410. maddeye göre kısıtlamanın iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemediğini ve isteğe bağlı kısıtlama kararının üçüncü kişiler yönünden sonuç doğurabilmesi için ilan edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayırt etme gücü bulunan kişinin kısıtlama kararından önce yaptığı sözleşme, vesayet davasının sözleşmeden önce açılmış olmasına dayanılarak ehliyetsizlik gerekçesiyle geçersiz sayılmamıştır (TMK m. 408).

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi2024/1176 E. · 2025/305 K.21.01.2025

Kısıtlının katıldığı işlemlerin geçerliliği için kısıtlılığın süresi ve kısıtlama kararının ilan edilip edilmediği belirlenmelidir

Alacak davasında davalı şirketin yetkilisi, hükümlü olduğu için kısıtlanmıştı; infazın ertelendiği dönemde kısıtlılık hâlinin ortadan kalktığı ve hükümlülük sona erince vesayetin son bulduğu mahkeme kararlarıyla tespit edilmişti. Davacı, şirket yetkilisinin imzaladığı bir sulh sözleşmesine dayandı.

“Yasal düzenlemeler ve dosya kapsamı gözetilerek, davalı şirket yetkilisi ...'ın kısıtlılık halinin süresi, kısıtlılık kararının ilan edilip edilmediğinin tespiti ile kısıtlının katıldığı hukuki işlemlerin sıhhatinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğinden, mahkemece hatalı değerlendirme ile sonuca varılması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.”

Ne anlama geliyor? Karar, 410. maddenin ikinci fıkrasının kısıtlılığın süresiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösterir. Daire, 407 ve 410. maddeleri aktararak kısıtlama kararının kesinleşince yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan olunacağını ve kısıtlamanın iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemeyeceğini hatırlatmıştır. Kısıtlılık hâlinin hangi dönemlerde sürdüğü ve kısıtlama kararının ilan edilip edilmediği tespit edilmeden, kısıtlının katıldığı işlemlerin geçerliliği hakkında verilen karar bozulmuştur (TMK m. 407).

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni

Madde gerekçesi

Madde gerekçesi

Madde 410- Yürürlükteki Kanunun 360 ıncı maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki hükümden farklı olarak maddede ilânın yerleşim yerinden başka, kısıtlının doğduğu yerde değil "nüfusa kayıtlı bulunduğu" yerde yapılması uygun görülmüştür. İlanın geciktirilmesi sakıncalı görüldüğünden yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasındaki bu hususa ilişkin hükme maddede verilmemiştir. İyiniyetli üçüncü kişiler hakkında kısıtlamanın ilânından itibaren hüküm ifade edeceği esası korunmakla beraber, ayırt etme gücüne sahip olmayanlar tarafından yapılan hukukî fiillerin sonuç doğurmadığı hususundaki hükümlerin saklı bulunduğu son fıkrada vurgulanmıştır. Böylelikle madde üç fıkra hâline getirilmiştir.

Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 140

Tasarının 410. maddesi Adalet Komisyonunca aynen kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 460).

743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı

Eski Kanun'da maddenin karşılığı 360. maddeydi.

743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 360 (mülga)

Kaziyei muhakeme halini alan hacir hükmü derhal mahcurun hem doğduğu hem de ikametgahının bulunduğu yerde resmen en aşağı bir defa ilan olunur. Akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya ayyaşlık sebebi ile hacredilen kimsenin bir müessesede bulundurulduğu müddetçe ilanın tehirine; mahkemei asliye, müstesna olarak müsaade edebilir. Hüsnü niyet sabibi üçüncü şahıslar hakkında hacir hükmünün tesiri ilandan başlar.

743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr
743 sayılı Kanun m. 3604721 sayılı Kanun m. 410
İlanın zamanıKesinleşen kısıtlama kararı derhal ilan olunurKesinleşince hemen ilan olunur
İlanın yeriDoğum yeri ve ikametgâhYerleşim yeri ve nüfusa kayıtlı olunan yer
ErtelemeKurumda bulunduğu sürece ilan istisnaen ertelenebilirDüzenlenmemiş
Üçüncü kişilerİyiniyetli üçüncü kişiler için etki ilanla başlarKısıtlama iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez
Ayırt etme gücüDüzenlenmemişAyırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçları saklıdır

Değişiklik geçmişi

TarihGelişmeDayanak
01.01.2002Madde yürürlüğe girdi4721 s. K.

Madde 2002'den bu yana değişmemiştir; Tasarı metni Adalet Komisyonunda da değiştirilmemiştir. Bu sayfa hazırlanırken norm denetimi karar bankasında 410. maddenin itiraz veya iptal konusu olduğu bir karara rastlanmamıştır.

İlgili maddeler

İlgili maddeler
  • TMK m. 412: Yerleşim yerinin değişmesi ve yeni yerde ilan.
  • TMK m. 473: Kısıtlamanın kaldırılmasının ilanı.
  • TMK m. 431: Kayyım ve yasal danışman atanmasında ilan.
  • TMK m. 409: İlgilinin dinlenilmesi ve bilirkişi raporu.
  • TMK m. 462: Vesayet makamının iznine bağlı işlemler.

Kısıtlama kararının ilanı, kısıtlı eşle yapılan işlemler veya aile hukukundan doğan diğer sorularınız için boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

TMK 410 ne diyor?

Kısıtlama kararının kesinleşince hemen kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan olunacağını, kısıtlamanın iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemeyeceğini ve ayırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçlarının saklı olduğunu düzenler.

Kısıtlama kararı ne zaman ilan edilir?

Karar kesinleşince hemen ilan edilir.

İlan nerede yapılır?

Kısıtlının yerleşim yerinde ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde.

İlandan önce kısıtlıyla yapılan işlem geçerli mi?

Kısıtlama ayırt etme gücüyle ilgili değilse, iyiniyetli karşı tarafa karşı kısıtlıyı bağlayabilir.

Ayırt etme gücü bulunmayan kişiyle yapılan işlem ne olur?

Hukuki sonuç doğurmaz; karşı tarafın iyiniyeti bu sonucu değiştirmez (TMK m. 15).

Kısıtlama kararından önce yapılan işlem geçerli mi?

Ayırt etme gücüyle ilgili olmayan bir kısıtlama sebebi bakımından, karardan önce yapılan işlemde ehliyetsizlikten söz edilemez.

Kısıtlı yerleşim yerini değiştirirse ilan yeniden yapılır mı?

Evet; kısıtlama yeni yerleşim yerinde de ilan olunur (TMK m. 412).

Kısıtlama kaldırılınca bu da ilan edilir mi?

Kısıtlama ilan edilmişse kaldırılması da ilan olunur; fiil ehliyeti ilanı beklemeden yeniden kazanılır (TMK m. 473).

Eski Kanun'da karşılığı var mıydı?

Evet; 743 sayılı Kanun'un 360. maddesi.

Madde yürürlüğe girdiğinden beri değişti mi?

Hayır.

Av. Aydın Aydar
Av. Aydın Aydar Boşanma avukatı · İstanbul Barosu

1986'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu; 35 yılı aşkın süredir boşanma ve aile hukuku davalarında çalışıyor. Madde şerhleri resmî metin, TBMM gerekçesi ve Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi kararları esas alınarak hazırlanır ve güncellenir.

Bu sayfa genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir olaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. Kanun metni yayın tarihindeki yürürlükteki metindir. Yayın: 26 Eylül 2026 · Son güncelleme: 26 Eylül 2026.

Hemen Ara WhatsApp