TMK 405, ergin bir kişinin akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlanmasını düzenler. Birinci fıkraya göre akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen, korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır. İkinci fıkraya göre görevlerini yaparken bu durumu öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler, durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadır. Bu sebeple kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebilir (TMK m. 409). Gerekçeye göre kısıtlama için hastalık veya zayıflığın tek başına yetmediği, bunun yüzünden kişinin işlerini göremez olması, sürekli yardıma muhtaç bulunması veya başkalarının güvenliği için tehlike oluşması gerektiği açıklığa kavuşturulmuştur; hüküm değişikliği yoktur.
- Kısıtlama
- Ergin bir kişinin mahkeme kararıyla vesayet altına alınması.
- Ergin
- On sekiz yaşını doldurmuş veya evlenmiş kişi (TMK m. 11).
- Resmî sağlık kurulu raporu
- Bu sebeple kısıtlama kararı verilebilmesi için kanunun aradığı rapor.
- Hukuki dinlenilme hakkı
- Kısıtlanması istenen kişinin yargılamadan haberdar edilme ve açıklama yapabilme hakkı.
- Vesayetin kaldırılması
- Kısıtlama sebebi ortadan kalkınca vesayetin sona erdirilmesi.
TMK 405 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Sebep | Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı | TMK m. 405/1 |
| Birinci ölçüt | İşlerini görememe | TMK m. 405/1 |
| İkinci ölçüt | Korunması ve bakımı için sürekli yardıma muhtaç olma | TMK m. 405/1 |
| Üçüncü ölçüt | Başkalarının güvenliğini tehlikeye sokma | TMK m. 405/1 |
| Bildirim | İdari makamlar, noterler ve mahkemeler vesayet makamına bildirir | TMK m. 405/2 |
| Rapor | Kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir | TMK m. 409/2 |
| Kaldırma | Sebebin ortadan kalktığı resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmelidir | TMK m. 474 |
| Kaynak | 743 m. 355 | Gerekçe, s. 139 |
TBMM gerekçesine göre madde, eski Kanun'un 355. maddesini karşılamaktadır ve kısıtlama sebebi olarak akıl hastalığı ile akıl zayıflığı hâlini düzenler. Gerekçe, bu sebeple bir kişinin kısıtlanması için akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden işlerini göremez olması veya korunması ya da bakımı için sürekli yardıma muhtaç bulunması veyahut bu yüzden başkalarının güvenliği için bir tehlikenin mevcut olması gerektiğinin açıklığa kavuşturulduğunu belirtir; hüküm değişikliği yoktur. Tasarının 405. maddesi Adalet Komisyonunca aynen kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 459).
Bu maddede dikkat edilecek ilk nokta, akıl hastalığı veya akıl zayıflığının tek başına kısıtlama sebebi olmamasıdır; bunun yüzünden kişinin işlerini göremez olması, sürekli yardıma muhtaç bulunması veya başkalarının güvenliğini tehlikeye sokması gerekir. İkinci nokta, kısıtlama kararının resmî sağlık kurulu raporu olmadan verilememesi ve kısıtlanması istenen kişinin hukuki dinlenilme hakkına uyulmasıdır. Üçüncü nokta, kısıtlama kararıyla kişiye bir vasi atanması ve vasinin onu hukuki işlemlerde temsil etmesidir (TMK m. 403).
Birinci fıkra: kısıtlama sebebi ve üç ölçüt
- Sebep: Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı.
- Ölçütler: İşlerini görememe, sürekli yardıma muhtaç olma veya başkalarının güvenliğini tehlikeye sokma.
- Kapsam: Ergin kişiler.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır. Madde iki unsuru birlikte arar: kanunda sayılan sebep ve bu sebebin yol açtığı sonuç. Gerekçeye göre kısıtlama için akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden kişinin işlerini göremez olması, korunması ya da bakımı için sürekli yardıma muhtaç bulunması veya bu yüzden başkalarının güvenliği için bir tehlikenin mevcut olması gerekir.
Madde erginler hakkındadır. Erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar ve evlenme kişiyi ergin kılar (TMK m. 11); velayet altında bulunmayan küçükler ise 404. madde uyarınca vesayet altına alınır (TMK m. 404). Eski Kanun'un 355. maddesi de akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini görmekten aciz veya sürekli yardım ve özene muhtaç olan yahut başkasının güvenliğini tehdit eden her ergin için bir vasi atanacağını öngörüyordu.
Kısıtlama yargılamasında güvenceler
- Rapor: Kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir.
- Dinlenme: Kısıtlanması istenen kişiye tebligat yapılmalı, taraf teşkili sağlanmalıdır.
- Usul: Vesayet işleri çekişmesiz yargı işidir.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir; hâkim, karar vermeden önce kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir (TMK m. 409). Yargıtay, eşinin kısıtlanmasını isteyen davacının açtığı davada, kısıtlanması istenen kişiye yargılamanın hiçbir aşamasında tebligat yapılmadan karar verilmesini hukuki dinlenilme hakkına aykırı bulmuş ve resmî sağlık kurulu raporu alınmadan verilen kısıtlama kararını bozmuştur (Yargıtay 8. HD, 2017/7211 E., 2017/16217 K., 05.12.2017).
Kısıtlama kararı kesinleşince kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilân olunur; kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilândan önce etkilemez (TMK m. 410). Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir ve vesayet işlerinde yetki kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir (TMK m. 397, TMK m. 411).
İkinci fıkra: bildirim yükümlülüğü
- Yükümlüler: İdari makamlar, noterler ve mahkemeler.
- Koşul: Durumu görevlerini yaparken öğrenmeleri.
- Muhatap: Yetkili vesayet makamı.
Görevlerini yaparken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadır. Küçükler bakımından aynı yükümlülüğü düzenleyen 404. madde nüfus memurlarını da sayarken (TMK m. 404), 405. madde idari makamlar, noterler ve mahkemelerle yetinir. Eski Kanun'un 355. maddesi adliye ve idare memurlarının resmî işlemleri sırasında öğrendikleri kısıtlamayı gerektiren hâlleri sulh mahkemesine hemen bildirmesini öngörüyordu.
Kısıtlamanın sonuçları ve vesayetin kaldırılması
- Vasi: Kısıtlanan kişiye vasi atanır; vasi onu korur ve temsil eder.
- Kaldırma: Sebep ortadan kalkınca vesayet makamı vesayetin sona ermesine karar verir.
- Rapor: Kaldırma için de resmî sağlık kurulu raporu gerekir.
Kısıtlanan kişiye vesayet makamınca bir vasi atanır (TMK m. 413). Vasi, kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür (TMK m. 403).
Vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması üzerine vesayet makamı vesayetin sona ermesine karar verir; kısıtlı ve ilgililerden her biri vesayetin kaldırılmasını isteyebilir (TMK m. 472). Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden kısıtlanmış kişi üzerindeki vesayetin kaldırılmasına ancak kısıtlama sebebinin ortadan kalktığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi hâlinde karar verilebilir (TMK m. 474). Yargıtay, vesayetin kaldırılması isteminin duruşma yapılmadan dosya üzerinden reddedilemeyeceğini ve yeni bir resmî sağlık kurulu raporu alınması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 18. HD, 2015/12264 E., 2016/9889 K., 20.06.2016).
Yurt dışında verilen vesayet kararları
- Tanıma ve tenfiz: Yabancı mahkemenin vasi atama kararı Türkiye'de tanınabilir.
- Görevli mahkeme: Asliye mahkemesi.
- Dayanak: 5718 sayılı Kanun m. 51.
Yurt dışında yaşayan aileler bakımından yabancı mahkemenin verdiği kısıtlama ve vasi atama kararlarının Türkiye'deki sonucu önem taşır. Tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir (5718 s. K. m. 51). Hukuk Genel Kurulu, yabancı mahkemece verilen vasi atanmasına ilişkin kararın tanınması ve tenfizi isteminin asliye mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2017/1924 E., 2019/1060 K., 15.10.2019).
Bir yakınınızın kısıtlanmasını istiyorsanız, kısıtlama kararının ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine verilebileceğini ve kısıtlanması istenen kişinin yargılamadan haberdar edilmesi gerektiğini göz önünde tutun. Kısıtlandıysanız ve kısıtlama sebebinin ortadan kalktığını düşünüyorsanız, vesayet makamından vesayetin kaldırılmasını isteyebilirsiniz; kaldırma için yeni bir resmî sağlık kurulu raporu gerekir. Noter veya idari görevliyseniz, görevinizi yaparken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumu öğrendiğinizde vesayet makamına bildirmek zorundasınız.
Yargıtay kararları
Bu sayfada kişilerin sağlık durumuna ilişkin ayrıntılara girmemek için, kısıtlama yargılamasının usulüne ilişkin kararlara yer verilmiştir; aynı gerekçeyi tekrarlayan kararlar ayrıca kart olarak eklenmemiştir. Kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Kısıtlanması istenen kişiye tebligat yapılmadan ve resmî sağlık kurulu raporu alınmadan kısıtlama kararı verilemez
Davacı, eşinin 405. madde uyarınca kısıtlanmasını istedi. Mahkeme, kısıtlanması istenen kişiye yargılamanın hiçbir aşamasında tebligat yapmadan ve resmî sağlık kurulu raporu almadan kısıtlama ve vasi atama kararı verdi. Kısıtlanması istenen kişi karara karşı dilekçe verdi.
“Bilindiği üzere HMK'nun hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi, Anayasa'nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur. Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasa'nın 36. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı taraf, dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır. O halde, kısıtlı adayına yargılamanın hiçbir aşamasında tebligat yapılmadan karar verildiği anlaşılmakla, taraf teşkili sağlamadan karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkına aykırı olmuştur (HMK. 27).”
Ne anlama geliyor? Karar, 405. madde uyarınca açılan kısıtlama davasında uyulması gereken iki güvenceyi gösterir. Daire, kısıtlanması istenen kişinin kararı öğrendiği tarihte yaptığı başvuruyu süresinde temyiz saymış; hukuki dinlenilme hakkı gereği tarafların duruşmaya çağrılmadan hüküm verilemeyeceğini ve kısıtlanması istenen kişiye tebligat yapılmadan karar verilmesinin bu hakka aykırı olduğunu belirtmiştir. Ayrıca akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebileceğini hatırlatarak, rapor alınmadan verilen kısıtlama kararını bozmuştur (TMK m. 409).
Vesayetin kaldırılması istemi duruşma yapılmadan dosya üzerinden reddedilemez; kaldırma için yeni bir resmî sağlık kurulu raporu alınmalıdır
405. madde uyarınca kısıtlanan kişi, vesayetin kaldırılmasını istedi. Mahkeme duruşma yapmadan ve yeni bir resmî sağlık kurulu raporu almadan, dosya üzerinden istemi reddetti.
“Öncelikle belirtmek gerekir ki; anılan maddeye göre, duruşma yapmadan karar verilebilmesi için, hukuken bunun mümkün olması gerekir. Başka bir anlatımla, ancak hukukun uygun gördüğü hallerde duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilebilir. (ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları gibi) veya kanunun duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesinde hakime takdir hakkı tanındığı hallerde dosya üzerinden karar verilebilir. (İİK.nun 17-18. maddelerinde öngörülen şikayet davası gibi) Kanunun açıkça duruşma açılarak yargılama yapılmasını emrettiği hallerde dosya üzerinden karar verilemez.”
Ne anlama geliyor? Karar, 405. maddeye dayanan vesayetin kaldırılmasında izlenecek usulü gösterir. Daire, vesayet hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olduğunu, vesayet işlerinin çekişmesiz yargı işi olduğunu ve duruşma yapılmadan ancak hukukun uygun gördüğü hâllerde dosya üzerinden karar verilebileceğini belirtmiştir. Kısıtlı ve ilgililerden her birinin vesayetin kaldırılmasını isteyebileceğini, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden kısıtlanmış kişi üzerindeki vesayetin ancak kısıtlama sebebinin ortadan kalktığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi hâlinde kaldırılabileceğini hatırlatarak kararı bozmuştur (TMK m. 474).
Yabancı mahkemenin verdiği vasi atanması kararının tanınması ve tenfizi istemi asliye mahkemesinde görülür
Davacı, babasının yurt dışında bir mahkeme kararıyla vesayet altına alındığını ve kendisinin vasi olarak atandığını belirterek, babasının Türkiye'deki işlerini yürütebilmek için bu kararın tanınmasını ve tenfizini istedi. Sulh hukuk mahkemesi, konunun Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinde olduğu gerekçesiyle davayı reddetti ve Özel Dairenin bozma kararına karşı direndi.
“Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, davacı Münih Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen vasi tayinine ilişkin kararın tanınması ve tenfizi isteminde bulunmuştur. MÖHUK'un 51/1. maddesi gereğince görevli mahkemenin asliye mahkemeleri olduğu ve görev hususu dava şartlarından olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında kendiliğinden nazara alınması gerektiğinden; davanın asliye mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekirken sulh hukuk mahkemesince davaya bakılmış olması hatalıdır.”
Ne anlama geliyor? Karar, yurt dışında verilen kısıtlama ve vasi atama kararlarının Türkiye'de nasıl sonuç doğuracağına ilişkin görev sorununu çözer. Hukuk Genel Kurulu, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizinde görevli mahkemenin asliye mahkemesi olduğunu, bu kuralın uyuşmazlığın niteliğine ve kararı veren yabancı mahkemenin türüne bakılmaksızın uygulanacağını belirtmiştir. Görev dava şartı olduğundan, davanın asliye mahkemesinde görülmesi gerekirken sulh hukuk mahkemesince bakılmasını hatalı bulmuş ve direnme kararını değişik gerekçeyle bozmuştur (TMK m. 411).
Madde gerekçesi
Madde 405- Yürürlükteki Kanunun 355 inci maddesini karşılamaktadır. Maddede kısıtlama sebebi olarak akıl hastalığı ile akıl zayıflığı hâlini düzenlenmektedir. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle bir kişinin kısıtlanması için, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden işlerini göremez olması veya korunması ya da bakımı için sürekli yardıma muhtaç bulunması veyahut bu yüzden başkalarının güvenliği için bir tehlikenin mevcut olması gerektiği açıklığa kavuşturulmuştur. Hüküm değişikliği yoktur.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 139Gerekçe, maddenin eski Kanun'un 355. maddesini karşıladığını ve kısıtlama için gereken sonuçların açıklığa kavuşturulduğunu belirtir; hüküm değişikliği yoktur.
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun'da maddenin karşılığı 355. maddeydi.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebi ile işlerini görmekten aciz veya daimi muavenet ve takayyüde muhtaç olan yahut başkasının emniyetini tehdit eden her reşit için, bir vasi nasbolunur. Adliye ve idare memurları, resmi muameleleri dolayısiyle muttali oldukları hacri müstelzim halleri, sulh mahkemesine hemen ihbar ile mükelleftirler.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun m. 355 | 4721 sayılı Kanun m. 405 | |
|---|---|---|
| Sonuç | Her ergin için bir vasi atanır | Her ergin kısıtlanır |
| Ölçütler | İşlerini görmekten aciz, sürekli yardım ve özene muhtaç veya başkasının güvenliğini tehdit eden | İşlerini göremeyen, korunması ve bakımı için sürekli yardım gereken veya başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan |
| Bildirim yükümlüleri | Adliye ve idare memurları | İdari makamlar, noterler ve mahkemeler |
| Bildirimin muhatabı | Sulh mahkemesi | Yetkili vesayet makamı |
| Fıkra düzeni | Tek fıkra | İki fıkra |
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde 2002'den bu yana değişmemiştir; Tasarı metni Adalet Komisyonunda da değiştirilmemiştir. Kısıtlama usulünü düzenleyen 409. maddenin ikinci fıkrasında ise 2024 yılında 7499 sayılı Kanun'la bir cümle değiştirilmiştir (TMK m. 409). Bu sayfa hazırlanırken norm denetimi karar bankasında 405. maddenin itiraz veya iptal konusu olduğu bir karara rastlanmamıştır.
İlgili maddeler
- TMK m. 409: İlgilinin dinlenilmesi ve bilirkişi raporu.
- TMK m. 410: Kısıtlamanın ilânı.
- TMK m. 474: Akıl hastalığı veya akıl zayıflığında vesayetin kaldırılması.
- TMK m. 403: Vasi ve kayyım.
Kısıtlama, vasi atanması, kısıtlı eşle boşanma veya aile hukukundan doğan diğer sorularınız için boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 405 ne diyor?
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen, korunması ve bakımı için sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her erginin kısıtlanacağını ve bu durumu öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemelerin vesayet makamına bildireceğini düzenler.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı tek başına kısıtlama sebebi mi?
Hayır; bunun yüzünden kişinin işlerini göremez olması, sürekli yardıma muhtaç bulunması veya başkalarının güvenliğini tehlikeye sokması gerekir.
Kısıtlama kararı için rapor gerekir mi?
Evet; bu sebeple kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir (TMK m. 409).
Kısıtlanması istenen kişi yargılamadan haberdar edilmeli mi?
Evet; tebligat yapılmadan ve taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkına aykırı bulunmuştur.
Kısıtlama davasına hangi mahkeme bakar?
Vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi; yetkili mahkeme kısıtlanacak kişinin yerleşim yerindeki mahkemedir (TMK m. 397, 411).
Kimler vesayet makamına bildirimde bulunmak zorundadır?
Görevlerini yaparken durumu öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler.
Kısıtlama kararı kaldırılabilir mi?
Evet; kısıtlama sebebinin ortadan kalktığı resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenirse vesayet makamı vesayetin sona ermesine karar verir (TMK m. 472, 474).
Yurt dışında verilen vasi atama kararı Türkiye'de geçerli olur mu?
Tanınması ve tenfizi istenebilir; bu istemde görevli mahkeme asliye mahkemesidir (5718 s. K. m. 51).
Eski Kanun'da karşılığı var mıydı?
Evet; 743 sayılı Kanun'un 355. maddesi.
Madde yürürlüğe girdiğinden beri değişti mi?
Hayır.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 11, 397, 403, 404, 405, 409, 410, 411, 413, 472, 474
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 51
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 355 (mülga)
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 405 gerekçesi s. 139, Tasarı ve Komisyon metni s. 459
- Yargıtay HGK, 2017/1924 E., 2019/1060 K., 15.10.2019
- Yargıtay 8. HD, 2017/7211 E., 2017/16217 K., 05.12.2017
- Yargıtay 18. HD, 2015/12264 E., 2016/9889 K., 20.06.2016
