TMK 387, aile yurdu hâline getirilecek taşınmazın taşıması gereken koşulları düzenler. Birinci fıkraya göre taşınmazın büyüklüğü, üzerindeki rehin haklarına ve malikin diğer mallarına bakılmaksızın, bir ailenin normal geçimine ve barınmasına yetecek ölçüden fazla olamaz. İkinci fıkraya göre mahkemece haklı sebeplere dayanılarak geçici bir istisna kabul edilmiş olmadıkça malik, taşınmazı veya üzerindeki tesisi kendisi işletmek ya da konutta oturmak zorundadır. Gerekçeye göre eski metindeki "aynî haklar" deyimi yerine İsviçre Medeni Kanunu'ndaki gibi "rehin hakkı" deyimi kullanılmıştır.
- Normal geçim ve barınma ölçüsü
- Aile yurdu hâline getirilecek taşınmazın büyüklüğüne kanunun koyduğu üst sınır.
- Rehin hakkı
- Taşınmaz üzerinde bir alacağı güvenceye bağlayan sınırlı aynî hak.
- İşletme zorunluluğu
- Malikin taşınmazı veya tesisi kendisinin işletmesi.
- Oturma zorunluluğu
- Konutta malikin kendisinin oturması.
- Geçici istisna
- Mahkemenin haklı sebeple belirli bir süre için tanıdığı ayrık durum.
TMK 387 ne düzenler?
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Büyüklük | Bir ailenin normal geçimine ve barınmasına yetecek ölçüyü aşamaz | TMK m. 387/1 |
| Hesaba katılmayanlar | Taşınmaz üzerindeki rehin hakları ve malikin diğer malları | TMK m. 387/1 |
| İşletme veya oturma | Malik taşınmazı ya da tesisi kendisi işletir veya konutta oturur | TMK m. 387/2 |
| İstisna | Mahkemece haklı sebeple geçici istisna kabul edilebilir | TMK m. 387/2 |
| Haklı sebep | Hâkim hukuka ve hakkaniyete göre karar verir | TMK m. 4 |
| Kaynak | 743 m. 337/2-3; Öntasarı m. 318; İsviçre MK m. 350 | Gerekçe, s. 137 |
TBMM gerekçesine göre 1984 tarihli Öntasarının 318. maddesinden alınan bu hüküm, yürürlükteki Kanun'un 337. maddesini kısmen karşılamaktadır. Eski maddenin ilk fıkrası bir önceki maddeye alınmış; ikinci fıkradaki "aynî haklar" deyimi yerine İsviçre Medeni Kanunu'nun 350. maddesindeki gibi "rehin hakkı" deyimi kullanılmıştır. Tasarının 387. maddesi Adalet Komisyonunca aynen kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 455).
Bu maddede dikkat edilecek ilk nokta, büyüklük sınırının bir ailenin normal geçimi ve barınması ölçüsüne bağlanmasıdır; kanun bu ölçüyü metrekare veya değer olarak belirlemez. İkinci nokta, büyüklüğün değerlendirilmesinde taşınmaz üzerindeki rehin haklarına ve malikin diğer mallarına bakılmamasıdır. Üçüncü nokta, malikin taşınmazı kendisinin işletmesi ya da konutta oturması gerekmesidir; bu zorunluluktan ancak mahkemenin haklı sebeple tanıdığı geçici bir istisnayla ayrılınabilir.
Birinci fıkra: taşınmazın büyüklüğü
- Üst sınır: Bir ailenin normal geçimine ve barınmasına yetecek ölçü.
- Rehin hakları: Değerlendirmede hesaba katılmaz.
- Malikin diğer malları: Değerlendirmede hesaba katılmaz.
Aile yurdu hâline getirilecek taşınmazların büyüklüğü, üzerindeki rehin haklarına ve malikin diğer mallarına bakılmaksızın, bir ailenin normal geçimine ve barınmasına yetecek ölçüden fazla olamaz. Aile yurdu hâline getirilebilecek taşınmazlar konutlar ile tarıma veya sanayiye elverişli taşınmazlardır (TMK m. 386); büyüklük sınırı bu taşınmazların hepsi için geçerlidir. Kanun ölçüyü metrekare veya değer olarak belirlemez; ölçüt bir ailenin normal geçimi ve barınmasıdır.
Taşınmaz üzerinde rehin hakları bulunması, büyüklük değerlendirmesini değiştirmez; malikin başka mallarının bulunup bulunmaması da bu değerlendirmede hesaba katılmaz. Eski Kanun'un 337. maddesi de gayrimenkulün büyüklüğünün bir ailenin iaşesine veya ikametine gerekli dereceden fazla olamayacağını, gayrimenkulün üzerinde aynî haklar bulunmasının ve mülk sahibinin geri kalan servetinin derecesinin etkili olmadığını öngörüyordu. Gerekçeye göre "aynî haklar" deyimi yerine İsviçre Medeni Kanunu'nun 350. maddesindeki gibi "rehin hakkı" deyimi kullanılmıştır.
Taşınmaz üzerinde rehin bulunması kuruluş aşamasında ayrıca önem taşır: süresi içinde itiraz eden alacaklıların ilgilerinin kesildiği ispat edilmedikçe veya taşınmaz üzerinde bulunan rehin ve hacizler kaldırılmadıkça aile yurdu kurulmasına izin verilemez (TMK m. 389).
İkinci fıkra: işletme veya oturma zorunluluğu
- Kural: Malik taşınmazı veya tesisi kendisi işletir ya da konutta oturur.
- İstisna: Mahkemece haklı sebeple kabul edilen geçici istisna.
- Karar: Hâkim hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.
Mahkemece haklı sebeplere dayanılarak geçici bir istisna kabul edilmiş olmadıkça malikin, taşınmazı veya üzerindeki tesisi kendisinin işletmesi ya da konutta oturması zorunludur. Kural, taşınmazın türüne göre iki biçimde uygulanır: tarıma veya sanayiye elverişli taşınmazda malik taşınmazı ya da üzerindeki tesisi kendisi işletir; konutta ise kendisi oturur.
Bu zorunluluktan ancak mahkemenin haklı sebeplere dayanarak kabul ettiği geçici bir istisnayla ayrılınabilir. Kanunun haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir (TMK m. 4). İstisna, kanunun ifadesiyle geçicidir.
Eski Kanun'un 337. maddesi mülk sahibinin "veya ailesinin" gayrimenkulü ve tahsis edildiği sanatı bizzat işletmeye yahut meskende bizzat oturmaya mecbur olduğunu öngörüyordu; mahkemenin haklı sebeplere dayanarak geçici bir süre için vereceği izin bu zorunluluğun istisnasıydı. Yürürlükteki metin ise malikin kendisinin işletmesini veya oturmasını anar.
Koşulların aile yurdu içindeki yeri
- Kuruluş: Mahkeme, gerekli koşullar bulunursa kuruluşa izin verir.
- Şerh: İzin kararı tapu kütüğüne şerh verilir.
- Sonuç: Taşınmaz devrolunamaz, rehnedilemez, kiraya verilemez.
Aile yurdu hâline getirilecek taşınmazda yurt olabilmesi için gerekli koşullar bulunur ve yurdun kurulmasına üçüncü kişiler itiraz etmez veya itirazın haksız olduğu anlaşılırsa, mahkeme kuruluşa izin verir (TMK m. 389). 387. maddedeki büyüklük ve işletme ya da oturma koşulları bu incelemenin parçasıdır. İzin kararının tapu kütüğüne şerh verilmesiyle aile yurdu kurulur (TMK m. 390); aile yurdu hâline getirilen taşınmazlar devrolunamaz, rehnedilemez ve kiraya verilemez (TMK m. 391).
Aile yurdu kurmak istiyorsanız, taşınmazın büyüklüğünün bir ailenin normal geçimine ve barınmasına yetecek ölçüyü aşmadığını ortaya koymanız gerekir; taşınmaz üzerindeki rehinler veya diğer mallarınız bu değerlendirmeyi değiştirmez. Taşınmazı kendiniz işletemeyecek veya konutta oturamayacaksanız, haklı sebeplere dayanarak mahkemeden geçici bir istisna isteyebilirsiniz. Taşınmaz üzerinde rehin veya haciz varsa, bunlar kaldırılmadıkça kuruluşa izin verilemez (TMK m. 389).
Yargıtay kararları
Bu sayfa hazırlanırken 387. maddeyi doğrudan uygulayan bir karara rastlanmamıştır; aşağıdaki kararlar aile yurdu kurulmasının tapu kütüğüne şerh verilen bir tasarruf yetkisi kısıtlaması olduğunu gösterir. Kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.
Aile yurdu kurulması, tapu kütüğüne şerh verilebilen tasarruf yetkisi kısıtlamalarındandır; bu şerhle sonradan hak edinenler kanundaki yükümlülüklere katlanır
Davacı, satın aldığı taşınmazın tapu kaydına idarece özel bir kanuna dayanılarak konulan satış, devir ve ipotek işlemlerini kısıtlayan şerhin kaldırılmasını istedi. İlk derece mahkemesi davayı reddetti; bölge adliye mahkemesi kararı kaldırarak davayı değişik gerekçeyle reddetti.
“Aile yurdu kurulması, art mirasçı atanması gibi şerh verilmesi kanunen öngörülen işlemler tapu kütüğüne şerh verilebilir. Bu tür bir şerhle sonraki müktesipler kanundaki mükellefiyetlere katlanmak zorunda kalır.”
Ne anlama geliyor? Karar, aile yurdunun tapu sicilindeki yerini gösterir. Daire, tapu kütüğüne yazılan şerhlerin şahsi hakları kuvvetlendirme, malikin tasarruf yetkisini sınırlandırma ve geçici tescili sağlama amaçlarına hizmet ettiğini belirtmiş; Türk Medeni Kanunu'nun 1010. maddesindeki tasarruf yetkisi kısıtlamaları arasında aile yurdu kurulmasını saymış ve bu tür bir şerhle sonradan hak edinenlerin kanundaki yükümlülüklere katlanmak zorunda kalacağını açıklamıştır. Somut olayda şerhin özel kanunun idareye tanıdığı yetkiye dayandığı ve kaydın yolsuz olmadığı belirtilerek karar onanmıştır (TMK m. 390).
Tapu kütüğündeki şerhler taşınmazın tasarrufunu kısıtlar; aile yurdu kurulması Türk Medeni Kanunu'nda öngörülen şerhler arasındadır
Davacı, davalıyla noterde yaptığı sözleşmedeki hakların tapu kütüğünün şerhler sütununa işlenmesini istedi. Mahkeme, şerhlerle ilgili olmayan bir maddeye dayanarak davayı reddetti.
“Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanununda öngörülen şerhler; Arsa payı karşılığı inşaat (Türk Medeni Kanunu 1009), taşınmaz satış vaadi, ( Türk Medeni Kanunu 1009. Tapu Kanunu 26), kira sözleşmesi (Türk Medeni Kanunu 1009, Borçlar Kanunu 248 ve devamı), alım (Türk Medeni Kanunu 736), önalım (Türk Medeni Kanunu 735), gerialım (Türk Medeni Kanunu 736), aile yurdu kurulması (Türk Medeni Kanunu 386, 390), art mirasçı atanması (Türk Medeni Kanunu 521, 1010), serbest dereceden yararlanma hakkı (Türk Medeni Kanunu 871), bağışlayana rücu hakkı (Borçlar Kanunu 244).”
Ne anlama geliyor? Karar, aile yurdunun tapu sicilindeki şerhler arasındaki yerini gösterir. Daire, tapu kütüğündeki şerhlerin taşınmazın tasarrufunu kısıtladığını, bir kişisel hakkın şerh verilmesinin onu aynî hak gücüne dönüştürmediğini ancak sonradan hak kazananlara karşı da ileri sürülebilir kıldığını belirtmiş; Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu'nda öngörülen şerhleri sayarken aile yurdu kurulmasını 386 ve 390. maddelere dayanarak bu şerhler arasında göstermiştir. Mahkemenin inceleme yapmadan davayı reddetmesi doğru bulunmayarak karar bozulmuştur (TMK m. 390).
Madde gerekçesi
Madde 387- 1984 tarihli Öntasarının 318 inci maddesinden alınan bu hüküm, yürürlükteki Kanunun 337 nci maddesini kısmen karşılamaktadır. Yürürlükteki maddenin ilk fıkrası, bir önceki maddeye alınmış; ikinci fıkradaki "aynî haklar" deyimi yerine İsviçre Medenî Kanununun 350 nci maddesindeki gibi "rehin hakkı" deyimi kullanılmıştır.
Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 137Gerekçe, maddenin eski Kanun'un 337. maddesini kısmen karşıladığını gösterir: eski maddenin ilk fıkrası 386. maddeye alınmış, ikinci fıkradaki "aynî haklar" deyimi "rehin hakkı" olarak değiştirilmiştir.
743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
Eski Kanun'da maddenin karşılığı 337. maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarıydı.
Aile yurdu ittihaz olunan gayrimenkulün büyüklüğü, bir ailenin iaşesine veya ikametine muktazi dereceden fazla olamaz; gayrimenkulün üzerinde ayni haklar bulunması ve mülk sahibinin mütebaki servetinin derecesi, haizi tesir değildir. Mahkemenin, muhik sebeplere istinat ile muvakkat bir zaman için vereceği müsaade müstesna olmak üzere, mülk sahibi veya ailesi yurt ittihaz edilen gayrimenkulü ve gayrimenkulün tahsis edildiği sanatı bizzat işletmeğe yahut meskende bizzat ikamete mecburdur.
743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr| 743 sayılı Kanun m. 337/2-3 | 4721 sayılı Kanun m. 387 | |
|---|---|---|
| Büyüklük | Bir ailenin iaşesine veya ikametine gerekli dereceden fazla olamaz | Bir ailenin normal geçimine ve barınmasına yetecek ölçüden fazla olamaz |
| Hesaba katılmayanlar | Üzerindeki aynî haklar ve mülk sahibinin geri kalan serveti | Üzerindeki rehin hakları ve malikin diğer malları |
| İşletme veya oturma | Mülk sahibi veya ailesi bizzat işletir ya da meskende oturur | Malik kendisi işletir ya da konutta oturur |
| İstisna | Mahkemenin haklı sebeple geçici bir süre için vereceği izin | Mahkemece haklı sebeple kabul edilen geçici istisna |
Gerekçe yalnız "aynî haklar" deyiminin "rehin hakkı" olarak değiştirildiğini belirtir. Metinler arasında ayrıca ifade farkları vardır: eski metin mülk sahibi "veya ailesinin" işletmesini ya da oturmasını anarken yürürlükteki metin malikin kendisini anar.
Değişiklik geçmişi
| Tarih | Gelişme | Dayanak |
|---|---|---|
| 01.01.2002 | Madde yürürlüğe girdi | 4721 s. K. |
Madde 2002'den bu yana değişmemiştir; Tasarı metni Adalet Komisyonunda da değiştirilmemiştir. Bu sayfa hazırlanırken norm denetimi karar bankasında 387. maddenin itiraz veya iptal konusu olduğu bir karara rastlanmamıştır.
İlgili maddeler
- TMK m. 386: Aile yurdu hâline getirilebilecek taşınmazlar.
- TMK m. 388: Kuruluştan önce ilân.
- TMK m. 389: Üçüncü kişilerin haklarının korunması.
- TMK m. 391: Tasarruf hakkının sınırlanması.
Aile yurdu kurulması, aile konutu veya aile hukukundan doğan diğer sorularınız için boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
TMK 387 ne diyor?
Aile yurdu hâline getirilecek taşınmazın büyüklüğünün bir ailenin normal geçimine ve barınmasına yetecek ölçüyü aşamayacağını ve malikin taşınmazı kendisinin işletmesi ya da konutta oturması gerektiğini düzenler.
Aile yurdu için taşınmazın büyüklüğü nasıl belirlenir?
Bir ailenin normal geçimine ve barınmasına yetecek ölçüye göre; kanun metrekare veya değer sınırı koymaz.
Taşınmaz üzerindeki ipotek büyüklük değerlendirmesini etkiler mi?
Hayır; büyüklük, taşınmaz üzerindeki rehin haklarına bakılmaksızın değerlendirilir.
Malikin başka malları olması önemli mi?
Hayır; büyüklük değerlendirmesinde malikin diğer mallarına bakılmaz.
Malik taşınmazda oturmak zorunda mı?
Evet; mahkemece geçici bir istisna kabul edilmemişse malik taşınmazı veya tesisi kendisi işletmek ya da konutta oturmak zorundadır.
Bu zorunluluğun istisnası var mı?
Mahkeme, haklı sebeplere dayanarak geçici bir istisna kabul edebilir.
Taşınmaz üzerindeki rehin kuruluşa engel olur mu?
Rehin ve hacizler kaldırılmadıkça aile yurdu kurulmasına izin verilemez (TMK m. 389).
Eski Kanun'dan farkı nedir?
Gerekçeye göre "aynî haklar" deyimi yerine "rehin hakkı" deyimi kullanılmıştır.
Eski Kanun'da karşılığı var mıydı?
Evet; 743 sayılı Kanun'un 337. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları.
Madde yürürlüğe girdiğinden beri değişti mi?
Hayır.
Kaynaklar ve Mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 4, 386, 387, 389, 390, 391, 1010
- 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 337 (mülga)
- Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), m. 387 gerekçesi s. 137, Tasarı ve Komisyon metni s. 455
- Yargıtay 7. HD, 2021/8166 E., 2023/720 K., 08.02.2023
- Yargıtay 14. HD, 2006/6282 E., 2006/7391 K., 26.06.2006
