Türk Hukukunda Boşanma Yargılamasının Yapısal Krizi, Karşılaştırmalı Hukuk Modelleri ve Kapsamlı Reform Stratejileri
Giriş ve Sosyolojik Çerçeve: Aile Hukukunda Süreç Odaklı Yıpranma
Modern medeni hukuk sistemlerinde evlilik birliğinin sonlandırılması, salt tarafların hukuki statülerinin (evli/bekar) değişmesi anlamına gelmemekte; aynı zamanda bireylerin sosyo-ekonomik geleceklerini, psikolojik bütünlüklerini ve en önemlisi müşterek çocukların üstün yararını doğrudan şekillendiren son derece kompleks bir tasfiye sürecini ifade etmektedir. Türk Hukuk sisteminde boşanma davalarının mevcut işleyişi, yasal altyapının katılığı, ispat hukuku kurallarının şekilciliği ve aile mahkemelerinin üzerindeki devasa iş yükü nedeniyle ciddi bir tıkanma noktasına, adeta bir yapısal krize sürüklenmiştir. Mevcut istatistikler ve saha gözlemleri, çekişmeli bir boşanma davasının ilk derece mahkemesinden başlayarak istinaf ve temyiz aşamalarının tamamlanmasına kadar ortalama 3 ila 5 yıl arasında sürdüğünü açıkça ortaya koymaktadır.1 Bu uzun süre, adalete erişim hakkını zedelemekle kalmayıp, eşler ve müşterek çocuklar üzerinde nesiller boyu sürebilecek yıkıcı psiko-sosyal tahribatlara yol açmaktadır.
Davaların uzaması, mahkeme salonlarını birer adalet arayışı mercii olmaktan çıkarıp, tarafların birbirlerini ekonomik ve psikolojik olarak yıprattığı bir savaş alanına dönüştürmektedir. Daha derin bir analize tabi tutulduğunda, davanın uzama ihtimalinin, ekonomik veya sosyal olarak daha güçlü olan eş tarafından diğer eşe (çoğunlukla kadına) karşı bir “şantaj” veya “yıldırma” mekanizması olarak kullanıldığı görülmektedir. Ekonomik bağımsızlığı olmayan dezavantajlı eş, yıllarca sürecek bir yargılamanın mali ve ruhsal yükünü taşıyamayacağı için, çoğu zaman nafaka, maddi tazminat veya mal rejiminden doğan yasal haklarından tamamen feragat ederek adaletsiz anlaşmalı boşanma protokollerine imza atmak zorunda kalmaktadır. Dolayısıyla, davaların bu denli uzaması salt bir Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) sorunu değil, özünde derin bir sosyal adalet, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları problemidir.
Bu kapsamlı rapor, Türk hukuk sisteminde boşanma davalarının sürelerini olağanüstü uzatan temel hukuki faktörleri (maddi ve usuli hukuk ekseninde) derinlemesine incelemekte, Birleşik Krallık, Fransa, İsveç, Almanya ve diğer çağdaş hukuk pratiklerinden karşılaştırmalı modeller sunmakta ve 2026 yargı reformu beklentileri çerçevesinde köklü, uygulanabilir ve yenilikçi yasa değişikliği önerilerini (özellikle tefrik modeli, arabuluculuk ve dijital entegrasyon) ortaya koymaktadır.
Türk Medeni Kanununda Kusur İlkesi ve İspat Yükünün Sürece Etkisi
Çekişmeli boşanma davalarının, anlaşmalı boşanmalara (TMK m. 166/3) kıyasla çok daha uzun sürmesinin arkasında yatan en temel felsefi ve hukuki neden, Türk Aile Hukuku’nun boşanmada ağırlıklı olarak “kusur” ilkesini (Zerrüttungsprinzip – evlilik birliğinin sarsılması ilkesi ile harmanlanmış şekilde) esas almasıdır.2 Mahkemenin nafaka, maddi tazminat, manevi tazminat ve velayet gibi davanın fer’i (yan) unsurlarında hukuka uygun bir karar verebilmesi için tarafların kusur oranlarını (eşit kusurlu, ağır kusurlu, tam kusurlu veya kusursuz) adeta matematiksel bir hassasiyetle belirlemesi yasal bir zorunluluktur.2
Kusur oranının belirlenmesi süreci, tamamen HMK’nın katı ispat kurallarına dayanmaktadır. Tarafların dilekçelerinde öne sürdükleri iddiaları kanıtlamak için sundukları delillerin toplanması, ilgili kurumlara (bankalar, tapu müdürlükleri, emniyet, GSM operatörleri) yazılan müzekkerelerin dönüşünün beklenmesi ve en önemlisi onlarca tanığın dinlenmesi yıllar almaktadır.2 Aile mahkemesi hakimi, tarafların sunduğu tanık beyanlarını çapraz değerlendirmeye tabi tutmak, çelişkileri gidermek ve her bir kusurlu eylemin evlilik birliğini ne ölçüde sarsmış olduğunu gerekçelendirmek zorundadır. Kusurun bir teraziye konulması zorunluluğu, boşanma davasını evliliğin hukuken sona erdirilmesini sağlayan bir işlemden ziyade, geçmişte yaşanmış olayların ve kişisel hataların yargılandığı travmatik bir sürece dönüştürmektedir. Mahkemenin, tarafların taleplerini ve sundukları yüzlerce sayfalık delil dosyalarını dikkatle değerlendirerek adil bir karar almaya çalışması, yargılamanın doğası gereği zaman alıcıdır; itiraz ve temyiz mekanizmalarının da devreye girmesiyle yargı süreci adeta bir kördüğüme dönüşmektedir.2
Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki Usuli Engeller ve Yargıtay İçtihatları
Türk usul hukukunun temel çerçevesini çizen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), yargılamayı belirli aşamalara bağlayarak hukuki dinlenilme hakkını güvence altına almayı amaçlamıştır. Yargılama süreci; dilekçeler teatisi (dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap), ön inceleme, tahkikat ve sözlü yargılama olmak üzere katı sınırlarla çizilmiş evrelere ayrılmıştır. Ancak bu katı usul kuralları, ağır iş yükü altındaki aile mahkemelerinde sürecin felç olmasına neden olmaktadır. Mahkemelerin yoğunluğu sebebiyle her bir celse arasına ortalama 3 ila 5 ay gibi uzun süreler girmektedir.
Özellikle HMK Madde 139 (Ön İnceleme Duruşmasına Davet) ve Madde 320 (Ön İnceleme ve Tahkikat) kapsamındaki usul kurallarının Yargıtay tarafından son derece katı yorumlanması, davaları uzatan en önemli teknik unsurdur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2014/2-20 E., 2015/1753 K. sayılı içtihadında açıkça belirtildiği üzere, ön inceleme aşamasında yapılması gereken tüm işlemler (ön inceleme tutanağının tutulması, uyuşmazlık noktalarının belirlenmesi, sulhe teşvik) eksiksiz olarak tamamlanmadan ve bu hususlar taraflara imzalatılmadan doğrudan tahkikat (delil toplama ve tanık dinleme) aşamasına geçilmesi kesin bir bozma nedenidir.3 Yerel mahkemenin ön inceleme duruşmasını usulüne uygun yapmadan tahkikat aşamasına geçerek davanın esası hakkında karar vermesi hukuka aykırı bulunmaktadır.3
Benzer şekilde, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin (2016/22305 E., 2018/8754 K. ve 2016/17907 E., 2018/5737 K.) yerleşik içtihatlarına göre, taraflara usulüne uygun olarak ön inceleme davetiyesi tebliğ edilmeden gıyapta hüküm kurulması, anayasal bir hak olan hukuki dinlenilme hakkının açık ihlali olarak değerlendirilerek kararlar istisnasız bozulmaktadır.4 Bu katı şekilcilik, davanın esası (boşanma iradesi) ne kadar açık olursa olsun veya deliller dosyada tam olsa bile, sırf usuli bir eksiklik (örneğin tebligat parçasındaki küçük bir hata) nedeniyle dosyaların Yargıtay veya İstinaf aşamasından dönerek sürecin en başa sarmasına, davanın 2-3 yıl daha uzamasına neden olmaktadır.3
| HMK Yargılama Aşaması | İşlemin İçeriği | Yargıtay İçtihatlarının Getirdiği Katılık | Uzama Süresi (Ortalama) |
| Dilekçeler Teatisi | Dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerinin taraflara tebliği. | Tebligat kanununa sıkı sıkıya bağlılık. Yurtdışı tebligatlarında sürecin aylarca, bazen yıllarca durması. | 3 – 6 Ay |
| Ön İnceleme (m.139) | Uyuşmazlık konularının tespiti ve tarafların sulhe teşvik edilmesi. | Ön inceleme tutanağı imzalatılmadan tahkikata geçilmesinin (HGK Kararı) mutlak bozma sebebi sayılması.3 | 4 – 8 Ay |
| Tahkikat (m.320) | Delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi, müzekkerelerin yazılması. | Deliller toplanmadan veya eksik tanık dinlenerek verilen kararların hukuki dinlenilme hakkı ihlali sayılması. | 12 – 24 Ay |
| Sözlü Yargılama ve Hüküm | Tarafların son sözlerinin alınması ve gerekçeli kararın yazımı. | Gerekçeli kararın eksik veya çelişkili yazılması durumunda Yargıtay denetiminden geri dönmesi. | 3 – 6 Ay |
| Kanun Yolu (İstinaf/Temyiz) | Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay incelemesi. | Dosya sayısının fazlalığı nedeniyle yüksek mahkemelerdeki birikme. En ufak usul hatasında yerel mahkemeye iade. | 18 – 36 Ay |

Sosyal İnceleme Raporları (SİR) ve Çocuğun Üstün Yararı Çıkmazı
Boşanma davalarında tahkikat aşamasını sekteye uğratan ve süreci uzatan bir diğer hayati unsur, müşterek çocukların velayetinin kime bırakılacağının tespiti için zorunlu olan Sosyal İnceleme Raporlarının (SİR) düzenlenmesidir. Türk yargı sisteminde, çocuğun velayetinin anneye mi yoksa babaya mı verileceği hususunda hakimin tek başına karar vermesi çoğu zaman hukuka aykırı kabul edilmektedir. Mahkemeler, çocuğun fiziksel, zihinsel ve pedagojik gelişimini güvence altına almak maksadıyla Adalet Bakanlığına bağlı pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacılardan SİR talep etmektedir.6
Bu uygulama, teorikte “çocuğun üstün yararını” korumayı hedeflese de pratikte büyük bir zaman israfına ve bürokratik tıkanıklığa yol açmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, bir SİR raporunun hukuken geçerli olabilmesi ve velayet kararına esas alınabilmesi için uzmanların hem anne hem de baba ile ayrı ayrı yüz yüze görüşme yapması zorunludur.6 İlaveten, idrak çağında olan (genellikle 8 yaş ve üzeri) çocukların uzman tarafından bizzat dinlenmesi ve velayet konusundaki kişisel görüşünün rapora yansıtılması şarttır. Anne ile görüşülmeden veya idrak çağındaki çocuk dinlenilmeden eksik inceleme ile hazırlanan raporlar Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılmaktadır.6 Ancak Adalet Bakanlığı bünyesindeki uzman kadrosunun yetersizliği ve Türkiye genelindeki devasa dava yoğunluğu nedeniyle, mahkemenin SİR talebinde bulunmasından raporun dosyaya sunulmasına kadar geçen süre 6 ay ile 1 yıl arasını bulabilmektedir. Dahası, raporun taraflara tebliğ edilmesinin ardından 2 haftalık yasal itiraz süresi başlamakta, taraflardan birinin rapora itiraz etmesi halinde mahkeme ek rapor veya yeni bir heyetten rapor istemek zorunda kalmakta, bu durum yargılamayı tamamen kilitlemektedir.6 Bu gecikme, hukuki sürecin bilimsel bir değerlendirme için bekletilmesi gibi masumane görünse de, fiiliyatta çocuğun geçici velayet arafında kaldığı süreyi uzatarak travmasını derinleştirmektedir. Türk hukukunda uzun yıllar “tek ebeveyn kuralı” (one-parent rule) katı bir şekilde uygulanmış olup, ortak velayet kavramının istisnai tutulması ebeveynler arasındaki çekişmeyi daha da alevlendirerek süreci içinden çıkılmaz bir hale getirmiştir.7
Dijital Delillerin Değerlendirilmesi ve Özel Hayatın Gizliliği Çatışması
Günümüzde çekişmeli boşanma davalarının ispat yükü, geleneksel tanık beyanlarından ziyade dijital verilere kaymış durumdadır. Evlilik birliği içerisindeki sadakatsizlik, güven sarsıcı davranışlar veya hakaret gibi kusur iddiaları artık ağırlıklı olarak WhatsApp yazışmaları, Instagram direkt mesajları ve Facebook paylaşımları ile ispatlanmaya çalışılmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 199 uyarınca elektronik ortamlardaki veriler, uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli “belge” niteliğindedir ve delil olarak mahkemeye sunulabilmektedir.8
Ancak dijital delillerin yargılama sürecini hızlandırması beklenirken, uygulamada delillerin elde ediliş biçimi hukuki tartışmaları alevlendirmekte ve davaları daha da uzatmaktadır. Taraflardan biri, diğer eşe ait bir sosyal medya yazışmasını veya WhatsApp mesajını delil olarak sunduğunda, karşı taraf genellikle bu delilin Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 134 kapsamında “Özel hayatın gizliliğini ihlal” suçu işlenerek, hukuka aykırı yollarla elde edildiğini iddia etmektedir.10 TCK m. 134, kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimseler için bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörmektedir.10 Anayasa m. 20 (Özel hayatın gizliliği) ve m. 22 (Haberleşme hürriyeti) ile koruma altına alınan bu haklar, eşler arasında dahi geçerlidir; zira evlilik birliğinden doğan sadakat yükümlülüğü, tarafların şahsi ve sır alanlarının tamamen yok olduğu anlamına gelmemektedir.11 Öğretiye ve yargı kararlarına göre, eşlerin kendilerine ait bir sır alanı bulunabilir ve eşlerden birinin başkalarıyla haberleşmesine diğer eşin müdahale hakkı (telefonunu şifresini kırarak karıştırmak, casus yazılım yüklemek vb.) bulunmamaktadır.11
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (2016/12852 E., 2018/2545 K.) ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (2016/14742 E., 2017/2577 K.) içtihatları, aynı çatı altında yaşayan eşlerin birbirlerinin mektup, günlük veya şifresiz bırakılmış telefonlarındaki fotoğrafları zor veya tehdit olmaksızın tesadüfen bulması halinde, bunların hukuka uygun delil sayılabileceğine hükmetmiştir.8 Ancak delilin nasıl elde edildiğinin ispatlanması zorunluluğu, mahkemelerin siber suçlar uzmanlarından veya adli bilişim kurumlarından bilirkişi raporu almasını gerektirmektedir. Bilişim uzmanlarının yetersizliği ve dijital adli tıp (digital forensics) incelemelerinin uzun sürmesi, davanın tahkikat aşamasını aylarca felç etmektedir.9 Dijital yazışmaların manipüle edilip edilmediğinin araştırılması, boşanma davasını adeta bir ceza soruşturmasına çevirerek usul ekonomisini zedelemektedir.
TMK 166/4 ve İddet Müddeti Kapsamında Anayasa Mahkemesi Kararları
Türk Aile Hukukunda davaların sürelerini uzatan sadece mahkeme aşamaları değil, maddi hukuktan (TMK) kaynaklanan ve eşlerin hayatını ipotek altına alan “bekleme süreleri”dir. Bu sürelerin en çok tartışılanları TMK 166/4’te yer alan 3 yıllık fiili ayrılık süresi ile TMK 132’de düzenlenen 300 günlük iddet müddetidir.
Üç Yıllık Bekleme Süresinin (TMK 166/4) Çöküşü ve Yeni Düzenleme
Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin 4. fıkrasının eski metni, açılmış ve esastan reddedilmiş bir boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren tarafların ortak hayatı yeniden kuramamaları halinde, yeni bir boşanma davası açabilmeleri için kesintisiz olarak 3 yıl beklemelerini amir bir hüküm olarak düzenlemekteydi.14 Kanun koyucunun bu düzenlemeyi ihdas ederken amacı, evlilik birliğinin kutsallığını korumak ve eşlere öfkelerinin dinmesi için uzun bir “düşünme” süresi tanımaktı. Ancak pratik uygulama tam bir fiyaskoydu. Boşanma davası reddedilen taraflar, fiilen ayrı yaşasalar, yeni hayatlar kursalar dahi 3 yıl boyunca hukuken evli kalmaya devam ediyor, bu süre zarfında edindikleri mallar yasal mal rejimine tabi olmaya devam ediyor ve sadakat yükümlülükleri sürüyordu.14
Nihayet, Anayasa Mahkemesi (AYM), yıllardır eleştirilen bu yasa maddesini 19 Nisan 2024 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan tarihi kararıyla iptal etmiştir.14 AYM kararının temel gerekçesi son derece nettir: 3 yıllık zorunlu bekleme süresi makul değildir, bireylerin boşanma hakkını ölçüsüz bir biçimde sınırlandırmaktadır ve Anayasa’da güvence altına alınan kişilerin özel ve aile hayatına saygı hakkına gereksiz, ağır bir müdahaledir.14 AYM’nin iptal kararının yürürlük tarihi olan 19 Ocak 2025’e kadar TBMM yeni bir yasal düzenleme yaparak bu süreyi 3 yıldan 1 yıla indirmiştir.14 Yeni metne göre; “Boşanma davasının reddine karar verildikten sonra 1 yıl geçmesi hâlinde, evlilik birliği yeniden kurulamamış sayılır ve talep üzerine boşanma kararı verilir”.14
Bu değişiklik, geriye dönük etki yaratarak daha önce davası reddedilen ancak 1 yıllık süreyi dolduran tarafların derhal yeni dava açarak fiilen sona ermiş evliliklerini hukuken bitirmelerine olanak tanıyacak, mahkemelerin bu davalardaki ispat yükünü ve iş yükünü ciddi oranda azaltacaktır.14 Ancak hukukçular açısından bu reform da yetersizdir; zira tarafların idari yoldan ayrılmalarına olanak tanıyan bir sistem yerine, onları önce reddedilecek bir davaya yönlendirmek ve ardından 1 yıl daha bekletmek hala bürokratik bir külfettir.
Kadınlar İçin İddet Müddetinin (TMK 132) Sürdürülmesi Sorunu
Toplumsal cinsiyet eşitliği ve adalete hızlı erişim bağlamında değerlendirilmesi gereken bir diğer maddi hukuk sorunu, TMK 132. maddesinde yer alan ve kadınlara özgü olan “iddet müddeti” (bekleme süresi) kuralıdır. İlgili madde uyarınca; evlilik (boşanma veya ölüm yoluyla) sona ermişse kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak 300 gün geçmedikçe yeniden evlenemez.15 Bu kuralın yegane gayesi soybağı karışıklığını önlemek, kadının önceki evliliğinden hamile olması ihtimaline binaen doğacak çocuğun babasının kim olduğunun hukuken tespitini kolaylaştırmaktır. Kural ancak kadının doğurması, gebe olmadığını tıbbi bir raporla kanıtlaması (ve mahkemeden sürenin kaldırılmasını talep etmesi) veya eski eşlerin birbiriyle yeniden evlenmek istemeleri halinde esnetilebilmektedir.15
Ancak tıbbi teknolojilerin olağanüstü geliştiği, babalığın DNA testleriyle yüzde yüz kesinlikle ve birkaç saat içinde tespit edilebildiği günümüz koşullarında, bu yasal kısıtlama işlevini tamamen yitirmiştir.15 Düzenleme, hem kadına (gebelik testi gibi vücut bütünlüğüne müdahale içeren bir işlemi dayatarak) hem de devlete (mahkeme masrafları ve iş yükü yaratarak) ekonomik ve hukuki maliyet yüklemektedir.15 Buna rağmen, 31 Aralık 2025 tarihinde Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanmış veya eşi vefat etmiş kadınlara uygulanan bu 300 günlük bekleme zorunluluğunun Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olmadığına karar vererek kuralın iptali talebini reddetmiştir.16 Yüksek mahkemenin bu kararı, DNA testi gibi alternatif, çağdaş ve eşitlikçi bir devlet stratejisi 15 varken, kadınları geleneksel şüphelerin merkezine koyan ataerkil yasa maddelerini muhafaza ettiğini göstermektedir. Kadın cinayetlerinin (örneğin Ocak 2026 istatistiklerine göre 16 kadın cinayeti) ve erkek egemen aile içi şiddetin 16 gündemde olduğu bir ülkede, devleti koruyucu önlemlerden ziyade yasaklayıcı kurallara başvurması, aile hukukundaki yapısal felsefe sorununun devam ettiğini kanıtlamaktadır.
| Madde | Konusu | Eski Durum | Yeni Düzenleme / Güncel Durum | Hukuki Eleştiri ve Teknoloji Etkisi |
| TMK 166/4 | Fiili Ayrılık Süresi | Ret kararından itibaren 3 yıl bekleme şartı.14 | Süre 1 yıla indirildi (Yürürlük: 19 Ocak 2025).14 | Mağduriyetleri azaltacaktır ancak 1 yıl şartı hala uluslararası normlara göre uzundur. |
| TMK 132 | İddet Müddeti (Kadın için) | Evliliğin sona ermesinden itibaren 300 gün evlenme yasağı. | AYM tarafından (31.12.2025) iptal talebi reddedildi, kural korunuyor.15 | DNA testlerinin varlığı 15 sebebiyle tamamen işlevsiz ve cinsiyet eşitliğine aykırıdır. |
Karşılaştırmalı Hukuk Modelleri I: İngiltere ve Fransa Örnekleri
Türk hukuku kendi iç dinamikleri ve hantal usulleriyle boğuşurken, Kıta Avrupası ve Anglo-Sakson hukuk sistemleri aile hukukunda devrim niteliğinde adımlar atmış ve süreci bir uyuşmazlıktan ziyade rasyonel bir idari prosedüre dönüştürmüşlerdir. Bu sistemlerin incelenmesi, Türkiye’deki yasa koyucu için hayati bir perspektif sunmaktadır.
Birleşik Krallık (İngiltere ve Galler): Tarihi “Kusursuz Boşanma” Devrimi
İngiltere ve Galler’de yürürlüğe giren ve aile hukuku pratiğinde son 50 yılın en radikal sarsıntısı kabul edilen “Divorce, Dissolution and Separation Act 2020” (2020 Boşanma, Fesih ve Ayrılık Yasası), 6 Nisan 2022 tarihinde uygulanmaya başlanmıştır.17 Eski İngiliz sisteminde, tıpkı bugünkü Türkiye’de olduğu gibi “suçlama oyunu” (blame game) mevcuttu; başvuran taraf boşanabilmek için ya eşinin kusurunu (zina veya makul olmayan davranışlar – unreasonable behaviour) ispatlamak ya da 2 ila 5 yıl arasında değişen fiili ayrılık sürelerini doldurmak zorundaydı.17
Yeni “kusursuz boşanma” (no-fault divorce) sistemiyle, İngiliz hukuku evlilik kurumuna dair felsefesini tamamen değiştirmiştir. Temel değişiklikler şunlardır:
- Kusurun ve Savunmanın Kaldırılması: Boşanma davası açan eşin, artık karşı tarafın kusurunu kanıtlamasına gerek yoktur. Başvuran eşin, “evliliğin geri dönülmez şekilde yıkıldığına” dair sunduğu tek bir beyan (statement of irretrievable breakdown), mahkeme tarafından boşanma için kesin ve yeterli delil kabul edilmektedir.17 Daha da önemlisi, davalı eşe boşanmaya itiraz etme (contested divorce) hakkı tamamen kapatılmıştır; artık hiç kimse yargı yetkisi eksikliği veya usuli bir hata dışında boşanmayı durduramaz.17
- Ortak Başvuru (Joint Application) İmkânı: Tarihte ilk kez çiftler boşanma başvurularını birlikte yapabilmekte, böylece sürecin en başından itibaren hasımlık yerine işbirliği teşvik edilmektedir.17
- Dijital Portal ve Süreç Odaklılık: Boşanma başvuruları (digital divorce applications) online olarak yapılmaktadır.17 İngiltere, boşanma prosedürünü sadece 20 haftalık bir bekleme (soğuma) süresi ile sınırlandırmış, sürecin sonunda boşanma kararını otomatikleştirmiştir.
İngiliz modelinin en büyük başarısı, avukatların ve mahkemelerin enerjisini “kimin suçlu olduğu” tartışmasından çıkarıp, çocukların velayeti, nafakalar ve karmaşık emeklilik fonlarının (pensions) dağıtımı gibi hayatın gerçek sorunlarına yönlendirmesidir.17 Özellikle Türk vatandaşlarının veya uluslararası çiftlerin İngiltere’deki sistemin sağladığı bu kolaylık nedeniyle sınır ötesi boşanma (international divorce) yollarına başvurdukları ve İngiliz mahkemelerinin kararlarını (örneğin joint custody kararları) Türk makamlarında tanıttıkları sıklıkla görülmektedir.7
Fransa: Noter Huzurunda Hızlı ve İdari Boşanma
Fransa, yargı yükünü minimize etme konusunda dünyadaki en ileri idari boşanma modellerinden birine sahiptir. Zaten 1970’lerden bu yana kusursuz boşanma (no-fault divorce) sistemini uygulayan Fransa, 2016 yılında “Divorce par consentement mutuel par acte d’avocat” (Avukat tasdikli karşılıklı rıza ile boşanma) reformunu hayata geçirerek anlaşmalı boşanmalarda hakimin ve mahkemenin sürece dahil olması zorunluluğunu tamamen ortadan kaldırmıştır.21
Fransız noter modelinin işleyişi son derece mekanik ve hızlıdır:
- Bağımsız Hukuki Temsil: Çıkar çatışmasını önlemek amacıyla eşler, aynı hukuk bürosundan dahi olmayan tamamen bağımsız iki ayrı avukat tutmak zorundadır.22
- Protokol ve Mal Tasfiyesi: Avukatlar mal paylaşımı, borçların tasfiyesi, nafaka ve çocuk velayeti konularında kapsamlı bir protokol (convention) hazırlar. Eğer paylaşılacak bir gayrimenkul veya büyük mal varlığı varsa, noter (notaire) sürece dahil edilerek varlıkların değerinin belirlendiği bir tasfiye tablosu (état liquidatif) oluşturulur ve bu tablo sözleşmeye eklenir.22
- 15 Günlük Düşünme Süresi ve Tescil: Sözleşme, eşlere iadeli taahhütlü posta ile gönderilir. Tarafların sözleşmeyi imzalayabilmeleri için zorunlu olarak 15 günlük bir yasal düşünme süresinin (reflection period) geçmesi beklenir.22 Süre dolduktan sonra imzalanan sözleşme notere sunulur. Noterin sözleşmeyi onaylayıp resmi tescil (attestation de divorce) işlemlerini tamamlamasıyla boşanma hukuken gerçekleşmiş olur.22
Fransa’da bu sistem sayesinde boşanmalar 15 gün ile birkaç ay gibi rekor sayılabilecek sürelerde tamamlanmaktadır. Sistemi mahkemeye taşıyabilecek tek istisna, müşterek bir çocuğun aile mahkemesi hakimi (juge aux affaires familiales) tarafından dinlenmeyi bizzat talep etmesidir.22 Fransa örneği, mülkiyet ve medeni durum işlemlerinin mahkeme salonlarına hapsedilmeden, hukukçular ve noterlerin denetiminde güvenle yapılabileceğinin en net ispatıdır. Maliyet olarak yalnızca avukatlık ücretleri, noter harçları ve mal varlığı değerinin %1.1’ine denk gelen bir paylaşım vergisi (droit de partage) tahsil edilmektedir.22 Tek dezavantajı, noter tescilli boşanmanın bazı uluslararası Avrupa Birliği ülkelerinde mahkeme ilamı sayılmadığı için tanınma (tenfiz) sorunları yaratabilmesidir.22
Karşılaştırmalı Hukuk Modelleri II: İsveç ve Almanya Yaklaşımları
İskandinav ve Kıta Avrupası modelleri de, boşanmayı çekişmeli bir adli prosedürden uzaklaştırma konusunda Türkiye’ye farklı pencereler açmaktadır.
İsveç: Dünyanın En Hızlı İdari Sistemi ve Hukuk Asistanlığı (Paralegal) Modeli
İsveç aile hukuku, boşanma sürecini devlet bürokrasisinden ve ahlaki yargılamalardan arındırarak tamamen bireylerin özerkliğine bırakan en radikal ve pragmatik örnektir. Uluslararası karşılaştırmalarda İsveç, boşanma sürecinin hem en hızlı hem de en az maliyetli olduğu (fast and inexpensive) ülkelerin başında gelmektedir.23
Sistem, kusur (fault) kavramını tamamen reddeder. Eşler birlikte (jointly) veya tek taraflı (unilateral) olarak bölge mahkemesine (district court) bir başvuru formu ile müracaat ederler.23 Uygulama şu şekilde işlemektedir:
- Eğer eşler boşanma konusunda anlaşıyorlarsa ve 16 yaşından küçük müşterek çocukları yoksa, mahkeme hiçbir duruşma (main hearing) açmaksızın, salt evrak üzerinden başvurudan itibaren bir ila birkaç hafta (yaklaşık 3 hafta) içinde boşanma kararını verir.23
- Şayet taraflardan biri boşanmaya itiraz ediyorsa veya çiftin 16 yaşından küçük çocukları varsa, mahkeme itirazın içeriğini veya kusuru araştırmaz; yalnızca yasayla sabit olan 6 aylık bir düşünme süresi (period for consideration) öngörür.23 Bu 6 ayın sonunda, başvuran taraf boşanma talebini (do-it-yourself application forms) yinelese dahi, karşı tarafın itirazına bakılmaksızın boşanma otomatik olarak gerçekleşir.23
İsveç sisteminin olağanüstü hızının temelinde, Hukuk Asistanları (Paralegals) adı verilen uzmanların kullanılması yatmaktadır.26 İsveç mahkemelerinde paralegaller idari süreçleri (belgelerin sınıflandırılması, resmi yazışmalar) yönetmekte, hakimlerin üzerindeki iş yükünü minimize ederek sistemin kusursuz bir saat gibi işlemesini sağlamaktadırlar.26 Ayrıca İsveç’te devlet, hukuki yardım (legal aid) sistemini boşanma davalarından büyük ölçüde kaldırmış, sadece tarafların kendi başlarına yürütemeyecekleri çok karmaşık hukuki ihtilaflarda yardım vererek, insanları anlaşmaya ve idari yolu kullanmaya sevk etmiştir.26 Yabancı ülke kararlarının İsveç’te tescili ve atanması ise yaklaşık 10 hafta gibi kısa bir sürede tamamlanmaktadır.25
Almanya: Sarsılma İlkesinin Sürelerle Sınırlandırılması
Alman Medeni Kanunu (BGB), Fransa ve İsveç’in idari özerkliğinin aksine boşanmayı idari mercilerin inisiyatifine bırakmamış, münhasıran yargı erkinin tekelinde tutmuştur. BGB § 1564 uyarınca evlilik, sadece mahkeme kararıyla sona erdirilebilir; noterler aracılığıyla idari boşanma Almanya’da yasaktır.27 Ancak Alman hukuku, Türk hukukundaki kusur ispatı kaosunu, “evlilik birliğinin sarsılması” ilkesini (Zerrüttungsprinzip) zamansal karinelere bağlayarak çözmüştür.27
BGB § 1566 hükmüne göre mahkeme, evliliğin gerçekten bitip bitmediğini şahitlerle veya sosyal medya kayıtlarıyla araştırmaz. Kriterler çok nettir:
- Eşler fiilen bir yıldır ayrı yaşıyor ve ikisi de boşanmayı talep ediyorsa (veya biri talep eder diğeri kabul ederse), evliliğin sarsıldığı kesin karine (rebuttable presumption) olarak kabul edilir ve derhal boşanma kararı verilir.27
- Eşlerden biri boşanmaya itiraz ederse, ayrılık süresi üç yıla uzar. Üç yılın sonunda başkaca bir kusur tartışmasına girilmeksizin tek taraflı başvuruyla evlilik bitirilir.27
Alman kanun koyucu, bu katı süre kurallarına sosyal adaleti sağlamak amacıyla iki önemli istisna (Härtefallklausel) getirmiştir. Birincisi (BGB § 1565/2), diğer eşin ağır kişisel özellikleri (örneğin şiddet, alkolizm, kumar bağımlılığı) nedeniyle bir yıllık ayrı yaşama süresini beklemenin dahi başvuran için katlanılamaz (aşırı derecede ağır bir yük) olması durumunda bekleme süresiz boşanma imkanıdır.27 İkinci istisna (BGB § 1568) ise, boşanmanın küçük çocukların ruhsel sağlığı üzerinde olağanüstü ağır bir mağduriyet yaratacağı tespit edilirse, başvurucunun menfaatleri geri planda tutularak evliliğin kağıt üzerinde korunmasına karar verilebilmesidir.27
Diğer ülkelerdeki genel manzaraya bakıldığında; Brezilya 2010 yılında boşanma öncesi ayrılık süresi şartını tamamen kaldırmış, Arjantin 2015 yılında ayrılık şartı aramaksızın tek taraflı (unilateral no-fault) boşanmayı yasallaştırmış, Avustralya ise 1975’ten beri kusursuz boşanmayı 1 yıllık ayrılık karinesi üzerinden yürütmektedir.28 Bütün bu örnekler, çağdaş dünyanın hukuki ihtilafları insanların yatak odalarından çıkarıp takvim yapraklarına veya tarafların ortak rızasına devrettiğini kanıtlamaktadır.

2026 Yargı Reformu Beklentileri ve Mevzuat Değişikliği Önerileri
Türkiye’deki boşanma sisteminin yapısal tıkanıklığını aşmak için yama niteliğinde küçük değişiklikler değil, felsefi ve usuli bir paradigma değişimi şarttır. Gündemde olan ve hukuk çevrelerince hararetle tartışılan 2026 Yargı Reformu beklentileri 1 çerçevesinde, maddi hukuk (TMK) ve usul hukuku (HMK) ekseninde atılması gereken adımlar aşağıda detaylandırılmıştır:
Maddi Hukuk (TMK) Eksenindeki Devrimsel Öneriler: Tefrik ve Ortak Velayet
1. Boşanma ve Fer’ilerinin Ayrılması (Tefrik – Dosya Ayrımı Modeli) Mevcut sistemdeki en büyük kördüğüm, taraflar evliliğin bitmesi konusunda hemfikir olsalar dahi, mal paylaşımı (katılma alacağı, değer artış payı), nafaka veya tazminat miktarı üzerindeki maddi anlaşmazlığın, boşanma kararının kesinleşmesini yıllarca engellemesidir. Gündemdeki en büyük reform başlığı olan “Tefrik (Dosya Ayrımı) Modeli”, bu sorunu çözecek yegane yoldur.1
Bu modele göre; dava açıldıktan sonra mahkeme, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına kanaat getirdiğinde veya her iki taraf boşanmayı talep ettiğinde, tarafların kimin ne kadar kusurlu olduğuna bakmaksızın derhal (örneğin ilk celsede) “Boşanma Kararı” vermeli ve tarafların nüfus kütüklerindeki medeni durumunu “bekar” olarak tescil etmelidir.1 Boşanmanın fer’i niteliğindeki nafaka, maddi-manevi tazminat ve mal rejiminin tasfiyesi gibi ekonomik uyuşmazlıklar ise aynı mahkemede ayrı bir esas numarası üzerinden veya aynı dosyada ayrı bir tahkikat aşamasıyla (finansal yargılama) görülmeye devam etmelidir. Bu yöntemle, ortalama 2 ila 4 yıl süren boşanma (statü değişimi) süresi 6 ay ile 1 yıla kadar düşürülecek 1, bireylerin yeni bir hayat kurma hakkı ekonomik müzakerelerin ve tazminat pazarlıklarının rehinesi olmaktan kurtulacaktır.

2. Aile Arabuluculuğu ve İhtiyari / Zorunlu Mekanizmalar Yargının iş yükünü hafifletmenin uluslararası kabul görmüş bir diğer yolu Alternatif Uyuşmazlık Çözüm (ADR) yöntemleridir. 2026 reform beklentileri arasında yer alan Aile Arabuluculuğu sistemi 1, Fransa örneğinde olduğu gibi mal paylaşımı ve süresiz nafaka tartışmalarında devreye girmelidir.1 İhtiyari arabuluculuk 29, tarafların giderek artan mahkeme harçları ve avukatlık ücretlerinden ciddi ekonomik tasarruf sağlamaları için yasayla teşvik edilmelidir. Arabuluculuk masasında varılan anlaşma belgesinin mahkeme ilamı niteliğinde sayılması (geçerli bir hile veya irade sakatlığı olmadığı sürece iptal edilememesi) sistemi güvence altına alacaktır.29
Ancak burada kritik bir sınır vardır: Aile içi şiddet (fiziksel veya psikolojik) iddialarının, güç asimetrisinin veya ekonomik tahakkümün bulunduğu vakalarda, arabuluculuğun “zorunlu” tutulması, mağdur eşin (çoğunlukla kadının) baskı altında haklarından feragat etmesiyle sonuçlanabilir. Bu nedenle sistem kurulurken, tıpkı Birleşik Krallık modelinde uygulanan “aile içi şiddet taraması” (domestic violence screening) gibi önleyici filtre mekanizmaları titizlikle kurgulanmalıdır.
3. Velayet Anlayışında Paradigma Değişimi: Ortak Velayet Kurumu Türk yargı uygulamasında uzun yıllar velayetin sadece anneye veya sadece babaya verilmesi yönündeki “tek ebeveyn kuralı” (one-parent rule) kesin bir norm olarak kabul edilmiş, yabancı mahkemelerin (örneğin İngiliz mahkemelerinin) ortak velayet kararları Türkiye’de tenfiz edilirken kamu düzenine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle reddedilmiştir.7 Yargıtay’ın 2. Hukuk Dairesi’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek 7 No.lu Protokol (eşlerin çocuklarla ilişkilerinde eşit hak ve sorumluluklara sahip olması) kapsamında yabancı ortak velayet kararlarını onamaya başlamasıyla bu katı kural kırılmaya başlamıştır.7
Çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince, 2026 reformları bağlamında “Ortak Velayet” kavramının norm haline gelmesi ve daha geniş kitlelerce uygulanması elzemdir.1 Boşanmanın eşlik statüsünü bitirdiği ancak “anne-baba olma” vasfını ortadan kaldırmadığı bilinciyle, eğitim, sağlık müdahaleleri ve yurtdışı seyahat kararları gibi konularda her iki ebeveynin de eşit söz hakkını öngören ortak velayet modeli yasal zemine oturtulmalıdır.1 Bu durum, sadece çocuğun pedagojik sağlığını korumakla kalmayacak, ebeveynler arasındaki kazan-kaybet çekişmesini bitirerek velayet iddialarından kaynaklanan uzun SİR raporu süreçlerini devreden çıkaracaktır.
Usul Hukuku (HMK) Eksenindeki Öneriler: Usuli Ekonomiyi Sağlamak ve Dijitalleşmek
1. Ön İnceleme ve Tahkikat Aşamalarının Birleştirilmesine Yasal Zemin Hazırlanması Daha önce belirtildiği üzere, HMK Madde 139 ve Madde 320’nin katı uygulaması mahkemeleri şekilciliğe mahkum etmektedir.3 Oysa Yargıtay’ın bazı istisnai daire kararlarında umut verici yaklaşımlar mevcuttur. Örneğin, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (2021/5933 E.) ve 3. Hukuk Dairesi (2018/8051 K.), basit yargılama usulünde mahkemelerin ön inceleme aşamasında mümkün olan hallerde dosya üzerinden karar verebileceğini, hukuki dinlenilme hakkının her zaman kısıtlanmış sayılmayacağını belirtmiştir.5
Ancak bu istisnai kararların yerleşik içtihat haline gelmesi için yasa koyucunun devreye girmesi şarttır. HMK’da yapılacak açık ve istisnai bir yasal düzenleme ile, “Aile Hukukundan doğan uyuşmazlıklarda, tarafların ön inceleme duruşmasında sulh olmamaları, delillerin dilekçeler aşamasında büyük oranda toplanmış olması ve hakimin gerekli görmesi halinde, ön inceleme tutanağının düzenlenmesinin hemen ardından aynı celsede tahkikat aşamasına geçilebilir” hükmü getirilmelidir. Bu basit yasal düzenleme, celseler arasındaki anlamsız aylar süren boşlukları ortadan kaldırarak dava sürelerini asgari 8 ila 12 ay arasında kısaltma potansiyeline sahiptir.
2. Adalet Sisteminde Teknolojik Entegrasyon (AI) ve SİR Raporlarının Dijitalizasyonu Adalet sisteminin yavaşlığını aşmanın en etkili yolu, süreci teknolojiyle ve yapay zekayla (AI) entegre etmektir.30 Uluslararası aile hukuku pratiklerinde bu dönüşüm hızla yaşanmaktadır. Avustralya’da kullanılan “Settify” gibi akıllı sistemler, ebeveynlerin mahkemeye veya avukata gitmeden önce yapay zeka destekli formlar üzerinden kendi veri girişlerini (intake systems) yapmalarını sağlamaktadır.31 Ayrıca “Split-Up” gibi büyük veri (big data) kullanan analiz programları, benzer dosyalardaki muhtemel mahkeme kararlarını avukatlara ve taraflara önceden simüle ederek (predictive analysis) tarafları uzlaşmaya teşvik etmektedir.31
Türkiye’de Adalet Bakanlığı bünyesindeki Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri (ADM), bu tarz güvenli dijital veri toplama modülleri ile güçlendirilmelidir. Velayet davalarında Sosyal İnceleme Raporu (SİR) talep edildiğinde, tarafların sosyo-ekonomik durumları ve ön psikolojik değerlendirmeleri e-Devlet entegrasyonu ile yapay zeka destekli ulusal platformlar üzerinden (soru-cevap formlarıyla) anında toplanmalı, uzman psikolog ve pedagoglar yalnızca vaka analizi, yüz yüze görüşme ve nihai karar aşamasında devreye girmelidir.30
Bununla birlikte, dijital delillerin (sosyal medya kayıtları) değerlendirilme sürecini hızlandırmak amacıyla, İngiltere’de çocuk bakım davalarında uzmanlaşmış “Digital Forensics” (Dijital Adli Bilişim) birimlerinin 12 bir benzeri, Türkiye’de Aile Mahkemelerine özel olarak kurulmalıdır. Bilgisayar, cep telefonu verileri, hücresel analizler (cell site analysis) ve kullanıcı geçmişlerinin incelenmesi aylar süren genel adli tıp kuyruklarından çıkarılıp, haftalar içinde sonuç veren bu spesifik kurumlara devredilmelidir.12
| Önerilen Reform Alanı | Mevcut Durum | 2026 İçin Hedeflenen Çağdaş Yaklaşım | Beklenen Fayda / Sürece Etkisi |
| Bifurcation (Tefrik) | Boşanma ve mal paylaşımı aynı anda çözülmek zorunda. | Boşanma statüsü derhal verilecek, mali davalar ayrılacak.1 | Boşanma statüsü kazanımı 4 yıldan 6 aya düşecek. |
| HMK 139 & 320 | Ön inceleme ve Tahkikat aşamaları kesin çizgilerle ayrı.3 | Aile hukukuna özgü olarak iki celsenin birleştirilmesi imkanı. | Mahkeme takviminden 8-12 ay tasarruf sağlanacak. |
| SİR ve Dijital Entegrasyon | Uzmanlar haftalarca manuel veri topluyor, rapor yazımı ayları buluyor. | AI destekli veri girişi (Settify benzeri) ve e-Devlet entegrasyonu.30 | Uzmanların rapor hazırlama süresi %70 oranında azalacak. |
| Ortak Velayet | İstisnai olarak uygulanıyor (Eski tek-ebeveyn kuralı).7 | Çocuğun üstün yararı çerçevesinde yasal norm haline gelmesi.1 | Velayet rekabetini bitirecek, çekişmeyi azaltacak. |
Sonuç
Türk Aile Hukukunda boşanma davalarının kronikleşen süreleri, hukukun tecellisini engelleyen en büyük sistemik hastalıktır. Mevcut ispat ve usul kurallarının işleyişinde, yasa koyucunun korumayı amaçladığı “aile kurumu”, “sadakat” ve “çocuğun üstün yararı” gibi mefhumlar, bizzat adli sistemin hantallığı ve şekilciliği tarafından telafisi imkânsız şekilde örselenmektedir. Anayasa Mahkemesinin TMK 166/4 maddesindeki 3 yıllık anlamsız bekleme süresini temel hakları ihlal ettiği gerekçesiyle iptal etmesi 14, sistemdeki değişimin kaçınılmazlığını gösteren önemli bir umut ışığıdır. Ancak, kadınları bilim dışı bir şüpheyle 300 gün beklemeye mahkum eden iddet müddeti gibi kuralların sürdürülmesindeki kurumsal ısrar 16, zihniyet dönüşümünün henüz tam anlamıyla gerçekleşmediğini ortaya koymaktadır.
Uluslararası örnekler incelendiğinde tablonun Türkiye açısından ne kadar geride kalındığı acı bir şekilde ortaya çıkmaktadır. İngiltere’nin kusur tartışmasını tamamen terk ederek süreci dijital bir portala taşıyıp husumeti bitirdiği 17, Fransa’nın mal paylaşımını ve boşanmayı mahkeme salonlarından tamamen çıkararak noter destekli rasyonel bir anlaşma zeminine taşıdığı 22, İsveç’in ise vatandaşını bürokrasiye ezdirmeden birkaç hafta içinde boşanma statüsüne kavuşturabildiği 23 açıkça ortadadır. Almanya gibi nispeten katı sistemlerin bile evliliğin fiilen bitmesini (ayrı yaşamayı) objektif bir karine sayarak yargı yükünü hafiflettiği görülmektedir.27
Türkiye’nin bu küresel hukuki evrimin gerisinde kalması sosyal dokuya zarar vermektedir. Yapılması gereken reformların rotası belirlidir: Kusur odaklı, geçmişi deşen ve eşleri ömür boyu birbirine düşman eden katı usul anlayışından vazgeçilmeli; çözüm odaklı, geleceği inşa eden ve uyuşmazlığı hızla tasfiye eden “Tefrik Modeline” derhal geçilmelidir.1 Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki katı ön inceleme ritüelleri aile mahkemeleri için esnetilmeli, Adalet Bakanlığının kurumsal veri toplama kapasitesi yapay zeka ve dijital sistemlerle güçlendirilerek SİR gibi süreçler hızlandırılmalıdır. Adalet mekanizması, maddi ve manevi olarak yorgun düşmüş bireylerin yıllar süren yıpratıcı bir savaşın ardından ulaştığı soluk bir karar kâğıdı değil; hukuki ihtilafı saygıyla bitiren, psikolojik travmaları azaltan ve taraflara hayatlarını yeni baştan kurmaları için zamanında uzatılan güvenceli bir el olmalıdır. Ancak bu şekilde çağdaş bir aile hukuku düzenine ulaşmak mümkün olacaktır.
Alıntılanan çalışmalar
- Yeni Boşanma Yasası 2026: Yargı Reformu, Nafaka ve Süreç Rehberi, erişim tarihi Nisan 9, 2026,
- Çekişmeli Boşanma Davaları Neden Daha Uzun Sürer -, erişim tarihi Nisan 9, 2026,
- YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2014/2-20 K. 2015/1753, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://kazanci.com.tr/gunluk/hgk-2014-2-20.htm
- HMK Madde 139 Ön İnceleme Duruşmasına Davet – Av. Baran Doğan | İstanbul Barosu Avukatı, Sicil 26632, erişim tarihi Nisan 9, 2026,
- HMK Madde 320 Ön İnceleme ve Tahkikat – Av. Baran Doğan | İstanbul Barosu Avukatı, Sicil 26632, erişim tarihi Nisan 9, 2026,
- Sosyal İnceleme Raporu (SİR Raporu) 2026 – Uca Hukuk & Danışmanlık, erişim tarihi Nisan 9, 2026,
- Turkey’s One-Parent Rule – International Divorce, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://international-divorce.com/turkey-s-one-parent-rule/
- Boşanma Davalarında Sosyal Medya Paylaşımlarının Delil Niteliği – Par Hukuk, erişim tarihi Nisan 9, 2026,
- Boşanma Davasında Whatsapp, İnstagram, Facebook vb. Sosyal Medya Yazışmalarının Kullanılması 2025 | Delil Hukuk Bürosu, erişim tarihi Nisan 9, 2026,
- Boşanma Davasında Whatsapp Kayıtları İstenir mi? Daha fazlası Or Hukuk, erişim tarihi Nisan 9, 2026,
- HABERLEŞMENİN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇU BAKIMINDAN WHATSAPP KAYITLARININ BOŞANMA DAVASINDA DELİL OLARAK KULLANILMASI• – DergiPark, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3403093
- Digital Forensics in Family Law: Uncovering the Truth in the Digital Age – YouTube, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://www.youtube.com/watch?v=j8NMujzrgNM
- REPORT ON DIGITALLY DERIVED EVIDENCE IN INTERNATIONAL CRIMINAL LAW – Leiden Guidelines, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://leiden-guidelines.com/assets/DDE%20in%20ICL.pdf
- TMK 166/4 Maddesi Değişti: Boşanma Davalarında 3 Yıllık Bekleme …, erişim tarihi Nisan 9, 2026,
- ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Esas Sayısı:2024/233 Karar Sayısı:2025/181 Karar Tarihi:10/9/2025 R.G.Tarih-Sayı:31/12/2025-33124, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/Dosyalar/Kararlar/KararPDF/K.2025-181.nrm.pdf
- Tamamı erkeklerden oluşan AYM, kadınlar için ‘iddet müddeti’ Anayasa’ya uygun dedi, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://bianet.org/haber/tamami-erkeklerden-olusan-aym-kadinlar-icin-iddet-muddeti-anayasaya-uygun-dedi-315098
- It’s not you, or me: no-fault divorce, one year on – Farrer & Co, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://www.farrer.co.uk/news-and-insights/its-not-you-or-me-no-fault-divorce-one-year-on/
- No fault divorce: so what has changed? – gunnercooke llp, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://gunnercooke.com/no-fault-divorce-so-what-has-changed/
- A Guide to Divorce from the UK in Turkey (2025): Step-by-Step Process and Costs, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://www.lexadahukuk.com/blog-detail/aguide-to-divorce-from-the-uk-in-the-turkey
- Who Gets Custody In Turkey | Turkey 2026 Legal Guide | Av. Bilal ALYAR, erişim tarihi Nisan 9, 2026,
- No-fault divorce in England and Wales, is it ahead of the curve? – IMD Solicitors, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://imd.co.uk/family-law/no-fault-divorce-in-england-and-wales-is-it-ahead-of-the-curve/
- Fransa’da Boşanma – Women For Women France, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://www.womenforwomenfrance.org/tr/our-resources/separation-divorce-child-custody/separation-and-divorce/divorce-in-france
- Divorce in Sweden – Everything You Need to Know | Consilex, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://consilex.se/divorce-in-sweden/
- Divorce Process in Sweden – Child Custody & Spousal Maintenance – GJC Law, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://www.gjclaw.com.sg/areas-of-practice/family-law/international-divorce/divorce-in-sweden-faqs/
- Divorce | Skatteverket, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://www.skatteverket.se/servicelankar/otherlanguages/englishengelska/individualsandemployees/livinginsweden/marriage/divorce.4.5c1163881590be297b516382.html
- Global Overview – Sweden – Global Access to Justice Project, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://globalaccesstojustice.com/global-overview-sweden/?lang=en
- Anlaşmalı Boşanma Davası Açılabilmesi İçin Evliliğin Bir Yıl Sürmesi Kuralının Anayasa Mahkemesi’nin 30.05. – DergiPark, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/5551415
- Divorce law by country – Wikipedia, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://en.wikipedia.org/wiki/Divorce_law_by_country
- İhtiyari ve Zorunlu Arabuluculuk Şartları 2026, erişim tarihi Nisan 9, 2026,
- The Impact of Technology on Family Law | Attorney at Law Magazine, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://attorneyatlawmagazine.com/public-articles/family-law/the-impact-of-technology-on-family-law
- Use of Technology in the Family Justice System Annotated Bibliography, erişim tarihi Nisan 9, 2026, https://www.justice.gc.ca/eng/rp-pr/jr/utfjsab-utsjfba/pdf/RSD2022_Use_of_Technology_in_the_Family_Justice_System_Report_EN.pdf

Yorum Bırakın