Tanık beyanları çeliştiğinde hâkim, hangi beyanı neden esas aldığını ve hangisini neden esas almadığını gerekçesinde göstermek zorundadır (HMK m. 297/1-c). Tanık beyanı bir bütündür: Hukuk Genel Kurulu, bir bölümü esas alınan tanık beyanının aynı konuya ilişkin devam eden bütün bölümlerinin de hükme esas alınması gerektiğine karar vermiştir. Aynı tanığın farklı zamanlardaki beyanları arasındaki çelişki ve beyanın dosyadaki belgelerle, örneğin kamera görüntüleri veya soruşturma ifadeleriyle uyuşmaması, beyanın değerini düşürür. Tek tanığın beyanı, görgüye dayalı, somut ve inandırıcıysa tek başına yeterli olabilir; soyut tek tanık beyanı ise yetmez. Birbirini doğrulayan, görgüye dayalı ve çelişkisiz beyanlar hükmün en güçlü dayanağıdır. Gerekçe her tanık beyanının tek tek yazılmasını gerektirmez; ama hangi vakıanın hangi delille sabit görüldüğü denetlenebilir biçimde açıklanmalıdır.
İki tarafın tanıkları birbirini tutmazsa hâkim kime inanır?#
Hâkim, beyanlardan hangisinin görgüye dayalı, somut, hayatın olağan akışına uygun ve dosyadaki diğer delillerle uyumlu olduğuna bakar ve vardığı sonucu gerekçesinde açıklar. Kanun hükmün gerekçesinde çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılmasını ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonucu göstermeyi zorunlu kılar (HMK m. 297/1-c). Hukuki dinlenilme hakkı da mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir (HMK m. 27/2-c).
Bölge adliye mahkemelerinin kaldırma kararlarında bu yükümlülük somut olarak tarif edilir: Mahkeme tarafların bütün iddia ve savunmalarını değerlendirmeli, delilleri tartışmalı, hangi delillere itibar edildiğini, hangi delillere neden itibar edilmediğini, iddia edilen hangi vakıaların ne şekilde sabit görüldüğünü ve hangi beyanlara itibar edildiğini açıklamalı ve tarafların kusur durumunu belirterek yargısal denetime elverişli bir gerekçe yazmalıdır (Yargıtay 2. HD, 2023/7350 E., 2024/4133 K., 03.06.2024; Yargıtay 2. HD, 2023/4384 E., 2024/1311 K., 28.02.2024). Yargıtay da gerekçenin bir bölümünde “davacı tanıkları dinlenmiştir” denilip devamında tanık dinlenmediği için davanın reddedildiği, böylece kendi içinde çelişkili hâle gelen bir kararı bozmuştur (Yargıtay 2. HD, 2024/7494 E., 2024/7045 K., 09.10.2024).
Çelişki giderilemiyorsa ve beyanların hiçbiri diğerine üstün tutulamıyorsa, iddiayı ispat yükü altındaki taraf bu yükü yerine getirememiş olur. Bu nedenle çelişkili beyanlar, çoğu zaman o vakıanın kusur olarak yüklenmemesiyle sonuçlanır. Kanun hâkime tanıkları gerektiğinde yüzleştirme imkânı da verir (HMK m. 261/1); çelişkinin bir noktada yoğunlaştığı durumlarda yüzleştirme talep edilebilir (9. Bölüm).
Tanık beyanının bir kısmı kabul edilip bir kısmı reddedilebilir mi?#
Hayır, aynı konuya ilişkin beyanın bir bölümünü alıp devamını bırakmak mümkün değildir. Hukuk Genel Kurulu tanık beyanının bir bütün olduğunu şu kararıyla açıkça ortaya koymuştur:
Tanık beyanı bir bütündür; bir bölümü esas alınan beyanın aynı konudaki devamı da esas alınmalıdır
Bölge adliye mahkemesi, kadının son tartışmada kayınvalidesinin boğazını sıktığını ve eşine tokat attığını, olay sırasında evde bulunan erkeğin anne ve babasının birbirini doğrulayan beyanlarına dayanarak kabul etmiş; erkeğe yüklenen fiziksel şiddet vakıasını ise tanık beyanlarının yer ve zaman bakımından somutlaştırılmadığı gerekçesiyle kabul etmeyerek Özel Dairenin bozma kararına direnmişti. Aynı olayda orada bulunan kadının babası ise kızıyla birlikte çocukların eşyalarını almaya gittiklerinde kayınvalidenin “siz köpeksiniz” demesi üzerine tartışmanın çıktığını anlatmıştı. Hukuk Genel Kurulu oyçokluğuyla şöyle demiştir:
“Tanık beyanlarının bir bütün olduğu ve bir bölümü esas alınan tanık beyanlarının aynı konuya ilişkin devam eden tüm bölümlerinin de hükme esas alınması gerektiğinden, esasen kadına yüklenen kusurlu davranışların süreklilik arzetmediği, kayın validenin -siz köpeksiniz- şeklindeki söylemi üzerine gerçekleştiği anlaşılmaktadır.”
Değerlendirme. Karar, kadının eylemini inkâr etmez; ama eylemin hangi koşulda ve neye tepki olarak gerçekleştiğini de hesaba katar. Genel Kurul, eşine hakaret eden, fiziksel şiddet uygulayan ve birlik görevlerini yerine getirmeyen erkeği ağır, son tartışmada tokat atan ve kayınvalidesinin boğazını sıkan kadını az kusurlu saymış ve kadın yararına tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar vermiştir. Görüşmelerde bölge adliye mahkemesinin direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş, ancak çoğunlukça benimsenmemiştir.
Genel Kurul daha önceki bir kararında da aynı ilkeyi vurgulamıştır: Kadının anne ve babasının beyanlarıyla erkeğe fiziksel şiddet kusuru yüklendiğine göre, bu anlatımlar bir bütün olarak değerlendirilerek şiddetin sürekli olduğu da kabul edilmelidir; bir bölümü esas alınan tanık beyanlarının, aynı konuya ilişkin devam eden bölümlerinin hatalı gerekçeyle hükme esas alınamayacağının kabul edilmesi doğru değildir (Yargıtay HGK, 2023/130 E., 2024/147 K., 06.03.2024).
Aynı tanığın beyanları farklı zamanlarda değişirse ne olur?#
Aynı tanığın beyanları arasındaki önemli çelişki, beyanın inandırıcılığını zedeler. Hukuk Genel Kurulu, iki kez dinlenen bir çocuk bakıcısının ilk beyanında evde belirli yıllar arasında yatılı çalıştığını, ikinci beyanında ise altı aylık sürelerle çalıştığını ve en son geldiğinde davacının evden ayrılmış olduğunu söylediğini tespit etmiş; evde çalıştığı tarihler konusunda dahi çelişki yaratan tanığın beyanının hükme esas alınarak kadına kusur yüklenmesini doğru bulmamıştır (Yargıtay HGK, 2025/33 E., 2025/839 K., 17.12.2025). Başka bir kararda Genel Kurul, erkeğin babasının talimatla dinlendiğinde olayı oğlunun telefonla anlatmasıyla öğrendiğini, ilk derece mahkemesinde yeniden dinlendiğinde ise gelininin itirafıyla öğrendiğini söylediğine dikkat çekmiştir (Yargıtay HGK, 2023/130 E., 2024/147 K., 06.03.2024).
Yargıtay da ziynet eşyalarına ilişkin bir dosyada erkeğin annesinin önce oğlunun kumar oynadığını, düğünde takılan ziynetlere ne olduğunu bilmediğini, kız evinin yemiş olabileceğini söylediğini, mahkemece tekrar sorulduğunda ise ziynetlerin babasına ait kasada bulunduğunu söyleyerek beyanları arasında çelişkiye düştüğünü belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2023/3846 E., 2024/1911 K., 19.03.2024).
Bununla birlikte her farklılık çelişki sayılmaz. Yıllar önce yaşanan bir olayı anlatan tanığın küçük ayrıntılarda yanılması olağandır; öğretide de hafızanın olayları yeniden kurguladığı ve tanık anlatılarının bu nedenle özenle değerlendirilmesi gerektiği vurgulanır (Nuhoğlu, s. 635). Önemli olan, çelişkinin olayın özüne, tanığın olayı nasıl öğrendiğine veya olay yerinde bulunup bulunmadığına ilişkin olup olmadığıdır.
Tanık beyanı belgeyle çelişirse hangisi esas alınır?#
Tanık beyanı, olayın nasıl geçtiğini objektif olarak gösteren bir belgeyle çelişiyorsa beyana itibar edilmez. Bölge adliye mahkemesinin Yargıtay’ca onanan bir kararında, bir tanığın olay sırasında orada bulunduğunu anlatmasına rağmen ceza mahkemesinin gerekçeli kararında betimlenen kamera görüntülerinden olay esnasında tarafların yanında üçüncü bir kişinin bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle tanığın anlatımına itibar edilmemesinin yerinde olduğu kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2024/741 E., 2024/8431 K., 07.11.2024).
Yargıtay, erkeğe yüklenen bir vakıaya ilişkin tanık beyanının dosyadaki diğer tanıkların ve tarafların beyanlarıyla uyumlu olmadığını, ayrıca Cumhuriyet başsavcılığının soruşturma dosyasında toplanan deliller ve alınan ifadelerle desteklenmediğini belirterek, tek başına bu tanık beyanına dayanılarak erkeğe kusur yüklenemeyeceğine karar vermiştir (Yargıtay 2. HD, 2024/652 E., 2024/8400 K., 06.11.2024). Ceza dosyaları, kolluk tutanakları ve soruşturma ifadeleri bu nedenle tanık beyanlarının doğrulanmasında veya çürütülmesinde önemli bir rol oynar (16. Bölüm).
Tek tanığın beyanı yeterli mi?#
Evet, görgüye dayalı, somut ve inandırıcıysa tek bir tanığın beyanı da yeterli olabilir. Kanun tanık sayısı için bir alt sınır koymaz ve Yargıtay da vakıanın tek tanıkla ispatını kabul eder. Hukuk Genel Kurulu, dava dilekçesinde dayanılan ve usulüne uygun gösterilen tek bir tanığın, yani davacının yeğeninin beyanıyla erkeğin sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığının kabul edilmesi gerektiğine karar vermiştir (Yargıtay HGK, 2023/1143 E., 2025/416 K., 02.07.2025). Erkeğin sadakatsizliğinin kayınbabasının beyanıyla sabit görüldüğü Genel Kurul kararında da vakıa tek tanığa dayanmaktadır (Yargıtay HGK, 2024/130 E., 2025/556 K., 24.09.2025).
Ancak tek tanığın beyanı soyutsa veya görgüye dayanmıyorsa, onu destekleyecek başka bir delil yoksa vakıa ispatlanmış sayılmaz. Bölge adliye mahkemesinin, davacının tek bir tanık bildirdiğini, bu tanığın beyanının soyut olup dava dilekçesindeki vakıaları ispatlar nitelikte olmadığını ve başka bir delil bulunmadığını belirterek davanın reddini isabetli bulduğu bir karar Yargıtay’ca onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2024/1425 E., 2024/8858 K., 20.11.2024). Tek tanığa dayanan tarafın riski açıktır: O tanık dinlenemezse, çekinirse veya beyanı zayıf kalırsa vakıa ispatsız kalır.
Birbirini doğrulayan beyanlar neden önemlidir?#
Çünkü farklı kişilerin aynı olayı birbirinden bağımsız olarak benzer biçimde anlatması, beyanların gerçeği yansıttığına dair güçlü bir göstergedir. Hukuk Genel Kurulu, kayınvalide ile kayınbabanın “birbirini doğrular, görgüye dayalı ve benzer” beyanlarını ve bu beyanların dava dilekçesindeki anlatımla birebir uyumlu olmasını hükme esas almıştır (Yargıtay HGK, 2022/765 E., 2023/974 K., 18.10.2023). İlk derece mahkemesinin Yargıtay’ca onanan bir kararında da olayları bilen, duyuma değil görgüye dayalı bilgisi olan, çelişki içermeyen ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde birbirini doğrulayan tanık beyanlarının hükme esas alınabileceği belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2023/8923 E., 2024/6519 K., 26.09.2024).
Birbirini doğrulamak ile aynı cümleleri tekrar etmek ise farklıdır. Kanaatimizce kelimesi kelimesine aynı ifadeleri kullanan, aynı ayrıntıları aynı sırayla anlatan beyanlar, tanıkların önceden yönlendirildiği kuşkusunu doğurabilir; her tanığın olayı kendi konumundan, kendi gördükleri ve duyduklarıyla anlatması daha inandırıcıdır.
Gerekçede her tanık beyanı ayrı ayrı yazılmalı mı?#
Hayır, ama hangi vakıanın hangi delille sabit görüldüğü açıkça gösterilmelidir. Bölge adliye mahkemesinin Yargıtay’ca onanan bir kararında, HMK m. 297’de gerekçeli kararda hangi hususların bulunması gerektiğinin belli olduğu, mahkemelerin tanık beyanlarını tek tek yazmalarının gerekmediği belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2023/385 E., 2023/3072 K., 07.06.2023). Bu, gerekçenin yüzeysel olabileceği anlamına gelmez: Kararda tarafların hangi kusurlu davranışlarının sabit görüldüğü, bunların hangi delillere dayandığı ve karşı tarafın itiraz ettiği beyanlara neden itibar edilmediği anlaşılmalıdır. Aksi hâlde karar yargısal denetime elverişli olmaz ve bölge adliye mahkemesince kaldırılabilir (Yargıtay 2. HD, 2023/7350 E., 2024/4133 K., 03.06.2024).
Tanık beyanı bir bütündür; bir bölümü esas alınan beyanın aynı konuya ilişkin devamı da esas alınmalıdır. Çelişkili beyanlar arasında tercih yapan hâkim, gerekçesini somut olarak göstermelidir. Belgelerle ve diğer delillerle desteklenmeyen tek tanık beyanıyla kusur yüklenemez; görgüye dayalı ve inandırıcı tek tanık beyanı ise yeterli olabilir (Yargıtay HGK, 2023/947 E., 2025/378 K., 18.06.2025; Yargıtay HGK, 2023/130 E., 2024/147 K., 06.03.2024; Yargıtay 2. HD, 2024/652 E., 2024/8400 K., 06.11.2024; Yargıtay HGK, 2023/1143 E., 2025/416 K., 02.07.2025).
Karşı tarafın tanıklarının beyanlarına karşı diyeceklerinizi yazarken üç sütunlu bir tablo kullanın: Tanığın söylediği, bunun neden güvenilmez olduğu (duyum, soyutluk, çelişki, belgeyle uyumsuzluk), dosyadaki karşı delil. Kendi tanıklarınızın beyanlarında ise olayın tamamının, özellikle tepki ve kışkırtma unsurlarının tutanağa geçmesine dikkat edin; Hukuk Genel Kurulu, beyanın devam eden bölümlerinin de değerlendirilmesini zorunlu saymaktadır.
Bu bölümde anılan öğreti
- Nuhoğlu, Hatice, “Boşanma Sürecine Kolektif Katılım: Tanıklık Müessesesi”, International Journal of Social Inquiry, C. 15, S. 2, Aralık 2022, s. 627–647
