12. Bölüm · Dördüncü Kısım: Beyanların Değerlendirilmesi

Görgüye Dayalı Beyan ve Duyum

Yargıtay Kararları Işığında Boşanma Davalarında Tanık Beyanları kitabının 12. bölümü. Kitabın tamamı bu sitede ücretsiz okunur.

Bu sayfada
  1. Görgüye dayalı beyan nedir?
  2. Duyuma dayalı beyan nedir ve neden hükme esas alınmaz?
  3. Olaydan sonra yetişen tanığın beyanı yeterli mi?
  4. Taraflardan birinin anlattığını aktaran tanığın beyanı ne değer taşır?
  5. Eylemi yapan eşin kendi sözlerini aktaran tanığın beyanı duyum mudur?
  6. Duyuma dayalı beyanın hiçbir yararı yok mu?
Kısaca

Hükme esas alınabilecek tanık beyanı, tanığın olayı kendi gözüyle görmesine veya kulağıyla duymasına dayanan beyandır. Olayı taraflardan birinden veya üçüncü bir kişiden duyduğunu anlatan tanığın beyanı duyuma dayalıdır ve kusur ispatında tek başına hükme esas alınamaz. Hukuk Genel Kurulu, “kendi gözümle bir şey görmedim” diyerek olayı başkasından öğrendiğini anlatan tanıkların beyanlarını bu nedenle dışarıda bırakmış; olaydan sonra yetişip yalnız eşin ağladığını gören, şiddete ve hakarete şahit olmayan tanıkların anlatımını da kusur belirlemesinde yeterli görmemiştir. Buna karşılık şiddetin sonucunu, örneğin morlukları gören tanığın beyanı ile telefon konuşmasını bizzat işiten tanığın beyanı görgüye dayalıdır. Eylemi yapan eşin tanığa doğrudan söylediği sözler, söylenme koşulları hayatın olağan akışına uygunsa ve beyan çelişkisizse değerlendirilebilir; ancak bu sınır mekanik değildir ve Genel Kurul’da tartışmalı olmuştur.

Görgüye dayalı beyan nedir?#

Görgüye dayalı beyan, tanığın anlattığı olayı kendi duyularıyla algıladığı beyandır: Tanık hakareti kendi kulağıyla duymuş, itişmeyi kendi gözüyle görmüş, morlukları bizzat fark etmiştir. Hukuk Genel Kurulu tanığı “uyuşmazlık hakkında bilgi ve görgüsü bulunan üçüncü kişi” olarak tanımlar (Yargıtay HGK, 2017/2707 E., 2018/1998 K., 20.12.2018). Yargıtay kararlarında hükme esas alınan beyanlar için “bizzat görgüye dayalı”, “görgüye dayalı ve somut veriler içeren”, “birbirini doğrular, görgüye dayalı ve benzer” gibi ifadeler kullanılır.

Görgü yalnız görmeyi değil, işitmeyi de kapsar. İlk derece mahkemesinin Yargıtay’ca onanan bir kararında, kadının kardeşinin ablasında şiddet izi ve gözünde morluk gördüğünü, tarafların telefon konuşmasında erkeğin kadına sinkaflı küfür ettiğini duyduğunu anlatması hükme esas alınmış; buna karşılık erkeğin tanıklarının erkekten duyuma dayalı, soyut ve görgüye dayalı olmayan beyanları kadına kusur yüklemeye yetmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2023/2676 E., 2023/6302 K., 19.12.2023).

Duyuma dayalı beyan nedir ve neden hükme esas alınmaz?#

Duyuma dayalı beyan, tanığın olayı başkasından duyduğunu anlattığı beyandır: “Kızım anlattı”, “komşular söylüyordu”, “oğlum bana telefonda söyledi” gibi. Bu beyan, olayın kendisini değil, başkasının olay hakkındaki anlatımını mahkemeye taşır; o başkası çoğu zaman davanın tarafıdır. Bu nedenle Yargıtay, kusur belirlemesinde duyuma dayalı beyanları tek başına hükme esas almaz.

Hukuk Genel Kurulu, erkeğin anne ve babasının gelinlerinin sadakatsizliğine ilişkin anlatımlarını bu ölçütle değerlendirmiştir. Erkeğin babası talimatla dinlendiğinde kendi gözüyle ve kulağıyla bir şey duymadığını, olayı oğlunun telefonla anlatmasıyla öğrendiğini söylemiş; sonra ilk derece mahkemesinde yeniden dinlendiğinde olayı gelininin itirafıyla öğrendiğini belirtmiş, yer ve zaman göstermemişti. Erkeğin annesi de tarih vererek olayı anlatmış, ama “ben kendi gözümle bir şey görmedim” demişti. Genel Kurul, annenin beyanının tarih belirtilmiş olsa da duyuma dayalı olduğunu ve “bu hâliyle zaten hükme esas alınamayacağı”nı vurgulamıştır (Yargıtay HGK, 2023/130 E., 2024/147 K., 06.03.2024). Aynı kararda kadının annesinin damadının kızına vurduğunu bizzat gördüğüne ilişkin anlatımı ise görgüye dayalı kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin güncel kararlarında da aynı ölçüt uygulanır: Kadına yüklenen “yaptığı işten dolayı kocasını hor gördüğü” vakıasına ilişkin tanık beyanları duyuma dayalı olduğundan bu vakıa ispat edilmiş sayılmamıştır (Yargıtay 2. HD, 2026/1444 E., 2026/7357 K., 29.06.2026); şiddet dışındaki vakıalara ilişkin tanık beyanlarının soyut ve duyuma dayalı olması bu vakıaların yüklenmesini engellemiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/3853 E., 2026/411 K., 15.01.2026); hakaret vakıasına ilişkin tanık beyanının duyuma dayalı olması nedeniyle vakıa kusur olarak yüklenmemiştir (Yargıtay 2. HD, 2025/10700 E., 2026/5931 K., 02.06.2026). Kadının bir erkekle ilişkisi olduğunu bu erkeğin kendisinden öğrendiğini söyleyen tanığın üçüncü kişiden duyuma dayalı beyanı da hükme esas alınmamış; bölge adliye mahkemesinin bu yöndeki kararı Yargıtay’ca onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2023/3574 E., 2024/1093 K., 21.02.2024).

Olaydan sonra yetişen tanığın beyanı yeterli mi?#

Tanık olaydan sonra yetişmiş ve yalnız olayın etkisini görmüşse, bu görgü olayın kendisini ispat etmeye kural olarak yetmez. Hukuk Genel Kurulunun bu konudaki kararı öğreticidir:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu2022/768 E. · 2023/976 K.18.10.2023

Sesi duyup sonradan gelen, eşin ağladığını gören ama hakarete şahit olmayan tanıkların beyanı küfür vakıasını ispat etmez

Kadın, erkeğin kendisine küfür ettiğini ileri sürerek boşanma davası açmıştı. Tanıklardan ikisi eşlerin yedi yıl önce açılan bir davadan sonra barıştığını, son olayın kurban bayramında yaşandığını anlatmış, ama bu olaya ilişkin bilgileri davacıdan duyduklarını aktarmıştı. Köydeki evleri eşlerin evinin karşısında olan iki tanık, bayramın ikinci günü duydukları ses üzerine kadının yanına gittiklerini, kadının ağladığını, şiddete ve hakarete şahit olmadıklarını, kadında yara bere veya kızarıklık görmediklerini söylemişti. Kadının kız kardeşi ise erkeğin sürekli kavga çıkardığını ve küfür ettiğini genel ifadelerle anlatmıştı. Bölge adliye mahkemesi Özel Dairenin bozma kararına direndi. Hukuk Genel Kurulu şöyle demiştir:

“Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasındaki uyuşmazlığa konu tanık ...’nun beyanlarının incelenmesinde genel ifadeler kullanıldığı, anlatılan olayların hangi tarihte ve nerede gerçekleştiğine dair bilgiler barındırmadığı, anlatımlarında zaman belirtilmediği gibi ifade şeklinde de olayın oluşunun nasıl gerçekleştiğinin anlaşılamadığı, tanık tarafından davalının eşine küfür ettiği söylenmişse de bunun somutlaştırılmadığı…”

Değerlendirme. Kararda üç ayrı zayıflık birleşmiştir: Kardeşin beyanı genel ve somutlaştırılmamıştır; son olaya ilişkin bilgi davacıdan duyulmuştur; olay yerine yetişen komşular ise yalnız ağlamayı görmüş, ne hakareti duymuş ne de bir iz görmüştür. Genel Kurul ayrıca eşlerin önceki dava nedeniyle barıştıklarını, tanığın anlattığı olayların bu davadan önce mi sonra mı yaşandığının belli olmadığını vurgulamış ve beyanların kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağına karar vermiştir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni

Bu kararı, şiddetin sonucunu gören tanığın beyanıyla karıştırmamak gerekir. Hukuk Genel Kurulu bir başka kararında fiziksel şiddet vakıasının bir tanığın bizzat görgüsüyle ve diğer tanıkların “fiziksel şiddet sonucu oluşan morlukların görülmesine dayalı” ifadeleriyle ispatlandığını kabul etmiştir (Yargıtay HGK, 2023/947 E., 2025/378 K., 18.06.2025). Kadının babasının, kızının yüzündeki ve gözündeki morlukları gördüğünü anlatması da annenin bizzat gördüğü şiddeti destekleyen görgüye dayalı bir beyan sayılmıştır (Yargıtay HGK, 2023/130 E., 2024/147 K., 06.03.2024). Fark açıktır: Morluk, şiddetin bedende bıraktığı ve tanığın bizzat gördüğü bir izdir; ağlamak ise birçok sebebi olabilecek bir durumdur ve tek başına hakaretin ya da şiddetin varlığını göstermez.

Taraflardan birinin anlattığını aktaran tanığın beyanı ne değer taşır?#

Tanık, olayı iddiada bulunan eşten duymuşsa beyanı duyuma dayalıdır. Eş, kendi iddiasını annesine, kardeşine veya arkadaşına anlatmakla o iddianın delilini yaratmış olmaz. Hukuk Genel Kurulu, son olaya ilişkin bilgileri davacıdan duyarak aktaran tanıkların beyanlarını bu nedenle yeterli görmemiştir (Yargıtay HGK, 2022/768 E., 2023/976 K., 18.10.2023). Bölge adliye mahkemesinin Yargıtay’ca onanan bir kararında da bir tanığın beyanının erkekten, diğer bir tanığın beyanının kadından duyuma dayandığı, görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı tespit edilmiş ve bu beyanlar kusur belirlemesinde esas alınmamıştır (Yargıtay 2. HD, 2023/3844 E., 2024/1299 K., 28.02.2024).

Hukuk Genel Kurulu, eşlerden birinin yurt dışında yaşadığı bir evlilikte Türkiye’de yaşayan tanıkların yurt dışında devam eden evlilik hakkında görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığını, buna karşılık eşlerle aynı ülkede yaşayan kayınvalide ve kayınbabanın birbirini doğrulayan ve görgüye dayalı beyanlarının hükme esas alınması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2022/765 E., 2023/974 K., 18.10.2023). Tanığın evliliğe coğrafi ve zamansal yakınlığı, görgüsünün kaynağını belirlemede önemli bir göstergedir.

Eylemi yapan eşin kendi sözlerini aktaran tanığın beyanı duyum mudur?#

Bu soru Yargıtay’da tartışmalıdır ve cevap olayın koşullarına göre değişir. Tanığın bizzat muhatap olduğu, eylemi yapan eşin tanığa doğrudan söylediği sözler, tanık için duyulan bir anlatım değil, bizzat işitilen bir olaydır. Hukuk Genel Kurulu bir kararında, kadının babasının “davalının kızımı aldattığına dair sağda solda dedikodular oluyordu, bunlar kulağıma gelince ben davalıyı uyardım, oda inkar etmedi aksine siz bana karışamazsınız, ben hür bir insanın istediğimi yaparım” şeklindeki anlatımını erkeğin sadakatsizliğini ispatlayan bir beyan olarak değerlendirmiş ve tarafları eşit kusurlu saymıştır (Yargıtay HGK, 2024/130 E., 2025/556 K., 24.09.2025; oyçokluğuyla). Bölge adliye mahkemesinin erkeğin aldatmayı itiraf ettiğine dair yeminli tanık beyanını da dikkate alarak zinayı kabul ettiği bir kararı da Yargıtay’ca onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2023/6614 E., 2024/4953 K., 27.06.2024).

Buna karşılık Hukuk Genel Kurulu, eşinden boşanma aşamasındaki bir kadının maaşını eşinin ödediği çocuk bakıcısına cinsel hayatını anlattığı iddiasına itibar etmemiştir. Bölge adliye mahkemesi, Özel Dairenin istikrarlı içtihatlarına göre bizzat eylemi gerçekleştiren taraftan duyulan olayların duyuma dayalı aktarım sayılmadığını belirterek direnmişti. Genel Kurul ise bakıcının zinaya ilişkin bilgisinin “Benim bildiklerim ...’ın bana anlattıklarıdır” sözünden duyuma dayalı olduğunu, görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığını, böyle bir anlatımın hayatın olağan akışına uygun olmadığını ve bakıcının evde çalıştığı tarihler konusunda dahi çelişkiye düştüğünü belirterek kadına kusur yüklenemeyeceğine karar vermiştir (Yargıtay HGK, 2025/33 E., 2025/839 K., 17.12.2025).

Sınırın ne kadar ince olduğunu gösteren bir karar daha vardır. Kadının annesi, kızına çok iyi baktığını bizzat gördüğünü anlatmış, aynı ifadesinin devamında erkeğin kızına zenginliğini ve yaşını ima eden aşağılayıcı bir söz söylediğini aktarmıştı. Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu bu sözü erkeğin kusurlu davranışları arasında saymıştır. Genel Kurul görüşmelerinde ve karşı oy yazısında ise annenin bu sözü bizzat duymadığı, kızının anlatmasından öğrendiği, bu nedenle duyuma dayalı olduğu ileri sürülmüş, ancak bu görüş çoğunlukça benimsenmemiştir (Yargıtay HGK, 2025/34 E., 2026/18 K., 21.01.2026; oyçokluğuyla).

Bu kararlardan çıkan ölçüt şöyle özetlenebilir: Eylemi yapan eşin tanığın yüzüne karşı söylediği, tanığın uyarısına ya da sorusuna verdiği cevap gibi sözler görgü niteliği taşıyabilir. Ama tanığın aktardığı “itirafın” söylendiği koşullar hayatın olağan akışına uygun olmalı, tanığın beyanı çelişkisiz olmalı ve mümkünse başka delillerle desteklenmelidir. “Bana anlattı” şeklindeki genel aktarımlar ise duyum riskini taşır.

Dikkat

Eylemi yapan eşin itirafını aktaran tanık, itirafın nerede, ne zaman, hangi konuşma içinde ve kimlerin yanında yapıldığını anlatabilmelidir. “Bana sevgilisi olduğunu söyledi” demek yetmez; konuşmanın nasıl başladığı, tanığın ne sorduğu, eşin ne cevap verdiği somut olarak anlatılmalıdır. Aksi hâlde beyan duyum veya soyut beyan sayılabilir.

Duyuma dayalı beyanın hiçbir yararı yok mu?#

Duyuma dayalı beyan, kusur ispatında tek başına hükme esas alınamaz; ancak dosyadaki diğer delillerle birlikte olayların seyrini anlamaya yardımcı olabilir. Kanaatimizce, örneğin olaydan hemen sonra eşin annesini arayıp yaşadıklarını anlatması, darp raporu ve olay yerindeki tanığın görgüsüyle birlikte değerlendirildiğinde anlatımın tutarlılığını gösteren bir unsur olabilir. Ne var ki Yargıtay kararlarında duyuma dayalı beyan bu yardımcı rolün ötesine taşınmamaktadır. Tanık hazırlığında, aynı olay için görgü tanığı yoksa duyum tanığına güvenmek yerine belge ve kayıtlara yönelmek gerekir.

Yargıtay’ın ilkesi

Tanık beyanının hükme esas alınabilmesi için tanığın anlattığı olayı bizzat görmüş veya duymuş olması gerekir. Olayı taraflardan veya üçüncü kişilerden duyduğunu aktaran tanığın beyanı duyuma dayalıdır ve kusur belirlemesinde tek başına esas alınamaz; buna karşılık şiddetin sonucunu, örneğin morlukları bizzat gören tanığın beyanı görgüye dayalıdır (Yargıtay HGK, 2023/130 E., 2024/147 K., 06.03.2024; Yargıtay HGK, 2022/768 E., 2023/976 K., 18.10.2023; Yargıtay HGK, 2023/947 E., 2025/378 K., 18.06.2025; Yargıtay 2. HD, 2026/1444 E., 2026/7357 K., 29.06.2026).

Uygulama notu

Tanığınızla görüşürken her olay için şu iki soruyu sorun: “Bunu siz mi gördünüz veya duydunuz, yoksa size mi anlatıldı?” ve “Olay sırasında neredeydiniz?” Karşı tarafın tanığını dinlerken de aynı soruları hâkim aracılığıyla sorun; tanık “anlattılar” derse bunun tutanağa açıkça geçmesini isteyin. Tutanakta tanığın kendi sözcükleriyle “görmedim, duydum” demesi, istinaf ve temyiz aşamasında belirleyici olabilir.

Av. Aydın Aydar
Av. Aydın AydarBoşanma avukatı · İstanbul Barosu

1986’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu; 35 yılı aşkın süredir boşanma ve aile hukuku davalarında çalışıyor. Bu kitabı Av. Murat Aydar ve Av. Eren Aydar ile birlikte, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarının resmî metinlerine dayanarak hazırladı.

Atıf: Aydın Aydar, Murat Aydar, Eren Aydar, Yargıtay Kararları Işığında Boşanma Davalarında Tanık Beyanları, 2026, Görgüye Dayalı Beyan ve Duyum, https://www.avukataydinaydar.com/bosanma-davalarinda-tanik-beyanlari/tam-metin/gorguye-dayali-beyan-ve-duyum/

Bu sayfa genel bilgilendirme amacı taşır; somut bir olaya ilişkin hukuki görüş değildir. Mevzuat ve içtihat 8 Kasım 2026 itibarıyla dikkate alınmıştır.

Hemen Ara WhatsApp