Anlaşmalı boşanma ve protokol eşler arasında sonuç doğurur; alacaklı ve Sosyal Güvenlik Kurumu gibi üçüncü kişiler ise bu sonuca bazı hâllerde karşı koyabilir. Yargıtay’a göre protokolle devredilen taşınmaz kural olarak mal kaçırma sayılmaz. Alacaklı ancak boşanmanın muvazaalı olduğunu, eşlerin boşanmaya rağmen birlikte yaşadığını ispatlarsa tasarruf iptal edilir. Bir dosyada boşanmadan üç yıl sonra doğan ortak çocuk muvazaanın delili sayılmıştır; borçlunun başka biriyle evlenmesi ise iddiayı zayıflatır. Öğretide, mahkeme kararıyla gerçekleşen devirlere karşı tasarrufun iptali değil, yargılamanın iadesi yolunun (HMK m. 376) kullanılması gerektiği savunulur. 2025 değişikliğine göre son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşle yapılan tasarruf, gerçek değerine uygun ivazlı olduğu ispatlanmadıkça bağışlama sayılır (İİK m. 278). Ölüm aylığı alan kişi boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşıyorsa aylığı kesilir, ödemeler geri alınır (5510 sayılı Kanun m. 56/2). Anayasa Mahkemesi kuralı 2026’da da iptal etmemiştir. Boşanma kararının geçerliliği bu davalarda sorgulanmaz; araştırılan, fiilî birlikteliktir.
Protokol alacaklıyı bağlar mı?#
Hayır, alacaklı bu karara göre üçüncü kişidir ve hükümle bağlı değildir; zarara uğradıysa bunu gidermek için başka yollara başvurabilir (Tuncer Kazancı, s. 412-413). Sorun şudur: Eşler, borçlu eşin mallarını protokolle diğer eşe veya çocuğa devrederek alacaklıların elinden kaçırabilir. Hâkimin denetimi bu riski tam olarak gidermez, çünkü hâkim protokolü eşlerin ve çocukların yararı bakımından inceler. Alacaklının kullanabileceği yollar şunlardır:
| Yol | Dayanak | Süre |
|---|---|---|
| Tasarrufun iptali davası | İİK m. 277–284 | İşlemden itibaren beş yıl (İİK m. 284) |
| Üçüncü kişilerin hükmün iptalini istemesi | HMK m. 376 | Karardan usulen haberdar olunmasından itibaren üç ay, her hâlde on yıl (HMK m. 377) |
| Muvazaa nedeniyle haczin iptali, sıra cetveline itiraz | Genel hükümler, İİK | Olaya göre |
Protokolle devredilen ev mal kaçırma sayılır mı?#
Kural olarak sayılmaz; alacaklı boşanmanın muvazaalı olduğunu ispatlamalıdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’ne göre “Boşanmanın muvazaalı olduğu ispatlanmadığı hallerde, boşanma protokolü gereği verilen şeylerin mal kaçırma amacı ile verildiğinin kabulü yaşam deneyimlerine uygun değildir.” (Yargıtay 4. HD, 2023/5643 E., 2024/8094 K., 24.09.2024) Bu ölçüyü en iyi gösteren dava zinciri şudur:
Boşanmadan üç yıl sonra doğan ortak çocuk, boşanmanın muvazaalı olduğunu gösterdi; protokol devri iptal edildi
Borçlu ve eşi 22.07.2016’da anlaşmalı olarak boşandı, karar 29.07.2016’da kesinleşti, taşınmaz 05.08.2016’da protokol gereği diğer eşe devredildi. Alacaklı banka tasarrufun iptalini istedi. Bölge adliye mahkemesi davayı kabul etti, Daire ilk kararında bozdu. Bölge adliye mahkemesi, nüfus kayıtlarına göre boşanmadan yaklaşık üç yıl sonra 02.08.2019’da eşlerin ortak çocuğu doğduğunu belirterek direndi. Daire yeniden yaptığı incelemede kararı onamıştır (HMK m. 373/5). Daire’nin bozma kararındaki ölçü, sonraki kararın da temelidir:
“Bu halde davacı ancak boşanmanın muvazaalı olduğunu, boşanmaya rağmen tarafların birlikte yaşamaya devam ettiğini ispatlaması halinde, taşınmaz devrinin iptaline karar verilmelidir.”
Değerlendirme. Onama kararında birlikteliğin “bozmadan sonara sunulan nüfus kayıtlarında görülen müşterek çocukları ile sabit” olduğu belirtilmiştir. Karar, kuralı ve istisnasını birlikte gösterir: Boşanma kararı ve protokol tek başına iptal sebebi değildir; ama sonradan ortaya çıkan fiilî birliktelik, kesinleşmiş boşanmaya rağmen devri iptal ettirir.
Dairenin ilk kararı bir de şunu söylemektedir: Devir boşanmanın kesinleşmesinden sonra yapıldığı için eşler arasında yapılmış tasarruf sayılamaz (Yargıtay 4. HD, 2022/12462 E., 2023/8190 K., 20.06.2023). Bu görüş, aşağıda ele alınan 2025 tarihli kanun değişikliğiyle büyük ölçüde aşılmıştır.
Boşanmanın muvazaalı olduğu nasıl anlaşılır?#
Birlikte yaşama ve olayların akışıyla anlaşılır; ispat yükü alacaklıdadır. Yargıtay kararlarında kullanılan ölçütler şunlardır:
| Olgu | Etkisi |
|---|---|
| Boşanmadan sonra ortak çocuk doğması | Muvazaayı gösterir (Yargıtay 4. HD, 2024/1466 E., 2024/4025 K., 30.04.2024) |
| Haciz talebinden günler sonra dava açılması, kararın hızla kesinleştirilmesi, aynı gün yüksek tazminat için takip başlatılması | Muvazaayı gösterir (Yargıtay 17. HD, 2019/3906 E., 2021/549 K., 02.02.2021) |
| Mali durumu kötü borçlunun tek malı kadar tazminat üstlenmesi | Muvazaayı gösterir (Yargıtay 17. HD, 2019/3906 E., 2021/549 K., 02.02.2021) |
| Borçlunun boşandıktan sonra başka biriyle evlenmesi | Muvazaa iddiasını zayıflatır (Yargıtay 4. HD, 2022/9617 E., 2023/6526 K., 16.05.2023; Yargıtay 4. HD, 2022/6065 E., 2023/227 K., 11.01.2023; Yargıtay 17. HD, 2018/4543 E., 2020/3644 K., 17.06.2020; Yargıtay 4. HD, 2023/5643 E., 2024/8094 K., 24.09.2024) |
| Eşlerin farklı şehirlerde oturması | Muvazaa iddiasını zayıflatır (Yargıtay 4. HD, 2022/6065 E., 2023/227 K., 11.01.2023) |
| Boşanmadan sonra eşler arasında ceza ve hukuk davaları | Muvazaa iddiasını zayıflatır (Yargıtay 4. HD, 2023/5643 E., 2024/8094 K., 24.09.2024) |
| Borcun boşanmadan sonra doğması | Mal kaçırma kastını zayıflatır (Yargıtay 4. HD, 2022/6065 E., 2023/227 K., 11.01.2023) |
Yalnız şüphe yetmez; Daire birçok kararında “boşanmanın muvazaalı olduğunun da” ispatlanmaması gerekçesiyle ret kararlarını onamıştır (Yargıtay 4. HD, 2024/8122 E., 2025/6830 K., 29.04.2025; Yargıtay 4. HD, 2022/11704 E., 2023/10911 K., 17.10.2023). Tazminat yoluyla mal kaçırmanın çarpıcı bir örneği ise şudur: Alacaklı şirket haciz istemiş, beş gün sonra boşanma davası açılmış, eşler kanun yolundan feragatle kararı hızla kesinleştirmiş, kesinleştiği gün eş 3.000.000 TL tazminat için takip başlatmış ve taşınmaza önce haciz koydurmuştur. Mahkemeler, anlaşmalı boşanmanın tasarrufun iptaline engel olmadığını belirterek haczi iptal etmiş, 17. Hukuk Dairesi kararı onamıştır (Yargıtay 17. HD, 2019/3906 E., 2021/549 K., 02.02.2021).
Protokoldeki katılma alacağı feragati alacaklıya karşı ileri sürülebilir mi?#
Alacaklı bu maddenin de iptalini isteyebilir, ama önce borçlunun o malda gerçekten bir hakkı olduğunu göstermelidir. Eşlerin protokolde karşılıklı olarak katılma ve değer artışı alacağından vazgeçtiği bir dosyada alacaklı, borçlunun bu feragatinin iptalini ve taşınmazın yarısı üzerinde haciz yetkisi verilmesini istedi. 17. Hukuk Dairesi, taşınmazın kişisel mal olup olmadığının belirlenmesi için bedeli gönderen kişiyle borçlu arasındaki ticari ilişkinin ve paranın ivazlı olup olmadığının incelenmesini istemiştir (Yargıtay 17. HD, 2017/5162 E., 2019/10479 K., 12.11.2019). Bozmadan sonra alacaklının davasını ispat edemediği belirtilerek verilen ret kararı onanmıştır (Yargıtay 4. HD, 2024/5298 E., 2025/4112 K., 11.03.2025). Başka bir dosyada da taşınmazın edinilmesinde borçlunun katkısının bulunmadığı ve protokolde borçluya araç bırakıldığı gerekçesiyle iptal koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir (Yargıtay 4. HD, 2023/1184 E., 2024/1486 K., 13.02.2024).
Eski eşe yapılan devirde 2025 değişikliği ne getirdi?#
Bir yıl içinde sona eren evlilikte eski eşe yapılan tasarrufu da bağışlama sayılan işlemler arasına aldı. 24.12.2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla değişen İİK m. 278’e göre “Gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dâhil kan hısımları, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşi ve üçüncü derece dâhil kayın hısımları” ile ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan tasarruflar bağışlama sayılır. Bağışlamaların iptal edilebilmesi için bunların aciz belgesinin, aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği veya iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılmış olması gerekir.
Bu değişiklik uygulamayı etkileyecektir. Önceki dönemde boşandıktan sonra yapılan devri eşler arasında tasarruf saymayan yaklaşımın karşısına kanun metni çıkmıştır. Artık protokol gereği eski eşe devredilen malın karşılığını, örneğin mal rejimi alacağını veya hak edilen tazminatı, gösterme yükü eşlerdedir. Ayrıca İİK m. 280 uyarınca üçüncü kişi borçlunun eşi veya yakın hısmı ise borçlunun mali durumunu ve zarar verme kastını bildiği varsayılır. İncelediğimiz kararlar arasında yeni metni uygulayan bir Yargıtay kararına rastlanmamıştır; kararların bu gelişme ışığında izlenmesi gerekir. Çocuğa devir ise zaten altsoya yapılan tasarruf olarak aynı kapsamdadır.
Tasarrufun iptali mi, yargılamanın iadesi mi?#
Öğreti ile Yargıtay bu konuda ayrılmaktadır. Yargıtay’ın 17. Hukuk Dairesi eski bir kararında, “Tarafların iradelerinin uygunluğu ile bir mahkeme hükmünün elde edilmesi halinde, nizalı bir yargıdan bahsedilemez” diyerek protokolle yapılan devre karşı tasarrufun iptali davası açılabileceğini kabul etmiştir (Yargıtay 17. HD, 13.11.2008, E. 1908, K. 5306 (aktaran Tuncer Kazancı, s. 403-404, dn. 1)). Son dönem kararları da bu çizgidedir. Tuncer Kazancı ise buna karşı çıkar: Mahkeme kararı neticesinde gerçekleşen devirler iradi tasarruf değildir, protokol hükme ister aynen geçirilmiş ister yalnız uygun bulunmuş olsun sonuç değişmez; “üçüncü kişi alacaklı sadece HMK m. 376 uyarınca yargılamanın yenilenmesini talep edebilir.” (Tuncer Kazancı, s. 409, 420) HMK m. 376, davanın taraflarından birinin alacaklılarının, borçluları “aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle” hükmün iptalini isteyebileceğini düzenler.
Tartışma pratikte de önemlidir. Tasarrufun iptali, yalnız alacaklı yönünden sonuç doğurur ve boşanmayı ortadan kaldırmaz. Hükmün iptali ise kararın kendisini hedef alır. Yargıtay kararları karşısında alacaklı için izlenecek yol tasarrufun iptalidir; süre riskine karşı HMK m. 376’daki üç aylık süre de gözetilmelidir.
Ölüm aylığı için boşanırsa ne olur?#
Boşanan kişi eski eşiyle fiilen birlikte yaşıyorsa aylığı kesilir ve ödenenler geri alınır. “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır” (5510 sayılı Kanun m. 56/2). Uygulamada kural en çok, boşandıktan sonra anne veya babasından aylık alan kızlar için gündeme gelir (5510 sayılı Kanun m. 34/1-b-3).
Anayasa Mahkemesi 2011’de, “ölüm aylığını alabilmek için evli olmamak koşulunu aşmak amacıyla iyi niyete dayanmayan ve dürüst olmayan boşanma isteği ve çabası ile boşanma kararı elde edilip buna bağlı olarak ölüm aylığı alınması, açıkça hakkın kötüye kullanılmasıdır” diyerek kuralı Anayasa’ya uygun bulmuştur (AYM, E. 2009/86, K. 2011/70, 28.04.2011; aktaran Yargıtay HGK, 2025/18 E., 2026/205 K., 01.04.2026). Mahkeme 26.03.2026 tarihli kararında da kuralın amacının, fiilen eşinin desteğinden yoksun kalmayan kişilere aylık ödenmesini önlemek ve sınırlı kamu kaynaklarını korumak olduğunu belirterek iptal istemini reddetmiştir (AYM, E. 2025/210, K. 2026/70, 26.03.2026).
Boşanma kararı sorgulanmaz, araştırılan fiilî birlikteliktir; denetmen raporu her yönüyle irdelenmelidir
Babası 2012’de ölen kadın, 08.12.2015’te eşinden boşandı ve kendisine babasından ölüm aylığı bağlandı. Denetmen raporunda komşu ve apartman yöneticisi birlikte yaşadıklarını söylemiş, aidat listelerinde eski eşin adı görülmüştü. Aylık kesildi ve borç çıkarıldı. Kadın, boşanmanın aylık için yapılmadığını, adreslerin ayrı olduğunu, aboneliklerin kendi adına olduğunu ileri sürerek dava açtı. Mahkeme davayı kabul etti, iki kez bozuldu, direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını oybirliğiyle bozmuş; kolluk araştırması yapılmasını, dönemin muhtar ve azalarının, komşuların, apartman görevlisi ile yöneticilerinin ve civar esnafın dinlenmesini, denetmen raporundaki hususların tek tek irdelenmesini istemiştir. Kurul, boşanmanın samimiyeti bakımından şu ilkeyi koymuştur:
“…eşlerin boşanma iradelerinin gerçek veya samimi olup olmadığı ya da boşanmanın muvazaalı olup olmadığı konusunda bir araştırma ve inceleme çabasına girilmemesi, boşanmaya ilişkin kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulanmaması gerekmektedir.”
Değerlendirme. Kurul’a göre “boşanma tarihi itibariyle gerçek/samimi boşanma iradesine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin”, 01.10.2008’den itibaren “her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda bağlanan gelirin veya aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.” Yani samimi boşanan kişi de sonradan eski eşiyle yaşamaya başlarsa aylığını kaybeder. Buna karşılık, birlikte yaşama kanıtlanmadan yalnız boşanmanın samimi olmadığı söylenerek aylık kesilemez.
Genel Kurul bu ilkeyi başka kararlarında da yinelemiştir (Yargıtay HGK, 2024/332 E., 2025/794 K., 10.12.2025; Yargıtay HGK, 2025/20 E., 2026/206 K., 01.04.2026; Yargıtay HGK, 2025/641 E., 2026/207 K., 01.04.2026). Birlikte yaşamanın ispatında kurumun denetim memurlarının tutanakları “aksi sabit oluncaya kadar” geçerlidir (5510 sayılı Kanun m. 59/2) (Yargıtay HGK, 2019/419 E., 2022/705 K., 24.05.2022). Bu nedenle ilgili kişi raporu çürütecek delil getirmelidir: Ayrı adres, abonelikler, kira ödemeleri, komşular ve muhtar beyanı. Muhtar ile çevredeki bir esnafın denetmene verdiği imzalı ifadeleri mahkemede gerekçesiz değiştirdiği, sağlık kayıtlarının da birlikteliği desteklediği bir dosyada tutanağın aksi ispatlanamamış sayılmış, direnme kararı bozulmuştur (Yargıtay HGK, 2024/734 E., 2025/842 K., 17.12.2025, oyçokluğuyla). 10. Hukuk Dairesi kararlarında da iki yön görülür. Çelişki varsa kolluk araştırması yapılmalı, muhtar, komşu, kapıcı ve yönetici dinlenmeli, tanıkların denetmen ifadeleri ile mahkeme ifadeleri arasındaki çelişki giderilmelidir (Yargıtay 10. HD, 2025/14273 E., 2026/2325 K., 02.03.2026). Buna karşılık annesinin ölümünden kısa süre sonra iki gün içinde anlaşmalı olarak boşanan bir davacının dosyasında, eski eşin annesi “Aynı evde ikamet ettiklerini biliyorum” demiş, eski eş bankaya davacının adresini ev adresi olarak bildirmişti; Daire denetim raporundaki tespiti yerinde bularak davanın reddi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 10. HD, 2025/11238 E., 2025/17978 K., 24.12.2025). Aynı adres kaydı ve oy kullanılan sandık gibi veriler aleyhe delil olarak kullanılmaktadır (Yargıtay HGK, 2019/419 E., 2022/705 K., 24.05.2022). Birden fazla boşanma varsa, boşanılan herhangi bir eşle birlikte yaşamak maddenin kapsamına girer (Yargıtay HGK, 2024/391 E., 2025/743 K., 26.11.2025, oyçokluğuyla).
Geri alma hesabı da ağırdır. Ödeme ilgilinin kasıtlı veya kusurlu davranışından doğmuşsa tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık ödemeler, ödeme tarihlerinden işleyen faiziyle istenir; Kurumun hatasından doğmuşsa beş yıl ve daha hafif esaslar uygulanır (5510 sayılı Kanun m. 96). Anayasa Mahkemesi, bu tür yersiz ödemelerin geri istenebileceğini kabul etmiş, bununla birlikte faiz ve tahsil yönteminin ölçülülük açısından önem taşıdığını belirtmiştir. Aynı olayda eşler nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat etmişti; bu, ödenen aylıkların geri alınmasına engel olmamıştır (AYM (İkinci Bölüm), B. No: 2019/12125, 14.02.2024).
Formalite boşanan eşler birbirinden hak isteyebilir mi?#
Zordur. Eşlerin birlikte yaşamayı sürdürmek üzere anlaşarak boşandıklarını sonradan ileri süren kişi, kendi davranışına dayanmış olur. Bir dosyada eşlerin “tekrar evlenme konusunda anlaşarak” davalının ekonomik sorunları nedeniyle boşandıkları, tarafların “kendi muvazaaları nedeniyle hak talebinde bulunamayacakları” gerekçesiyle boşanmanın iptali istemi reddedilmiş, karar onanmıştır (Yargıtay 2. HD, 2023/7606 E., 2024/5727 K., 11.09.2024). Başka bir dosyada, yurt dışına gidebilmek için görünüşte boşandıklarını ileri süren erkeğe karşı “kişinin kendi yarattığı muvazaa iddiasına dayanamayacağı” belirtilmiştir (25. Bölüm) (Yargıtay 2. HD, 2023/8384 E., 2024/3291 K., 09.05.2024). Hukuk Genel Kurulu ise alacaklıdan mal kaçırmak için boşanılıp evliliğin fiilen sürdürüldüğünün ileri sürüldüğü bir dosyada, hile ve kandırmayla alınan feragat iddiasının incelenmesini istemiştir (23. Bölüm) (Yargıtay HGK, 2015/979 E., 2016/215 K., 02.03.2016). Nafaka borçlusu, alacaklıyla fiilen birlikte yaşadığını icra mahkemesinde tanıkla da ispat edebilir (20. Bölüm) (Yargıtay HGK, 2022/759 E., 2023/49 K., 08.02.2023).
Protokolle yapılan devir, boşanma muvazaalı değilse mal kaçırma sayılmaz; ispat yükü alacaklıdadır. Boşanmaya rağmen birlikte yaşama kanıtlanırsa tasarruf iptal edilir. Boşandığı eşiyle fiilen yaşayan hak sahibinin aylığı, boşanmanın samimi olup olmadığına bakılmaksızın kesilir (Yargıtay 4. HD, 2024/1466 E., 2024/4025 K., 30.04.2024; Yargıtay 4. HD, 2023/5643 E., 2024/8094 K., 24.09.2024; Yargıtay HGK, 2025/18 E., 2026/205 K., 01.04.2026; AYM, E. 2025/210, K. 2026/70, 26.03.2026).
Alacaklı vekili için: Aciz belgesini ve takip tarihlerini hazırlayın; devrin tarihi ile borcun doğum tarihini yan yana koyun. Nüfus kayıtları, adres kayıtları, çocuk doğumları, tapu ve icra işlemlerinin takvimini çıkarın. İki eşi birlikte davalı gösterin. Eş vekili için: Protokolde devrin karşılığını açıkça yazın: mal rejimi alacağı, tazminat, nafaka. Borçlu eş için, devrin kendi alacaklılarına karşı sonuçlarını önceden anlatın. Aylık alan kişi için: Boşanma sonrası birlikte yaşama hâlinde aylığın kesileceğini, geriye dönük ve faizli borç doğacağını açıkça söyleyin; adres, abonelik ve ödeme kayıtlarının gerçeği göstermesine dikkat edin.
Bu bölümde anılan öğreti
- Tuncer Kazancı, İdil, “Bir Yargıtay Kararı Işığında Eşlerin Anlaşmalı Boşanma ile Alacaklılarından Mal Kaçırmalarının Tasarrufun İptali Davasına Konu Edilmesi Sorunu”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 6, S. 2, 2015, s. 401–424
