Türk Medeni Kanunu · Nafaka Yükümlülüğü

TMK Madde 366: Korunmaya Muhtaç Kişiler

Türk Medeni Kanunu'nun 366. maddesine göre korunmaya muhtaç kişilerin bakımı, bununla yükümlü kurumlar tarafından sağlanır; bu kurumlar yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebilir. Bu sayfada maddenin iki cümlesini, kurumların açtığı nafaka davalarındaki uygulamayı, madde gerekçesini ve eski Kanun'daki benzer hükmü bulacaksınız.

Av. Aydın AydarAv. Aydın AydarHazırlayan · Boşanma avukatı 12 yüksek mahkeme kararı Güncelleme: 25 Eylül 2026
Resmî metin4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

İkinci Kitap: Aile Hukuku › İkinci Kısım: Hısımlık › İkinci Bölüm: Aile › Birinci Ayırım: Nafaka Yükümlülüğü

C. Korunmaya muhtaç kişiler

Madde 366

  1. (1)Korunmaya muhtaç kişilerin bakımı, bununla yükümlü kurumlar tarafından sağlanır. Bu kurumlar, yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebilirler.
Yürürlük: 01.01.2002 · Yürürlüğe girdiğinden beri değişmedimevzuat.gov.tr

Fıkra numaraları atıf kolaylığı için eklenmiştir; metin, mevzuat.gov.tr'deki güncel resmî metinle aynıdır.

Bu sayfada
  1. Madde metni
  2. TMK 366 ne düzenler?
  3. Birinci cümle: bakım yükümlü kurumlarca sağlanır
  4. İkinci cümle: masrafların nafaka yükümlülerinden istenmesi
  5. Kurumun dava hakkı
  6. Nafakanın niteliği: yardım nafakası
  7. Nafakanın miktarı
  8. Yetkili mahkeme ve dava tarihi
  9. Yargıtay kararları
  10. Madde gerekçesi
  11. 743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
  12. Değişiklik geçmişi
  13. İlgili maddeler
  14. Sık sorulan sorular
Kısaca

TMK 366, korunmaya muhtaç kişilerin bakımını ve bu bakımın masraflarını düzenler. Maddenin ilk cümlesine göre korunmaya muhtaç kişilerin bakımı, bununla yükümlü kurumlar tarafından sağlanır. İkinci cümleye göre bu kurumlar, yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebilir. Gerekçe, maddenin yalnız çocuklardan değil korunmaya muhtaç kişilerden söz ettiğini özellikle vurgular. Kurumun istemi, 365. maddedeki kurum dava hakkı ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu'nun 30. maddesiyle birlikte uygulanır. Koruma kararı bulunan çocuk için kurumun istediği nafakanın niteliği yardım nafakasıdır (Yargıtay 3. HD, 2016/10928 E., 2017/1104 K., 09.02.2017).

Korunmaya muhtaç kişi
Bakımı, özel kanunlara göre yükümlü bir kurumca sağlanan kişi; madde çocuklarla sınırlı değildir.
Yükümlü kurum
Korunmaya muhtaç kişilerin bakımını üstlenen kurum; bu sayfadaki kararlarda sosyal hizmetler kurumu, belediyelere bağlı darülacezeler ve huzurevleri.
Nafaka yükümlüsü hısım
364. maddeye göre nafaka vermekle yükümlü altsoy, üstsoy ve refah içindeki kardeşler.
Bakım tedbiri
Çocuğun resmî veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerinden yararlandırılması veya bu kurumlara yerleştirilmesi (5395 s. K. m. 5).
Masraf
Kurumun bakımını sağladığı kişi için yaptığı harcama.

TMK 366 ne düzenler?

UnsurKuralDayanak
BakımKorunmaya muhtaç kişilerin bakımı yükümlü kurumlarca sağlanırTMK m. 366, 1. cümle
MasrafKurum, masraflarını nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebilirTMK m. 366, 2. cümle
KapsamYalnız çocuklar değil, korunmaya muhtaç kişilerGerekçe, s. 133
Dava hakkıKurum, nafaka yükümlülerine karşı dava açabilirTMK m. 365/4; 2828 s. K. m. 30
NitelikKurumun istediği nafaka yardım nafakasıdırYargıtay 3. HD, 2017/1104 K.
YetkiDava tarihindeki yerleşim yeri esas alınırYargıtay 3. HD, 2011/5058 K.
Kaynakİsviçre MK m. 330Gerekçe, s. 133
Eski KanunGerekçe karşılık göstermez; benzer hüküm m. 317743 s. K.

TBMM gerekçesine göre madde, İsviçre Medenî Kanunu'nun 330. maddesinden esinlenilerek kaleme alınmıştır. Gerekçe, bu hükümle esasen korunmaya muhtaç kişilere ilişkin özel yasalara yollama yapıldığını, maddede özellikle "korunmaya muhtaç çocuklar"dan değil "korunmaya muhtaç kişiler"den söz edildiğini ve bu kişilerin bakımını sağlayan kurumların yaptıkları masrafları nafaka ile yükümlü kişilerden isteyebileceğini belirtir. Tasarının 366. maddesi Adalet Komisyonunca aynen kabul edilmiştir (S. Sayısı 723, s. 450).

Dikkat

Bu maddede dikkat edilecek ilk nokta, kurumun dava hakkıdır: muhtaç kişiye bakan kurumun açtığı nafaka davası, davayı yalnız muhtaç kişinin kendisinin veya vasisinin açabileceği gerekçesiyle reddedilemez (Yargıtay 3. HD, 2013/17205 E., 2014/1456 K., 03.02.2014). İkinci nokta, nitelendirmedir: koruma altındaki çocuk için kurumun istediği nafaka tedbir veya iştirak nafakası değil, yardım nafakasıdır (Yargıtay 3. HD, 2016/13187 E., 2016/11075 K., 21.09.2016). Üçüncü nokta, miktardır: kurumun istemi de yükümlünün geliriyle orantılı ve onu ödeme güçlüğüne düşürmeyecek ölçüde karşılanır (Yargıtay 3. HD, 2015/13271 E., 2015/20763 K., 21.12.2015).

Birinci cümle: bakım yükümlü kurumlarca sağlanır

  • Kimin bakımı: Korunmaya muhtaç kişilerin.
  • Kim sağlar: Bununla yükümlü kurumlar.
  • Dayanak: Korunmaya muhtaç kişilere ilişkin özel kanunlar.

Maddenin ilk cümlesi, korunmaya muhtaç kişilerin bakımının bununla yükümlü kurumlar tarafından sağlanacağını belirtir. Gerekçeye göre bu hükümle esasen korunmaya muhtaç kişilere ilişkin özel yasalara yollama yapılmaktadır; bakımın hangi kurumca, hangi koşullarla ve hangi usulle sağlanacağı bu kanunlarda düzenlenir. Çocuklar bakımından 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'na göre bakım tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu olan kimsenin herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi hâlinde çocuğun resmî veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerinden yararlandırılmasına veya bu kurumlara yerleştirilmesine yönelik tedbirdir. Aynı Kanun'a göre mahkeme, korunma ihtiyacı olan çocuk hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararının yanında Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre nafaka konusunda da karar vermeye yetkilidir.

Madde, gerekçenin özellikle belirttiği gibi yalnız çocuklardan değil korunmaya muhtaç kişilerden söz eder. Bu sayfadaki kararlarda kurumlar, koruma altındaki çocukların yanında darülacezede ve huzurevinde bakılan yaşlılar için de nafaka istemiştir (Yargıtay 3. HD, 2015/13271 E., 2015/20763 K., 21.12.2015; Yargıtay 3. HD, 2011/2589 E., 2011/5058 K., 29.03.2011).

İkinci cümle: masrafların nafaka yükümlülerinden istenmesi

  • Kim ister: Bakımı sağlayan kurum.
  • Kimden: Nafaka yükümlüsü hısımlardan.
  • Neyi: Bakım için yaptığı masrafları.

İkinci cümle, bakımı sağlayan kurumlara yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteme hakkı tanır. Nafaka yükümlüsü hısımlar, 364. maddeye göre korunmaya muhtaç kişinin altsoyu, üstsoyu ve refah içindeki kardeşleridir; eşlerin ve ana ile babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler ayrıca saklıdır (TMK m. 364). Kurumun istemi bu nedenle yardım nafakasına ilişkin kurallarla birlikte uygulanır: dava mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır ve nafaka alacaklısına bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı kurumlar da dava açabilir (TMK m. 365). 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu'nun 30. maddesi de kurumun, kendisine yardımda bulunduğu kişiler için Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre nafaka ile yükümlü bulunanlar hakkında dava açmak hakkına sahip olduğunu belirtir.

Hukuk Genel Kurulu, 2828 sayılı Kanun uyarınca kurumun nafaka yükümlülerine karşı dava açma hakkı bulunduğunu ve yardım nafakası davasının boşanmanın fer'i niteliğinde bir nafaka davası olmadığını belirtmiştir (Yargıtay HGK, 2017/995 E., 2018/514 K., 21.03.2018).

Kurumun dava hakkı

  • Taraf: Kurum davayı davacı olarak kendisi açar.
  • Muhtaç kişinin iradesi: Vekaletname veya yetki belgesi aranmamıştır.
  • Ret gerekçesi olamaz: Davayı yalnız muhtaç kişinin açabileceği görüşü.

Muhtaç kişiye bakan kurumun açtığı davada, davayı yalnız muhtaç kişinin kendisinin veya vasisinin açabileceği gerekçesiyle aktif husumet yönünden ret kararı verilmesi doğru bulunmamıştır; mahkemenin davalının ekonomik ve sosyal durumunu tespit ederek talebi hakkaniyete göre değerlendirmesi gerekir (Yargıtay 3. HD, 2013/17205 E., 2014/1456 K., 03.02.2014). Aynı gerekçeyle birden fazla çocuğa karşı açılan davada verilen ret kararı da bozulmuştur (Yargıtay 3. HD, 2014/12228 E., 2014/11982 K., 17.09.2014). Darülacezede kalan kişinin kuruma dava için vekaletname ve yetki belgesi vermemiş olması da davanın reddi için doğru bir gerekçe sayılmamıştır (Yargıtay 3. HD, 2015/13495 E., 2015/19700 K., 07.12.2015).

Nafakanın niteliği: yardım nafakası

  • Nitelik: Kurumun istediği nafaka yardım nafakasıdır.
  • Yanlış nitelendirme: İştirak veya tedbir nafakası olarak hüküm kurulamaz.
  • Hüküm: Nitelik hükümde belirtilmelidir.

Koruma kararı bulunan çocuk için kurumun açtığı davada talep edilen nafaka, mahiyeti itibarıyla 364 ve devamı maddeleri kapsamında yardım nafakasıdır; mahkemenin bunu iştirak nafakası olarak nitelendirmesi doğru bulunmamıştır (Yargıtay 3. HD, 2016/10928 E., 2017/1104 K., 09.02.2017). Talebin tedbir nafakası olarak değerlendirilerek hüküm kurulması da doğru görülmemiştir (Yargıtay 3. HD, 2016/13187 E., 2016/11075 K., 21.09.2016). Nitelik hükümde belirtilmelidir; ancak zuhulen yazılmamış olması sonuca etkili görülmeyerek karar onanmıştır (Yargıtay 3. HD, 2016/9592 E., 2016/14073 K., 07.12.2016).

Ayrım, nafakanın hangi hükümlere göre belirleneceğini gösterir. İştirak nafakası, çocuğun yanında bulunmayan ana veya babanın çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmasına ilişkindir (TMK m. 182, TMK m. 327); tedbir nafakası ise boşanma veya ayrılık davası süresince ya da birlikte yaşamaya ara verilmesi hâlinde alınan önlemlerdendir (TMK m. 169, TMK m. 197).

Nafakanın miktarı

  • Alacaklı yönünden: Kişinin ihtiyaçları ve kurumun katlandığı masraflar.
  • Yükümlü yönünden: Gelir ve ödeme gücü.
  • Sınır: Yükümlü ödeme güçlüğüne düşürülmez.

Kurumun istemi de 365. maddenin ikinci fıkrasındaki ölçüye bağlıdır: nafaka, bakılan kişinin geçinmesi için gerekli ve yükümlünün malî gücüne uygun olmalıdır. Koruma altındaki çocuk için nafaka belirlenirken yükümlünün gelir durumu, çocuğun ihtiyaçları ve kurumun çocuk için katlandığı masraflar değerlendirilmeli ve hakkaniyete uygun bir miktar takdir edilmelidir; bu ölçüye göre az bulunan nafakaya ilişkin karar bozulmuştur (Yargıtay 3. HD, 2016/13187 E., 2016/11075 K., 21.09.2016). Ana ve babanın ekonomik ve sosyal durumu birlikte araştırılmalıdır; davaya taraf olmayan annenin durumu araştırılmadan miktarın belirlenmesi eksik inceleme sayılmıştır (Yargıtay 3. HD, 2016/10928 E., 2017/1104 K., 09.02.2017).

Öte yandan nafaka, yükümlüyü ödeme güçlüğüne düşürecek düzeyde olamaz. Darülacezede bakılan kişi için iki çocuğuna yükletilen nafaka, davalıların gelir durumu dikkate alındığında yüksek bulunmuş ve karar bozulmuştur (Yargıtay 3. HD, 2015/13271 E., 2015/20763 K., 21.12.2015). Koruma altındaki çocuk için babaya yükletilen nafaka da babanın tespit edilen geliri ve kira gideri karşısında çok bulunmuştur (Yargıtay 3. HD, 2013/14711 E., 2013/17135 K., 03.12.2013). Yükümlünün yardım nafakasını karşılayabilecek maddi imkânı bulunmadığı anlaşılan bir davada ise ret kararı sonucu itibarıyla onanmıştır (Yargıtay 3. HD, 2015/13495 E., 2015/19700 K., 07.12.2015).

İki kararda ise düşük gelir ve zayıflamış aile bağları, istemin tümden reddi için yeterli görülmemiştir. Asgari ücretle çalışan babanın da koruma altındaki çocukları için geliriyle orantılı bir nafaka ödemesi gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 3. HD, 2016/12521 E., 2017/6542 K., 04.05.2017). Nafaka isteyenin kusuruyla muhtaç duruma düşmüş olması ve aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış bulunması yükümlülüğü ortadan kaldırmaz; kurumda kalan ve geliri bulunmayan kişi için nafaka, yükümlüyü zarurete düşürmeyecek ölçüde belirlenmelidir (Yargıtay 3. HD, 2015/9875 E., 2015/17177 K., 04.11.2015).

Yetkili mahkeme ve dava tarihi

  • Yetki: Taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesi.
  • Ölçüt tarih: Dava tarihi.
  • Sonraki nakil: Yetkiyi değiştirmez.

Kurumun açtığı davada da yetkili mahkeme, 365. maddenin son fıkrasına göre taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirildiğinden, huzurevinde kalan kişinin dava açıldıktan sonra başka bir ildeki huzurevine nakledilmesi dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesinin yetkisini ortadan kaldırmamıştır (Yargıtay 3. HD, 2011/2589 E., 2011/5058 K., 29.03.2011). Bakılan kişinin yargılama sırasında ölmesi hâlinde de dava konusuz kalmaz; dava tarihindeki koşullar ve ölüm tarihi dikkate alınarak karar verilir (Yargıtay HGK, 2017/995 E., 2018/514 K., 21.03.2018). Kurumun açtığı yardım nafakası davaları da aile mahkemesinde görülür.

Uygulamada

Bakımını bir kurumun üstlendiği yakınınız için size nafaka davası açıldıysa, gelir ve giderlerinizi belgeleyin; nafaka, geliriniz ve ödeme gücünüzle orantılı belirlenir. Aynı sırada başka yükümlüler de varsa, örneğin kardeşleriniz, onların durumunun da araştırılmasını isteyebilirsiniz. Koruma altındaki çocuğunuz için dava açıldıysa, diğer ebeveynin ekonomik ve sosyal durumu da araştırılmalıdır. Kişinin dava açıldıktan sonra başka bir kuruma nakledilmesi, dava tarihindeki yetkili mahkemeyi değiştirmez.

Yargıtay kararları

Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi2013/17205 E. · 2014/1456 K.03.02.2014

Darülacezede bakılan kişi için belediyenin açtığı yardım nafakası davası, davayı yalnız muhtaç kişinin açabileceği gerekçesiyle reddedilemez

Belediyeye bağlı darülacezede 2004 yılından beri bakılan yaşlı bir kişi için belediye, kişinin çocuğundan aylık yardım nafakası istedi. Mahkeme, davayı yalnız muhtaç kişinin kendisinin veya vesayet altındaysa vasisinin açabileceği gerekçesiyle aktif husumet yönünden reddetti.

“Hal böyle olunca mahkemece, yukarıda zikrolunan hükümler muvacehesinde nafaka yükümlüsü davalının ekonomik ve sosyal durumu tespit edildikten sonra onu ödemede zorlamayacak, zarurete düşürmeyecek şekilde, TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de nazar-ı dikkate alınarak davacı tarafın talebinin değerlendirilmesi gerekirken, davacının dava açma ehliyeti bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.”

Ne anlama geliyor? Karar, 366. maddenin ikinci cümlesini 365. maddedeki kurum dava hakkıyla birlikte uygular. Daireye göre nafaka davası, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı kurum tarafından da açılabilir; korunmaya muhtaç kişilerin bakımını sağlayan kurumlar yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü kişiden isteyebilir. Bakım ve ihtiyaçları kurumca karşılanan kişi için mahkeme, davalının ekonomik ve sosyal durumunu tespit ederek onu ödemede zorlamayacak ve zarurete düşürmeyecek şekilde, hakkaniyet ilkesine göre talebi değerlendirmelidir; kurumun dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle verilen ret kararı bozulmuştur (TMK m. 365).

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi2014/12228 E. · 2014/11982 K.17.09.2014

Kurumun koruma altına aldığı kişi için çocuklarına karşı açtığı davada talep, yükümlülerin ekonomik ve sosyal durumu tespit edilerek esastan değerlendirilmelidir

Muhtaç olması nedeniyle 2008 yılında darülacezede koruma altına alınan yaşlı bir kadın için kurumu yöneten belediye, kadının çocuklarından ayrı ayrı aylık yardım nafakası istedi. Mahkeme, davayı yalnız muhtaç kişinin kendisinin veya vasisinin açabileceği gerekçesiyle aktif husumet yönünden reddetti.

“O halde mahkemece, yukarıda anılan hükümler çerçevesinde nafaka yükümlüsü davalıların ekonomik ve sosyal durumu tespit edildikten sonra, ödemede zorlamayacak, zarurete düşürmeyecek şekilde, TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak davacı tarafın talebinin değerlendirilmesi gerekirken, davacının dava açma ehliyeti bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

Ne anlama geliyor? Karar, kurumun dava hakkını birden fazla çocuğa karşı açılan davada uygular. Daire, 364 ila 366. maddeleri birlikte anarak herkesin yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek üstsoyu, altsoyu ve kardeşlerine nafaka vermekle yükümlü olduğunu, davanın mirasçılıktaki sıraya göre açılacağını ve muhtaç kişiye bakan kurumun da dava açabileceğini belirtmiştir. Mahkeme, nafaka yükümlüsü davalıların ekonomik ve sosyal durumunu tespit ettikten sonra onları ödemede zorlamayacak ve zarurete düşürmeyecek şekilde hakkaniyete göre karar vermelidir; kurumun dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle verilen ret kararı bozulmuştur.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu2017/995 E. · 2018/514 K.21.03.2018

Kurumun nafaka yükümlülerine karşı dava açma hakkı vardır; bakılan kişinin yargılama sırasında ölmesiyle dava konusuz kalmaz

Muhtaç yaşlı olarak huzurevinde ücretsiz kalan kişi için kurum, yakınlarından yardım nafakası istedi. Kişi yargılama sırasında öldü; mahkeme davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmetti ve Özel Dairenin bozma kararına karşı direndi.

“Kural olarak her dava açıldığı tarihteki koşullara göre hükme bağlanır. Nafakanın bağlanmasında olduğu gibi arttırılmasına ve eksiltilmesine yönelik taleplerin kabulüne de dava tarihinden itibaren hükmolunur. Nitekim Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 28.11.1956 gün, 1956/15 E., 1956/15K. sayılı kararı da bu yöndedir. Ancak, boşanmanın ferî niteliğindeki nafakaya ilişkin davalarda hüküm verilinceye kadar hükme esas olan unsurlar göz önünde bulundurulur. Eldeki dava yardım nafakası talebi ile açılmış olup, boşanmanın ferî niteliğindeki bir nafaka davası değildir.”

Ne anlama geliyor? Karar, 366. maddenin ikinci cümlesindeki masraf isteminin usul yönünü Hukuk Genel Kurulu düzeyinde açıklar. Kurul, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu uyarınca kurumun nafaka yükümlülerine karşı dava açma hakkı bulunduğunu, yardım nafakasının kanuni bir ödev olduğunu ve aile bağlarının zayıflamasının bu yükümlülüğü ortadan kaldırmadığını belirtmiştir. Her dava açıldığı tarihteki koşullara göre hükme bağlanır ve yardım nafakası davası boşanmanın fer'i niteliğinde bir nafaka davası değildir; bu nedenle dava tarihindeki koşullar ve bakılan kişinin ölüm tarihi dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği belirtilerek direnme kararı bozulmuştur (TMK m. 365).

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi2015/13495 E. · 2015/19700 K.07.12.2015

Muhtaç kişinin kuruma vekaletname vermemiş olması davanın reddi için gerekçe olamaz; ancak yükümlünün malî imkânı yoksa ret kararı sonucu itibarıyla onanır

Muhtaç olması nedeniyle 2013 yılında darülacezede koruma altına alınan yaşlı kişi için kurum, nafaka yükümlüsü davalıdan yardım nafakası istedi. Mahkeme, darülacezede kalan kişinin dava açılması için vekaletname ve yetki belgesi vermediği gerekçesiyle davayı reddetti.

“TMK'nun 365/3. maddesinde nafaka davasının, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmi veya kamuya yararlı kurum tarafından da açılabileceği, TMK'nun 366. maddesinde ise korunmaya muhtaç kişilerin bakımının yükümlü kurum tarafından sağlanacağı ve bu kurumların yaptıkları masraflarını nafaka yükümlüsü kişiden isteyebilecekleri hüküm altına alınmıştır.”

Ne anlama geliyor? Karar, kurumun davasında usul ve esas yönünden iki ayrı değerlendirme yapar. Daire, 365 ve 366. maddeler uyarınca nafaka davasının muhtaç kişiye bakan kurum tarafından da açılabileceğini hatırlatmış ve mahkemenin, darülacezede kalan kişinin dava için vekaletname ve yetki belgesi vermediği yönündeki gerekçesini doğru bulmamıştır. Bununla birlikte davalının ekonomik ve sosyal durumu ile hakkaniyet ilkesi gözetildiğinde yardım nafakasını karşılayabilecek maddi imkâna sahip olmadığı anlaşıldığından, ret kararı sonucu itibarıyla onanmıştır.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi2016/10928 E. · 2017/1104 K.09.02.2017

Koruma kararı bulunan çocuk için kurumun istediği nafaka yardım nafakasıdır; ana ve babanın ekonomik ve sosyal durumu birlikte araştırılmalıdır

Hakkında çocuk mahkemesince korunma kararı verilen ve okula devam eden çocuk için kurum, babadan aylık nafaka istedi. Baba, emekli maaşının ihtiyaçlarına yetmediğini ve kirada oturduğunu savundu; mahkeme istemi kısmen kabul ederek iştirak nafakasına hükmetti.

“O halde mahkemece yapılacak iş; davalının ekonomik ve sosyal durumunu yeniden araştırılarak küçüğün giderleri ile nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı şekilde, dava dışı annenin ekonomik ve sosyal durumu da araştırılarak küçüğün masraflarına katlanma yükümlülüğü dikkate alınarak hakkaniyet ilkesi de gözetilerek uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır.”

Ne anlama geliyor? Karar, 366. madde kapsamındaki kurum isteminin niteliğini ve miktarın nasıl araştırılacağını birlikte gösterir. Daireye göre 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu kapsamında hakkında korunma kararı bulunan çocuk için kurumun istediği nafaka, mahiyeti itibarıyla 364 ve devamı maddeleri kapsamında yardım nafakasıdır; iştirak nafakası olarak hüküm kurulması yanlış nitelendirmedir. Miktar belirlenirken davalı babanın yanında davaya taraf olmayan annenin ekonomik ve sosyal durumu da araştırılmalı, çocuğun giderleri ve ana ile babanın masraflara katlanma yükümlülüğü gözetilmelidir; eksik incelemeyle verilen karar bozulmuştur.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi2016/13187 E. · 2016/11075 K.21.09.2016

Kurumun koruma altındaki çocuk için istediği nafaka tedbir nafakası değil yardım nafakasıdır; miktar kurumun katlandığı masraflar da değerlendirilerek belirlenir

Boşanmadan sonra velayeti kendisine verilen baba, çocuğun koruma altına alınması için sosyal hizmetler il müdürlüğüne başvurdu ve çocuk koruma altına alındı. Kurum, ilköğretim öğrencisi olan çocuk için babadan aylık nafaka istedi; mahkeme istemi kısmen kabul ederek tedbir nafakasına hükmetti.

“O halde, mahkemece yapılacak iş; davalının gelir durumu, çocuğun ihtiyaçları, davacının çocuk için katlandığı masraflar değerlendirilerek ve hakkaniyet ilkesi (TMK.'nun 4.maddesi)de gözetilerek, daha uygun bir yardım nafakası takdir etmekten ibarettir. Ayrıca; dava konusu talebin yardım nafakasına ilişkin olmasına rağmen tedbir nafakası olarak değerlendirilerek bu yönde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”

Ne anlama geliyor? Karar, 366. maddenin metnini doğrudan anarak kurumun masraf isteminin ölçüsünü gösterir. Daire, korunmaya muhtaç kişilerin bakımının yükümlü kurumlarca sağlanacağını ve bu kurumların yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebileceğini hatırlatmıştır. Babanın geliri ve çocuğun ihtiyaçları karşısında takdir edilen miktar az bulunmuş; babanın gelir durumu, çocuğun ihtiyaçları ve kurumun çocuk için katlandığı masraflar değerlendirilerek hakkaniyete uygun bir yardım nafakası takdir edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Talebin tedbir nafakası olarak değerlendirilmesi de doğru görülmemiş, babanın temyiz itirazları reddedilerek karar kurum yararına bozulmuştur.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi2016/9592 E. · 2016/14073 K.07.12.2016

Kurumun koruma altındaki kişi için kardeşlerden istediği nafaka yardım nafakasıdır; hükümde niteliğin yazılmamış olması sonuca etkili değildir

Uzun süredir koruma altında bulunan ve koruma kararı uzatılan kişi için kurum, çalışan ve düzenli maaş alan iki kardeşinden aylık nafaka istedi. Davalılardan biri, barınma ve temel giderleri devletçe karşılanan yükseköğrenim öğrencisi için kendisinden nafaka istenmesinin hakkaniyete uymadığını savundu; mahkeme kardeşlerden biri aleyhine nafakaya hükmetti, diğeri yönünden davayı reddetti.

“bu dava ile talep edilenin yardım nafakası olduğu göz önünde bulundurularak, hükmün 1.fıkrasında takdir edilen nafakanın niteliğinin yardım nafakası olarak belirtilmesi gerekirken, zuhulen yazılmamış olduğu anlaşılmış ise de; bu husus sonuca etkili görülmemiştir.”

Ne anlama geliyor? Karar, kurumun kardeşlere karşı açtığı davada nafakanın niteliğini ele alır. Daireye göre 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu kapsamında hakkında korunma kararı bulunan kişi için talep edilen nafaka yardım nafakasıdır ve hükümde nafakanın niteliğinin bu şekilde belirtilmesi gerekir; ancak bunun zuhulen yazılmamış olması sonuca etkili görülmemiş, kurumun ve davalının temyiz itirazları reddedilerek hüküm onanmıştır. Kardeşlerin nafaka yükümlülüğü, refah içinde bulunmaları koşuluna bağlıdır (TMK m. 364).

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi2013/14711 E. · 2013/17135 K.03.12.2013

Kurumun koruma altındaki çocuk için ana ve babaya karşı açtığı davada nafaka, yükümlünün tespit edilen geliriyle orantılı olmalıdır

Ana ve babası boşanmış olan ve koruma altına alınan çocuk için kurum, 365 ve 366. maddelere dayanarak ana ve babadan aylık nafaka ve gelecek yıllar için artış istedi. Mahkeme, işsiz olduğu anlaşılan anne yönünden davayı reddetti, baba aleyhine istenen miktarda nafakaya hükmetti.

“Mahkemece, küçük için nafaka takdir edilirken, anne ve babanın sosyal ve ekonomik durumları ile küçüğün yaşı ve ihtiyaçları gözetilmeli; nafaka yükümlüsü davalının ödeme gücü ve geliri ile orantılı ve hakkaniyete uygun olacak şekilde bir nafakaya karar verilmelidir.”

Ne anlama geliyor? Karar, kurumun ana ve babaya birlikte yönelttiği davada miktarın nasıl belirleneceğini gösterir. Daireye göre çocuk için nafaka takdir edilirken ana ve babanın sosyal ve ekonomik durumları ile çocuğun yaşı ve ihtiyaçları gözetilmeli, yükümlünün ödeme gücü ve geliriyle orantılı ve hakkaniyete uygun bir nafakaya karar verilmelidir. Sosyal ve ekonomik durum araştırmasında babanın aylık gelirinin 1.500 TL olduğu ve 650 TL kira ödediği tespit edildiğinden, hükmedilen aylık 1.000 TL nafaka çok bulunmuş ve daha makul bir nafakaya hükmedilmek üzere karar bozulmuştur.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi2015/13271 E. · 2015/20763 K.21.12.2015

Darülacezede bakılan kişi için çocuklara yükletilen nafaka, onları ödeme güçlüğüne düşürecek düzeyde olamaz

Belediyeye bağlı darülacezede 2004 yılından beri bakılan yaşlı kişi için kurum, kişinin iki çocuğundan ayrı ayrı aylık nafaka ve her yıl ÜFE oranında artış istedi. Davalılar, istenen nafakayı ödeyecek güçlerinin olmadığını savundu; mahkeme davayı kabul etti.

“O halde mahkemece; davacının ihtiyaçları ile davalıların gelir durumu dikkate alınarak, TMK'nun 4.maddesi gereğince hakkaniyete uygun nafakaya hükmedilmesi gerekirken, davalıların gelir durumu ile orantısız, davalıları ödeme güçlüğüne düşürecek nitelikte nafaka takdiri usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.”

Ne anlama geliyor? Karar, kurumun masraf isteminde yükümlülerin ödeme gücünün sınır oluşturduğunu gösterir. Daire, yardım nafakasının aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya yönelik bir tür sosyal yardımlaşma ve kanuni bir ödev olduğunu, nafaka isteyenin kusuruyla yardıma muhtaç duruma düşmüş olmasının ve aile bağlarının zayıflamış bulunmasının yükümlülüğü ortadan kaldırmadığını, ancak yükümlülerin geçim sıkıntısına düşürülmemesinin esas olduğunu belirtmiştir. Davalıların aylık gelirleri ve giderleri karşısında her biri için hükmedilen nafaka yüksek bulunmuş, hakkaniyete uygun bir miktar belirlenmesi için karar bozulmuştur.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi2015/9875 E. · 2015/17177 K.04.11.2015

Aile bağlarının zayıflamış olması kurumun istemini tümden reddetmeye yetmez; nafaka yükümlüyü zarurete düşürmeyecek ölçüde belirlenir

Darülacezede bakılan yaşlı kişi için kurum, kişinin çocuğundan yardım nafakası istedi. Davalı, babasının kendisi küçükken aileyi terk ettiğini ve borçları bulunduğunu savundu; mahkeme, davalıyı nafaka ödemeye zorlamanın hakkaniyete ve sosyal devlet ilkesine uygun düşmeyeceği gerekçesiyle davayı reddetti.

“Somut olayda, nafaka alacaklısının Darülacezede kaldığı, bakım ve ihtiyaçlarının kurum tarafından karşılandığı, herhangi bir gelirinin olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, yukarıda zikrolunan hükümler muvacehesinde nafaka yükümlüsü davalının ekonomik ve sosyal durumu dikkate alınarak onu ödemede zorlamayacak, zarurete düşürmeyecek şekilde, TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de nazar-ı dikkate alınarak davacı tarafın talebinin değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.”

Ne anlama geliyor? Karar, aile bağlarının zayıflamış olmasının ve sosyal devlet ilkesinin kurumun istemine etkisini ele alır. Daireye göre yardım nafakası kanuni bir ödevdir; nafaka isteyenin kusuruyla muhtaç duruma düşmüş olması ve aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış bulunması yükümlülüğü ortadan kaldırmaz, ancak yükümlünün geçim sıkıntısına düşürülmemesi esastır. Kurumda kalan ve geliri bulunmayan kişi için mahkeme, davalının ekonomik ve sosyal durumunu dikkate alarak onu ödemede zorlamayacak ve zarurete düşürmeyecek ölçüde, hakkaniyet ilkesine göre değerlendirme yapmalıdır; istemin tümden reddi doğru bulunmamış ve karar bozulmuştur.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi2016/12521 E. · 2017/6542 K.04.05.2017

Koruma altındaki çocuklar için kurumun istediği nafakada asgari ücretle çalışan babanın da geliriyle orantılı bir miktar ödemesi gerekir

Koruma kararıyla bakımı devlete bırakılan ve lise öğrenimine devam eden çocuklar için kurum, babalarından nafaka istedi. Baba, ekonomik durumunun kötü olduğunu ve bankalara borcu bulunduğunu savundu; mahkeme davayı reddetti.

“Dosya içerisinde bulunan davalının ekonomik ve sosyal durum araştırmasına göre davalının Devlet Hastanesinde hizmetli olduğu, asgari ücretle çalıştığı, babasının evinde kaldığı anlaşılmaktadır. Davalının geliriyle orantılı şekilde, ülke ekonomisindeki gelişmeler ve enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücünün azalması hususları, çocukların yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları da göz önünde bulundurularak, TMK'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek, davacı lehine belli bir miktar nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde istemin tümden reddi doğru görülmemiştir.”

Ne anlama geliyor? Karar, yükümlünün düşük gelirinin kurumun istemine etkisini gösterir. Asgari ücretle çalışan ve babasının evinde kalan babanın geliriyle orantılı olarak, paranın satın alma gücündeki düşüş, çocukların yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları da gözetilerek hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerektiği belirtilmiş; istemin tümden reddi doğru bulunmamıştır. Düşük gelir bu kararda yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden sayılmamış, miktarın belirlenmesinde gözetilecek bir unsur olarak değerlendirilmiştir (TMK m. 365).

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi2011/2589 E. · 2011/5058 K.29.03.2011

Kurumun açtığı davada yetki dava tarihine göre belirlenir; bakılan kişinin dava açıldıktan sonra başka ildeki huzurevine nakli yetkiyi değiştirmez

Huzurevinde ücretsiz kalan yaşlı kişi için kurum, kişinin çocuklarından ve kardeşlerinden yardım nafakası istedi. Dava açıldıktan bir ay sonra kişi başka bir ildeki huzurevine nakledildi; davalıların yetki itirazı üzerine mahkeme, kişinin gönderildiği yerdeki aile mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verdi.

“Her dava, davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir. Dava tarihinde nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi Sakarya Aile Mahkemesidir.”

Ne anlama geliyor? Karar, 365. maddenin son fıkrasındaki yetki kuralının kurum davasında nasıl uygulanacağını gösterir. Daireye göre dava, nafaka alacaklısına bakmakta olan kurum tarafından açılabilir ve yetkili mahkeme taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirildiğinden, dava tarihinde nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir; bu olayda bu mahkeme, kişinin o tarihte kaldığı huzurevinin bulunduğu yerdeki aile mahkemesidir. Sonradan gerçekleşen nakil nedeniyle verilen yetkisizlik kararı bozulmuş ve davanın esası hakkında araştırma yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni

Madde gerekçesi

Madde gerekçesi

Madde 366- İsviçre Medenî Kanununun 330 uncu maddesinden esinlenilerek kaleme alınan bu madde, korunmaya muhtaç kişilerin bakımının, bununla yükümlü kurumlar tarafından sağlanacağını öngörmektedir. Bu hükümle, esasen, korunmaya muhtaç kişilere ilişkin özel yasalara yollama yapılmaktadır. Maddede özellikle "korunmaya muhtaç çocuklar"dan değil, "korunmaya muhtaç kişiler"den söz edilmiştir. Maddeye göre, bu kişilerin bakımını sağlayan kurumlar, bu nedenle yaptıkları masrafları, nafaka ile yükümlü kişilerden isteyebileceklerdir.

Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 133

Gerekçe, maddenin iki işlevini birlikte gösterir: ilk cümle korunmaya muhtaç kişilere ilişkin özel kanunlara yollama yapar, ikinci cümle ise bakımı sağlayan kurumlara masraflarını nafaka yükümlülerinden isteme hakkı tanır. Kapsamın "kişiler" olarak belirlenmesi, maddenin çocuklarla sınırlı olmadığını gösterir.

743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı

Gerekçe 366. madde için eski Kanun'da bir karşılık göstermez. Eski Kanun'un nafaka faslında korunmaya muhtaç kişilerin bakımına ilişkin genel bir hüküm bulunmuyordu; konuya yakın düzenleme, "Ana ve babası bellisiz çocukların iaşesi" başlıklı 317. maddede yer alıyordu:

743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 317 (mülga)

Ana ve babası belli olmayan çocuk, belediyelerce infak olunur. Ailesi zuhur ederse belediye, nafaka ile mükellef olan hısımlardan nafaka için edilen masrafı isteyebilir.

743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr

Nafaka isteyen kişiye bakan kurumun dava hakkı ise eski Kanun'da 316. maddenin ikinci fıkrasında yer alıyordu; buna göre kişi resmî bir müessesede bakılıyorsa dava o müessese veya müessesenin bağlı olduğu idare tarafından açılabiliyordu.

743 sayılı Kanun m. 3174721 sayılı Kanun m. 366
KapsamAna ve babası belli olmayan çocukKorunmaya muhtaç kişiler
Bakımı sağlayanBelediyelerBununla yükümlü kurumlar
Masraf istemiAilesi ortaya çıkarsa nafaka ile yükümlü hısımlardanNafaka yükümlüsü hısımlardan
Özel kanunlarMaddede anılmıyorduGerekçeye göre özel kanunlara yollama yapılır

Değişiklik geçmişi

TarihGelişmeDayanak
01.01.2002Madde yürürlüğe girdi4721 s. K.

Madde 2002'den bu yana değişmemiştir; Tasarı metni Adalet Komisyonunda da değiştirilmemiştir. Bu sayfa hazırlanırken norm denetimi karar bankasında 366. maddenin itiraz veya iptal konusu olduğu bir karara rastlanmamıştır.

İlgili maddeler

İlgili maddeler

Korunmaya muhtaç yakınınızın bakım masrafları, kurumun açtığı nafaka davası veya bu konudaki sorularınız için boşanma avukatı sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

TMK 366 ne diyor?

Korunmaya muhtaç kişilerin bakımının bununla yükümlü kurumlarca sağlanacağını ve bu kurumların yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebileceğini düzenler.

Madde yalnız çocukları mı kapsar?

Hayır; gerekçe, maddenin "korunmaya muhtaç çocuklar"dan değil "korunmaya muhtaç kişiler"den söz ettiğini özellikle belirtir.

Kurum masrafları kimden isteyebilir?

Nafaka yükümlüsü hısımlardan, yani muhtaç kişinin altsoyu, üstsoyu ve refah içindeki kardeşlerinden.

Kurum dava açabilir mi?

Evet; nafaka alacaklısına bakan kurum dava açabilir ve davayı yalnız muhtaç kişinin açabileceği gerekçesiyle ret kararı verilemez (Yargıtay 3. HD, 2013/17205 E., 2014/1456 K., 03.02.2014).

Muhtaç kişinin kuruma vekaletname vermesi gerekir mi?

Bir kararda, vekaletname ve yetki belgesi verilmemesine dayanan ret gerekçesi doğru bulunmamıştır (Yargıtay 3. HD, 2015/13495 E., 2015/19700 K., 07.12.2015).

Kurumun istediği nafaka hangi türdendir?

Yardım nafakasıdır; iştirak nafakası olarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir (Yargıtay 3. HD, 2016/10928 E., 2017/1104 K., 09.02.2017).

Nafakanın miktarı nasıl belirlenir?

Kişinin ihtiyaçları, kurumun katlandığı masraflar ve yükümlünün geliri gözetilerek, hakkaniyete uygun biçimde (Yargıtay 3. HD, 2016/13187 E., 2016/11075 K., 21.09.2016).

Gelirim düşükse yine de ödemek zorunda mıyım?

Nafaka sizi ödeme güçlüğüne düşürmeyecek ölçüde belirlenir; ancak asgari ücretle çalışan yükümlü yönünden de istemin tümden reddi doğru bulunmamıştır (Yargıtay 3. HD, 2016/12521 E., 2017/6542 K., 04.05.2017).

Aile bağlarımız kopuksa yükümlülük kalkar mı?

Aile bağlarının zayıflamış olması yükümlülüğü ortadan kaldırmaz; miktar hakkaniyete göre belirlenir (Yargıtay 3. HD, 2015/9875 E., 2015/17177 K., 04.11.2015).

Kişi başka bir kuruma nakledilirse dava hangi mahkemede görülür?

Yetki dava tarihine göre belirlenir; sonradan gerçekleşen nakil yetkiyi değiştirmez (Yargıtay 3. HD, 2011/2589 E., 2011/5058 K., 29.03.2011).

Bakılan kişi ölürse dava düşer mi?

Hayır; dava tarihindeki koşullar ve ölüm tarihi dikkate alınarak karar verilir (Yargıtay HGK, 2017/995 E., 2018/514 K., 21.03.2018).

Eski Kanun'da karşılığı var mıydı?

Gerekçe doğrudan bir karşılık göstermez; benzer hüküm, ana ve babası belli olmayan çocuğun belediyelerce bakılmasını düzenleyen 743 sayılı Kanun'un 317. maddesiydi.

Madde yürürlüğe girdiğinden beri değişti mi?

Hayır.

Av. Aydın Aydar
Av. Aydın Aydar Boşanma avukatı · İstanbul Barosu

1986'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu; 35 yılı aşkın süredir boşanma ve aile hukuku davalarında çalışıyor. Madde şerhleri resmî metin, TBMM gerekçesi ve Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi kararları esas alınarak hazırlanır ve güncellenir.

Bu sayfa genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir olaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. Kanun metni yayın tarihindeki yürürlükteki metindir. Yayın: 25 Eylül 2026 · Son güncelleme: 25 Eylül 2026.

Hemen Ara WhatsApp