Türk Medeni Kanunu · E. Evlâtlık ilişkisinin kaldırılması

TMK Madde 319: Evlâtlık İlişkisinin Kaldırılmasında Hak Düşürücü Süre

Türk Medeni Kanunu'nun 319. maddesine göre evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasına ilişkin dava hakkı, kaldırma sebebinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Maddede yer alan "ve her hâlde evlât edinme işleminin üzerinden beş yıl" ibaresi Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. Bu sayfada sürenin ne zaman başladığını, nasıl ispatlandığını, iptalin geçiş dönemi dosyalarına etkisini, madde gerekçesini ve konuya ilişkin kararları bulacaksınız.

Av. Aydın AydarAv. Aydın AydarHazırlayan · Boşanma avukatı 14 yüksek mahkeme kararı Güncelleme: 26 Eylül 2026
Resmî metin4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

İkinci Kitap: Aile Hukuku › İkinci Kısım: Hısımlık › Birinci Bölüm: Soybağının Kurulması › Dördüncü Ayırım: Evlât Edinme › E. Evlâtlık ilişkisinin kaldırılması

II. Hak düşürücü süre

Madde 319

  1. (1)Dava hakkı, evlâtlık ilişkisinin kaldırılması sebebinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl (…) geçmekle düşer.
Yürürlük: 01.01.2002 · 1 değişiklik notumevzuat.gov.tr

Fıkra numaraları atıf kolaylığı için eklenmiştir; metin, mevzuat.gov.tr'deki güncel resmî metinle aynıdır.

Bu sayfada
  1. Madde metni
  2. TMK 319 ne düzenler?
  3. Bugün geçerli olan süre
  4. Hak düşürücü sürenin sonuçları
  5. Sürenin başlangıcı ve ispatı
  6. İptal kararının geçiş dönemine etkisi
  7. Usul
  8. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları
  9. Madde gerekçesi
  10. 743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı
  11. Değişiklik geçmişi
  12. İlgili maddeler
  13. Sık sorulan sorular
Kısaca

TMK 319, evlâtlık ilişkisinin kaldırılması davasını süreye bağlar. Bugün geçerli olan kural tektir: dava hakkı, kaldırma sebebinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Maddenin ilk hâlinde ikinci bir süre daha vardı — "ve her hâlde evlât edinme işleminin üzerinden beş yıl" — ancak bu ibare Anayasa Mahkemesince oybirliğiyle iptal edilmiştir (AYM, E. 2012/35, K. 2012/203, 27.12.2012). İptalin gerekçesi, kişiyi kendi kusuru olmaksızın zamanında dava açmaktan alıkoyan haklı sebepler için Kanun'da hiçbir düzenleme bulunmamasıydı. Ayakta kalan bir yıllık süre ise anayasal denetimden geçmiştir (AYM, E. 2017/167, K. 2017/172, 13.12.2017). Süre hak düşürücüdür: hâkim kendiliğinden gözetir, kesilmez, durmaz ve geçmesiyle hakkın özü sona erer (Yargıtay HGK, 2023/422 E., 2024/370 K., 10.07.2024).

Hak düşürücü süre
Geçmesiyle hakkın kendisinin sona erdiği, hâkimin resen gözettiği süre.
Nispî süre
Başlangıcı kişinin öğrenmesine bağlı olan süre (bir yıllık süre).
Mutlak süre
Başlangıcı kişiden bağımsız bir olaya bağlı olan süre (iptal edilen beş yıllık süre).
Kazanılmış hak
Yürürlükteki kurallara göre bütün sonuçlarıyla kesin olarak elde edilmiş hak.

TMK 319 ne düzenler?

KonuKuralDayanak
SüreBir yılTMK m. 319
BaşlangıçKaldırma sebebinin öğrenilmesiYargıtay 8. HD, 2019/3799 K.
Kesinleşme tarihiBaşlangıç değildirYargıtay 8. HD, 2019/3799 K.
NiteliğiHak düşürücüdür, resen gözetilirAYM, E. 2017/167, K. 2017/172
Kesilme ve durmaUygulanmazYargıtay HGK, 2024/370 K.
Beş yıllık süreİptal edilmiştirAYM, E. 2012/35, K. 2012/203
İptalin yürürlüğüYayımdan altı ay sonraAYM, E. 2012/35, K. 2012/203
Geçiş dönemiİptalden önce dolmuşsa hak düşmüştürYargıtay HGK, 2024/370 K.
MirasçılarVeraset ilâmı öğrenme sayılabilirYargıtay 18. HD, 2016/2954 K.
Küçükken evlât edinilenSüre erginlikten işlerYargıtay 18. HD, 2014/17642 K.
Davanın tarafıÖğrenme en geç kesinleşmedirYargıtay 2. HD, 2011/23698 K.
KapsamHer iki kaldırma sebebi için geçerlidirTMK m. 317-318

TBMM gerekçesi bu maddede tek cümleliktir: madde, "iptal davasının tâbi olduğu hak düşürücü süreleri" düzenler ve İsviçre Medenî Kanunu'nun 269b maddesinden aynen alınmıştır. Asıl ilginç ayrıntı gerekçede değil, Adalet Komisyonu raporundadır. Tasarıda maddenin kenar başlığı "Süresi" idi ve süreler altı ay ile iki yıl olarak öngörülmüştü. Komisyon, başlığı sürenin hukukî niteliğini yansıtacak biçimde "Hak düşürücü süre" olarak değiştirmiş, süreleri ise az bularak diğer maddelerdeki düzenlemeye paralel biçimde bir yıl ve beş yıl'a çıkarmıştır (S. Sayısı 723, s. 314). Yani bugün tartışılan beş yıllık süre, Tasarıda değil Komisyonda doğmuştur; on bir yıl sonra da Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir (AYM, E. 2012/35, K. 2012/203, 27.12.2012). Maddenin bugünkü hâli, Komisyonun uzattığı iki süreden yalnızca birinin ayakta kalmasıyla ortaya çıkmıştır.

Dikkat

Bu maddede en kritik nokta, öğrenme tarihinin belgelenmesidir. Süre kesinleşmeden değil öğrenmeden başlar; ancak öğrenme tarihi soyut bir beyanla değil belgeyle ortaya konur. Mirasçılar için uygulamada kabul edilen belge çoğunlukla veraset ilâmıdır (Yargıtay 18. HD, 2015/23096 E., 2016/2954 K., 23.02.2016). İkinci uyarı geçiş dönemi dosyalarına ilişkindir: evlât edinme kararının kesinleşmesinden itibaren beş yıl, iptalin yürürlüğe girdiği tarihten önce dolmuşsa dava hakkı o tarihte düşmüş sayılır ve karşı taraf yararına kazanılmış hak doğar; sebebi sonradan öğrenmiş olmanız sonucu değiştirmez (Yargıtay HGK, 2023/422 E., 2024/370 K., 10.07.2024). Üçüncü uyarı davanın tarafı olanlar içindir: evlât edinme davasında bilebileceğiniz bir eksikliği yıllar sonra "yeni öğrendim" diyerek ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması sayılır (Yargıtay 2. HD, 2010/15717 E., 2011/23698 K., 27.12.2011). Son olarak, süre hak düşürücü olduğundan karşı taraf ileri sürmese de hâkim kendiliğinden inceler; davayı açmadan önce hesabı kendiniz yapın.

Bugün geçerli olan süre

Hak düşürücü sürenin sonuçları

Sürenin başlangıcı ve ispatı

İptal kararının geçiş dönemine etkisi

Usul

Uygulamada

Bu maddede yapılacak iş, tek bir tarihi doğru belirlemektir: öğrenme tarihi. Bunun için üç soruyu sırayla yanıtlayın. Birincisi: sebebi ne zaman öğrendim ve bunu hangi belgeyle gösterebilirim? Süre kesinleşmeden değil öğrenmeden başlar; ama öğrenmeyi somut bir belgeye bağlamanız gerekir. Mirasçıysanız veraset ilâmının tarihi, nüfus kayıt örneğini aldığınız tarih ya da tereke dosyasını incelediğiniz tarih bu işi görür. Karşı taraf sizin daha önce öğrendiğinizi ileri sürüyorsa bunu ispat etmesi gereken odur; ancak siz de kendi tarihinizi belgelemeye hazırlıklı olun. İkincisi: benim durumumda başlangıç nereye çekilir? Üç tipik hâl vardır. Evlât edinme davasının tarafı iseniz öğrenme en geç kararın kesinleşmesidir; o yargılamada bilebileceğiniz bir eksikliği yıllar sonra ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması sayılır. Küçükken evlât edinilmiş ve işlemi zaten biliyorsanız süre, dava açabilecek duruma geldiğiniz gün, yani erginlik tarihinden itibaren bir yıldır. Üçüncü kişi veya mirasçı iseniz öğrenme gerçekten sonraki bir tarihte gerçekleşebilir. Üçüncüsü: geçiş dönemi kuralı benim dosyamı vuruyor mu? Bu soru, evlât edinme kararı eski tarihli olan bütün dosyalarda sorulmalıdır. Evlât edinme kararının kesinleşmesinden itibaren beş yıl, iptalin yürürlüğe girdiği tarihten önce tamamlanmışsa dava hakkı o tarihte düşmüş kabul edilir ve karşı taraf yararına kazanılmış hak doğar; sebebi 2019'da öğrenmiş olmanız bile sonucu değiştirmez. Beş yıl iptal yürürlüğe girdiğinde henüz dolmamışsa yalnızca öğrenmeye bağlı bir yıllık süre işler. Son olarak şunu unutmayın: süre hak düşürücüdür. Karşı taraf hiç itiraz etmese, hatta davayı kabul etse bile hâkim süreyi kendiliğinden inceler ve geçmişse davayı reddeder. Bu yüzden dava dilekçesinde öğrenme tarihini baştan yazın ve dayandığınız belgeyi ekleyin; süre tartışmasını savunmaya bırakmayın.

Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları

Aşağıdaki kararlar resmî karar arama sistemlerinden alınmıştır. Her kartta kararın vardığı ilke, olayın özeti, karardan birebir bir alıntı ve kararın uygulamadaki anlamı yer alır. Konuya göre süzmek için düğmeleri kullanabilirsiniz.

Anayasa MahkemesiE. 2012/35 · K. 2012/20327.12.2012

Evlât edinme işleminin üzerinden beş yıl geçmesine bağlanan hak düşürücü süre iptal edilmiştir; gecikmeyi haklı kılan sebep için bir düzenleme öngörülmemişti

Bir mahkeme, maddedeki beş yıllık mutlak sürenin hak arama hürriyetini ölçüsüz biçimde sınırladığı kanısına vararak iptali için Anayasa Mahkemesine başvurdu. İnceleme, maddedeki 've her hâlde evlât edinme işleminin üzerinden beş yıl' ibaresiyle sınırlı yapıldı.

“İtiraz konusu kuralda, evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasının belli sürelerle sınırlandırılmasındaki amacın, çocuğun ve ailenin devamlı olarak dava tehdidi altında bulundurulmasını engelleyerek evlat edinme ilişkisine istikrar kazandırmak, aileyi ve çocuğu korumak, ailenin ve toplumun huzurunun bozulmasını önlemek olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, Kanun'da kişinin kusuru olmaksızın, onu, vaktinde dava açmaktan alıkoyan haklı nedenlerin varlığından dolayı evlat edinme işleminin ortadan kaldırılması davasının süresinde açılamaması durumu için herhangi bir düzenleme öngörülmemiştir. Kanun'a göre evlat edinme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıllık süre geçtikten sonra, gecikmeyi haklı kılan bir neden olsa bile evlat edinme işleminin kaldırılmasına ilişkin dava, süre yönünden reddedilecektir. Haklı nedenlerle evlatlık ilişkisinin kaldırılması ile ilgili sebebi, evlat edinme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıllık süre dolduktan sonra öğrenen kişinin, durumu geç öğrenmesine yol açan haklı nedenin varlığı değerlendirilmeden dava hakkını beş yıllık hak düşürücü süreye bağlayan itiraz konusu kural ile kişinin dava açma hakkı ölçüsüz bir şekilde sınırlanmakta ve hak arama hürriyetinin özü zedelenmektedir.”

Ne anlama geliyor? Anayasa Mahkemesi ibareyi oybirliğiyle iptal etmiştir. Karar iki adımda ilerler. Birinci adımda amaç meşru bulunur: sürelerle sınırlama, çocuğun ve ailenin sürekli dava tehdidi altında kalmasını engellemeyi, evlât edinme ilişkisine istikrar kazandırmayı ve ailenin huzurunu korumayı amaçlar. İkinci adımda araç ölçüsüz bulunur: Kanun'da, kişinin kusuru olmaksızın onu zamanında dava açmaktan alıkoyan haklı sebeplerin varlığı hâlinde ne olacağına dair hiçbir düzenleme yoktu. Sonuç şuydu: evlât edinme kararının kesinleşmesinden beş yıl geçtikten sonra, gecikmeyi haklı kılan bir sebep bulunsa bile dava süreden reddediliyordu. Mahkeme bunu hak arama hürriyetinin özüne dokunan bir sınırlama saymıştır. Kararın pratik anlamı büyüktür: bugün evlât edinme işleminin üzerinden ne kadar süre geçmiş olursa olsun, sebebi yeni öğrenen bir ilgili dava açabilir.

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi BankasıKararın tam metni
Anayasa MahkemesiE. 2012/35 · K. 2012/20327.12.2012

İptal hükmünün yürürlüğü altı ay ertelenmiştir; bu erteleme, geçiş dönemi uyuşmazlıklarının kaynağıdır

Anayasa Mahkemesi, ibareyi iptal ettikten sonra iptalin hemen yürürlüğe girmesi hâlinde doğacak hukukî boşluğu değerlendirdi ve yürürlük tarihini ayrıca belirledi.

“doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.”

Ne anlama geliyor? Karar 27.12.2012 tarihlidir; 12.07.2013 tarihli ve 28705 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış ve iptal hükmü yayımdan altı ay sonra yürürlüğe girmiştir. Bu erteleme teknik bir ayrıntı değildir: beş yıllık süre, iptal yürürlüğe girinceye kadar yürürlükte kalmıştır. Dolayısıyla evlât edinme kararı bu tarihten beş yıldan daha önce kesinleşmiş dosyalarda beş yıllık süre iptal yürürlüğe girmeden dolmuş olabilir; bu durumda dava hakkının düştüğü kabul edilmektedir (Yargıtay HGK, 2023/422 E., 2024/370 K., 10.07.2024). Yürürlük gününün hesabında Yargıtay kararları arasında bir gün fark bulunmaktadır: Hukuk Genel Kurulu ve 18. Hukuk Dairesi 12.01.2014, 8. Hukuk Dairesi ise 13.01.2014 demektedir. Sınırda bir dosyanız varsa bu farkı dilekçenizde açıkça tartışın.

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi BankasıKararın tam metni
Anayasa MahkemesiE. 2017/167 · K. 2017/17213.12.2017

Öğrenmeden başlayan bir yıllık süre Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır; başlangıcın öğrenmeye bağlanması küçüklerin dava hakkını korur

Beş yıllık ibarenin iptalinden sonra maddede kalan bir yıllık süre de Anayasa'ya aykırılık itirazına konu oldu. Anayasa Mahkemesi bu kez kuralı denetleyip sonuca vardı.

“İtiraz konusu kural ile getirilen süre sınırlaması, evlatlık ilişkisinde çocuğun, ailenin ve kurulan soybağının devamlı olarak dava tehdidi altında kalmasının engellenmesini, evlat edinme ilişkisine istikrar kazandırılmasını, aile ve çocuğun korunmasını, ailenin ve toplumun huzurunun bozulmasının önlenmesini amaçlamaktadır. Bu bakımdan itiraz konusu kural, ailenin ve çocukların korunması için gerekli tedbirleri alma yönünde Devlete yüklenen görevin gereği olup Anayasa'nın 41. maddesine uygun bir düzenlemedir. 36. İtiraz konusu kuralda, evlatlık ilişkisinin kaldırılması için bir yıllık süre sınırlaması getirilmekle birlikte, ilişkinin kaldırılması sebebinin öğrenilmesi bu sürenin başlangıcı olarak belirlenmiştir. Sürenin, sebebin öğrenilmesinden itibaren başlaması, özellikle küçük yaşta evlat edinilenlerin gerek kendilerinin ve gerek vesayet makamınca istek üzerine veya resen atanacak kayyım aracılığıyla dava açabilecekleri zamana kadar dava haklarının ve hak arama hürriyetlerinin korunmasını sağlayacak nitelikte bir düzenlemedir.”

Ne anlama geliyor? Anayasa Mahkemesi bir yıllık süre yönünden itirazı oybirliğiyle reddetmiştir. İki hükmü karşılaştırdığınızda ölçünün nerede olduğu görülür: iptal edilen beş yıllık süre mutlaktı ve evlât edinme işleminin tarihine bağlıydı; ayakta kalan bir yıllık süre ise öğrenmeye bağlıdır. Mahkemenin vurguladığı nokta tam da budur: başlangıcın öğrenmeye bağlanması, özellikle küçük yaşta evlât edinilenlerin kendilerinin ya da atanacak kayyım aracılığıyla dava açabilecekleri zamana kadar dava haklarının korunmasını sağlar. Karar ayrıca bir yıllık sürenin hazırlık yapıp dava açmak için yeterli, ölçülü ve makul olduğunu belirtmiştir. Sonuç: bugün maddede yalnızca nispî (öğrenmeye bağlı) bir süre vardır ve anayasal denetimden geçmiştir.

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi BankasıKararın tam metni
Anayasa MahkemesiE. 2017/167 · K. 2017/17213.12.2017

Süre hak düşürücü niteliktedir ve yargılamanın her aşamasında hâkim tarafından resen dikkate alınır

Aynı kararda Anayasa Mahkemesi, süreyi denetlerken maddedeki sürenin hukukî niteliğini de belirledi.

“İtiraz konusu kuralda evlatlık ilişkisinin kaldırılması için öngörülen süre, hak düşürücü nitelikte olup yargılamanın her aşamasında hakim tarafından resen dikkate alınacaktır. Bu nedenle Kanun'da öngörülen süre geçmiş ise dava, hak düşürücü sürenin geçirilmesi nedeniyle reddedilecektir.”

Ne anlama geliyor? Sürenin hak düşürücü olması üç sonucu birden doğurur. Birincisi, hâkim resen gözetir: karşı taraf ileri sürmese bile mahkeme süreyi kendiliğinden inceler; bu, yargılamanın her aşamasında ve temyiz incelemesinde de geçerlidir. İkincisi, zamanaşımından farklıdır: kesilme ve durma hükümleri uygulanmaz; süre işlemeye başladıktan sonra dava dışında hiçbir işlem onu durdurmaz. Üçüncüsü, hakkın kendisi sona erer: süre geçtikten sonra taraflar anlaşarak da hakkı canlandıramaz. Bu yüzden dosyanızda ilk yapılacak iş, öğrenme tarihini belirlemek ve belgelemektir; ikinci iş, bu tarihten itibaren bir yılın dolmasına ne kadar kaldığını hesaplamaktır.

Kaynak: Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi BankasıKararın tam metni
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu2023/422 E. · 2024/370 K.10.07.2024

Hak düşürücü süre kamu düzenindendir; kesilme ve durma hükümlerine bağlı değildir ve taraflarca canlandırılamaz

Evlâtlık ilişkisinin kaldırılması davasında direnme kararı Hukuk Genel Kuruluna geldi. Kurul, uyuşmazlığı çözmeden önce hak düşürücü sürenin niteliğini ayrıntılı biçimde ortaya koydu.

“Hak düşürücü süre; bir hakkın kullanılmasına ilişkin olarak, yasayla, sözleşmeyle ya da mahkeme kararıyla kesin olarak belirlenen ve bu süre içinde kullanılmadığında hakkın varlığını sona erdiren süredir. Hak düşürücü süre kamu düzenine ilişkindir; süreyi belirleyen kurallar buyurucu niteliktedir. Bunun sonucu olarak yargıç ya da diğer yetkililerce kendiliğinden gözetilir. Sürenin geçirilmesi nedeniyle varlığı sona eren hakkı taraflar anlaşarak yeniden canlandıramazlar (Türk Hukuk Lügatı, Ankara-2021, Cilt-I, s. 450). Başka bir anlatımla hak düşürücü süre, hâkim tarafından kendiliğinden göz önünde tutulması gereken, davada "itiraz" olarak başvurulması zorunlu olan ve zamanaşımı gibi "kesme" ve "durma" hükümlerine bağlı olmayan, uyulmama hâlinde "hakkın" kaybına yol açan, diğer bir ifade ile hakkın özünü ortadan kaldıran süredir.”

Ne anlama geliyor? Hukuk Genel Kurulunun bu tanımı, uygulamada sık karıştırılan iki kavramı ayırır. Zamanaşımı bir def'idir; ileri sürülmezse hâkim dikkate almaz, kesilir ve durur. Hak düşürücü süre ise kamu düzenindendir; hâkim kendiliğinden gözetir, kesilmez, durmaz ve geçmesiyle hakkın özü ortadan kalkar. Kurulun altını çizdiği bir ayrıntı daha vardır: süre geçtikten sonra taraflar anlaşarak hakkı yeniden canlandıramaz. Bu, evlâtlık ilişkisinin kaldırılması bakımından özellikle önemlidir; çünkü ilişkiyi taraf iradesiyle sona erdirme yolu zaten kapalıdır (TMK m. 318). Karşı tarafın davayı kabul etmesi de sonucu değiştirmez.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu2023/422 E. · 2024/370 K.10.07.2024

İptal kararından önce beş yıllık süre dolmuşsa dava hakkı düşmüştür; bu, karşı taraf yararına maddi anlamda kazanılmış hak doğurur

Evlât edinme kararı 2006 yılında kesinleşmiş, beş yıllık süre 2011 yılında dolmuştu. Mirasçılar evlât edinmeyi ancak 2019 yılında veraset ilâmıyla öğrendiklerini ileri sürerek dava açtı. Uyuşmazlık, iptal kararının bu dosyaya etkisi noktasında toplandı.

“Maddi anlamda kazanılmış hak; kesinleşmiş yargı kararı veya kesinleşmiş idari işlemle ortaya çıktığı gibi şüphesiz ki somut olayda olduğu gibi "kesinleşmiş bir hukuki durum" ile de oluşabilir. Kişinin; Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce, yürürlükte bulunan hukuk kuralları uyarınca tamamlanan ve tüm sonuçları ile kesinleşen bir hukuki durumdan kazandığı hak, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından etkilenmeyecektir.”

Ne anlama geliyor? Bu karar, geçiş dönemi dosyalarının belirleyici kaynağıdır ve oy çokluğuyla, kesin olarak verilmiştir. Kurul, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümediğini (Anayasa m. 153/5) esas alarak şu sonuca varmıştır: beş yıllık süre, iptal yürürlüğe girmeden önce dolmuşsa dava hakkı o tarihte düşmüştür ve karşı taraf yararına maddi anlamda kazanılmış hak doğmuştur; sonradan açılan dava, davacı sebebi yeni öğrenmiş olsa bile hak düşürücü süre nedeniyle reddedilir. Somut olayda evlât edinme kararı 09.06.2006'da kesinleşmiş, beş yıl 09.06.2011'de dolmuş, iptal ise 12.01.2014'te yürürlüğe girmişti. Pratik sonucu şudur: evlât edinme kararının kesinleşme tarihi ile iptalin yürürlük tarihi arasında beş yıl tamamlanmışsa dava hakkı yoktur; tamamlanmamışsa yalnızca öğrenmeye bağlı bir yıllık süre işler. Kurulda azınlık, iptal kararından önce açılmamış davaların Anayasa'nın 153. maddesi kapsamına girmediğini savunmuş, ancak bu görüş benimsenmemiştir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu2023/422 E. · 2024/370 K.10.07.2024

Bir yıllık süre öğrenmeye bağlı olduğu için nispî, beş yıllık süre ise evlât edinme kararının kesinleşmesine bağlı olduğu için mutlaktı

Aynı kararda Kurul, maddenin iptalden önceki hâlindeki iki süreyi birbirinden ayırarak her birinin başlangıcını gösterdi.

“Bir yıllık süre, kaldırma sebebinin öğrenilmesine bağlı olduğu için nispidir. Beş yıllık süre ise mutlak olup evlat edinme kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar (Aydoğdu, s. 784). Dolayısıyla söz konusu hak düşürücü sürelerin geçirilmesi hâlinde, evlatlık ilişkisinin kaldırılması artık istenemez hâle gelir ve mevcut eksiklikleri ile geçerli bir evlat edinme söz konusu olur.”

Ne anlama geliyor? Bu ayrım, hangi tarihten hesap yapacağınızı gösterir. Nispî süre kişiye ve olaya göre değişir: kaldırma sebebini ne zaman öğrendiyseniz o gün başlar. Mutlak süre ise kişiden bağımsızdır: evlât edinme kararının kesinleştiği tarihten işler. Bugün maddede yalnızca nispî süre kalmıştır; mutlak süre iptal edilmiştir. Kararın son cümlesi ise sonucu net biçimde ortaya koyar: süre geçerse evlâtlık ilişkisinin kaldırılması artık istenemez ve ortada mevcut eksiklikleriyle geçerli bir evlât edinme bulunur. Yani süre, sakat bir evlât edinmeyi kesin biçimde geçerli hâle getirir; bu da sürenin neden kamu düzeninden sayıldığını açıklar.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi2017/9165 E. · 2019/3799 K.08.04.2019

Hak düşürücü süre evlât edinme kararının kesinleşmesinden değil, kaldırma sebebinin öğrenilmesinden başlar

Mahkeme, bir yıllık süreyi evlât edinme kararının kesinleşme tarihinden başlatarak davayı süre yönünden reddetti. Dosyada davacının işlemi daha önce öğrendiğine ilişkin bir iddia veya delil yoktu.

“319. maddesinde dava hakkının evlâtlık ilişkisinin kaldırılması sebebinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl geçmekle düşeceği hüküm altına alındığından, Mahkemece hak düşürücü sürenin evlat edinme kararının kesinleşmesinden itibaren başlatılması doğru olmamıştır. Davacının, davadan önce evlat edinme ilişkisini ve iptal sebeplerini öğrendiğine ilişkin iddia ve ispat bulunmadığına göre, hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddi, Doğru görülmemiştir.”

Ne anlama geliyor? Uygulamadaki en yaygın hata bu kararda düzeltilmiştir: süre kesinleşmeden değil öğrenmeden başlar. Kararın ikinci ve daha önemli katkısı ispat yüküne ilişkindir: davacının davadan önce evlât edinme ilişkisini ve iptal sebeplerini öğrendiğine dair iddia ve ispat bulunmadıkça davanın süreden reddedilemeyeceği belirtilmiştir. Yani öğrenme tarihini ileri süren ve ispat etmesi gereken taraf, süre itirazında bulunandır. Buna karşılık davacı da öğrenme tarihini somut bir belgeye bağlamalıdır; uygulamada bu çoğunlukla veraset ilâmı, nüfus kayıt örneği ya da dosya inceleme tarihiyle yapılır. Dilekçenizde "şu belgeyi şu tarihte aldım, evlât edinmeyi o gün öğrendim" diyebilecek durumda olun.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi2015/23096 E. · 2016/2954 K.23.02.2016

Evlât edinmeyi veraset ilâmıyla öğrenen mirasçı bakımından bir yıllık süre ilâm tarihinden işler

Mirasçı, evlât edinme işlemini murisin ölümünden sonra çıkardığı veraset ilâmıyla öğrendiğini ileri sürerek dava açtı. Mahkeme, beş yıllık sürenin geçtiği gerekçesiyle davayı reddetti.

“veraset ilamı ile öğrendiği dikkate alındığında davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı da göz önünde bulundurularak tarafların tüm delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken beş yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.”

Ne anlama geliyor? Karar, öğrenme tarihinin uygulamada nasıl belirlendiğini gösterdiği için değerlidir: veraset ilâmının tarihi öğrenme tarihi olarak kabul edilmiştir. Mirasçılar çoğu zaman evlât edinmeden haberdar olmaz; durum ancak muris öldükten sonra, mirasçılık belgesi çıkarılırken ortaya çıkar. Karar ayrıca iptal hükmünün yürürlük tarihini 12.01.2014 olarak anmaktadır. Dosyanızı kurarken veraset ilâmının tarihini, nüfus kayıt örneğinin alınma tarihini ve varsa tereke dosyasındaki inceleme tarihini birlikte sunun; bunlar öğrenme tarihini somutlaştıran belgelerdir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi2014/10042 E. · 2014/17642 K.04.12.2014

Küçükken evlât edinilen ve rızası alınmadığını bilen kişi bakımından bir yıllık süre erginlik tarihinden itibaren işler

On altı yaşındayken evlât edinilen kişi, evlât edinme kararı verilirken rızasının alınmadığını ileri sürerek ergin olduktan yıllar sonra dava açtı.

“Evlatlık kararı itibari ile 16 yaşında olan ve bu işlem için rızasının alınmadığını davacının sonradan öğrenme gibi bir durum hayatın olağan akışına ters düşmektedir. Davacı için hak düşürücü süre ergin olduğu tarihten itibaren bir yıldır. Davacı ergin olması üzerinden 6 yıldan fazla süre geçtikten sonra 18.01.2013 tarihinde eldeki davayı açmıştır. Dolayısı ile 319. madde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açılmış olup”

Ne anlama geliyor? Bu karar, öğrenme ölçütünün sınırını çizer. Öğrenme her zaman sonraki bir tarihe taşınamaz; olayın niteliği gereği kişinin zaten bildiği kabul edilen durumlarda süre, dava ehliyetinin kazanıldığı andan işlemeye başlar. Ayırt etme gücüne sahip bir ergin olarak evlât edinilen kişi, rızasının alınmadığını o gün bilmektedir; bu nedenle süre, dava açabilecek duruma geldiği tarihten, yani erginlik tarihinden itibaren bir yıldır. Uygulamadaki dersi şudur: küçükken evlât edinilenlerin kaldırma davası için ergin olduktan sonra bir yıllık bir penceresi vardır. Bu pencere kaçırılırsa dava süreden reddedilir; on sekiz yaşını doldurduktan sonra işlemi sorgulamayı düşünen kişilerin gecikmemesi gerekir.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi2014/12032 E. · 2014/17015 K.25.11.2014

İptal kararı yerel mahkeme hükmünden sonra yürürlüğe girmiş olsa bile temyiz aşamasında dikkate alınır

Mahkeme, davayı beş yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddetmişti. Karardan sonra Anayasa Mahkemesinin iptal hükmü yürürlüğe girdi ve dosya temyiz incelemesine geldi.

“iptal hükmünün mahkeme kararından sonra 12.01.2014 tarihinde yürürlüğe girmiş olması nedeniyle artık beş yıllık hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceğinden, davanın 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu düşünülmeden beş yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğuna dair mahkeme gerekçesi ile reddine karar verilmesi doğru değil ise de ret hükmü sonucu itibariyle doğru olduğundan gerekçesi değiştirilmek suretiyle hükmün ONANMASINA”

Ne anlama geliyor? Karar iki şeyi birden gösterir. Birincisi, iptal kararları derdest dosyalara derhal uygulanır: yerel mahkeme hükmü iptalden önce verilmiş olsa bile, temyiz incelemesi sırasında artık beş yıllık süreye dayanılamaz. İkincisi, sonucu değişmeyen dosyalarda hüküm bozulmaz: somut olayda ret kararı sonuç itibarıyla doğru bulunduğundan karar bozulmamış, gerekçesi değiştirilerek onanmıştır. Bu ayrımı dilekçenizde kullanabilirsiniz: yerel mahkeme beş yıllık süreye dayanarak davanızı reddettiyse, temyiz veya istinaf dilekçesinde iptal kararını hatırlatın; ancak bir yıllık süre de geçmişse sonuç değişmeyecektir. Bu karar da iptalin yürürlük tarihini 12.01.2014 olarak anmaktadır.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi2019/216 E. · 2019/1659 K.19.02.2019

İptalden sonra açılan davalarda beş yıllık hak düşürücü süreden söz edilemez; mahkeme işin esasına girmelidir

Evlât edinme sözleşmesinin yapıldığı tarihte evlât edinenin akıl sağlığının yerinde olmadığı ileri sürülerek dava açıldı. Mahkeme, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davayı usulden reddetti; Daire önce onadı, karar düzeltme üzerine görüşünü değiştirdi.

“İptal Kararı Resmi Gazete'de yayımlandığı 12/7/2013 tarihinden başlayarak altı ay sonra yani 13.01.2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarından sonra, 01.12.2015 tarihinde açılan evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasında artık her hâlde evlât edinme işleminin üzerinden beş yıl geçmiş olmasına dair hak düşürücü süre sözkonusu değildir.”

Ne anlama geliyor? Karar, iptalin iptalden sonra açılan davalar bakımından sonucunu gösterir: 2015 yılında açılan bir davada artık beş yıllık süreden söz edilemez ve mahkeme işin esasına girmek zorundadır. Somut olayda Daire, evlât edinme tarihinde hukukî işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla belirlenmesi gerektiğini de göstermiştir; ehliyetsizlik iddiasına dayanan dosyalarda izlenecek yol budur. Bu karar iptalin yürürlük tarihini 13.01.2014 olarak hesaplamaktadır; Hukuk Genel Kurulu ve 18. Hukuk Dairesi ise 12.01.2014 demektedir. Aradaki bir günlük fark ancak sınırda dosyalarda önem taşır.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2010/15717 E. · 2011/23698 K.27.12.2011

Evlât edinme kararının kesinleşmesi aşamasında eksikliği bilebilecek durumda olan davacı, aynı olguyu yıllar sonra kaldırma sebebi yapamaz

Evlât edinen kişi, ergin evlât edinme için aranan beş yıllık aile hâlinde yaşama koşulunun gerçekleşmediğini ileri sürerek evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını istedi. Oysa bu olguyu evlât edinme davası sırasında bilebilecek durumdaydı; kararı temyiz etmemiş, davadan da feragat etmemişti.

“Davacının zamanında ileri sürmediği bir olayı daha sonra ileri sürmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gibi; evlat edinme kararının kesinleşme tarihi ile evlatlık ilişkisinin kaldırılmasına ilişkin bu davanın açıldığı tarih arasında Türk Medeni Kanununun 319. maddesindeki bir yıllık hak düşürücü süre gerçekleşmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının aile halinde yaşama olgusuna yönelik durumu evlat edinme kararının kesinleşmesinde bilebilecek durumda olması nedeniyle; mahkemenin davayı kabul gerekçesi yerinde olmadığı gibi, talebi beş yıllık hak düşürücü süreye tabi tutma olanağı da mevcut değildir.”

Ne anlama geliyor? Bu karar, öğrenme ölçütünün dürüstlük kuralıyla sınırlandığını gösterir (TMK m. 2). Evlât edinme davasının tarafı olan kişi, o yargılama sırasında bilebileceği bir eksikliği sonradan "yeni öğrendim" diyerek kaldırma sebebi yapamaz; bu, hakkın kötüye kullanılmasıdır. Ayrım şudur: evlât edinme davasının tarafı olmayan ilgililer (mirasçılar, üçüncü kişiler) bakımından öğrenme gerçekten sonraki bir tarihte gerçekleşebilir; buna karşılık davanın tarafı için öğrenme, en geç kararın kesinleşmesidir. Kendi açtığı evlât edinme davasından pişman olan kişinin kaldırma yoluna gitmesi bu nedenle sonuç vermez; nitekim evlâtlık ilişkisi taraf iradesiyle sona erdirilemez (TMK m. 317).

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2009/12552 E. · 2010/14280 K.15.07.2010

Hak düşürücü süre yönünden tarafların delilleri toplanmalı, davanın süresinde açılıp açılmadığı belirlenmelidir

Evlâtlık ilişkisinin kaldırılması davasında mahkeme, süreye ilişkin delilleri toplamadan eksik incelemeyle hüküm kurdu.

“Süre hak düşürücüdür. Yasada öngörülen beş yıllık süre geçmemiştir. Hak düşürücü süre yönünden taraflarca gösterilen delillerinin toplanması, davanın süresinde açıldığının belirlenmesi halinde ise iddia çerçevesinde diğer delillerin toplanması ve sonucu uyarınca hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.”

Ne anlama geliyor? Karar, süre incelemesinin iki aşamalı olduğunu gösterir. Önce hak düşürücü süre yönünden tarafların gösterdiği deliller toplanır ve davanın süresinde açılıp açılmadığı belirlenir. Sonra, dava süresindeyse iddia çerçevesinde esasa ilişkin deliller toplanır. Mahkemenin süreyi dosya üzerinden varsayımla belirlemesi eksik inceleme sayılır. Bu, her iki taraf için de fırsattır: süre itirazında bulunan taraf davacının daha önce öğrendiğini gösteren belgeleri (tebligat, dosya inceleme kaydı, önceki yazışmalar) sunmalı; davacı ise öğrenme tarihini belgeleyen kaydı dosyaya koymalıdır. Süre tartışması sözle değil belgeyle kazanılır.

Kaynak: Yargıtay Karar Arama (mevzuat.adalet.gov.tr)Kararın tam metni

Madde gerekçesi

Madde gerekçesi

Madde 319- İptal davasının tâbi olduğu hak düşürücü süreleri düzenleyen bu madde, İsviçre Medenî Kanununun 269b maddesinden aynen alınmıştır.

Türk Medenî Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 122

Gerekçe tek cümleliktir ama iki bilgi verir. Birincisi, davanın adıdır: gerekçe kaldırma davasını "iptal davası" olarak anar; bu, önceki iki maddenin gerekçeleriyle uyumludur ve davanın kurulmuş bir ilişkiyi sakatlığı sebebiyle ortadan kaldırma niteliğini vurgular. İkincisi, kaynağıdır: madde İsviçre Medenî Kanunu'nun 269b maddesinden aynen alınmıştır. Asıl önemli bilgi ise gerekçede değil, Adalet Komisyonu raporundadır ve maddenin bugünkü tartışmasının kökenini açıklar.

Madde gerekçesi
  • Tasarının 319 uncu maddesinin "Süresi" olan kenar başlığı, bu sürenin hak düşürücü süre olduğu göz önüne alınarak "Hak düşürücü süre" şeklinde, maddede geçen "altı ay" ve "iki yıl" olan süreler az bulunarak ve diğer maddelerde yapılan düzenlemeye paralel olarak "bir yıl" ve "beş yıl" şeklinde değiştirilmiştir,
Adalet Komisyonunun Tasarıda yaptığı değişiklikler, TBMM S. Sayısı: 723 (21. Dönem), s. 314

Bu kayıt üç şeyi gösterir. Birincisi, kenar başlığı Komisyon koymuştur: Tasarıdaki "Süresi" ifadesi sürenin niteliğini göstermiyordu; Komisyon bunu bilinçli olarak "Hak düşürücü süre"ye çevirmiştir. Bu, bugün mahkemelerin süreyi resen gözetmesinin yasal dayanağının doğrudan kanun koyucunun iradesine dayandığını ortaya koyar. İkincisi, süreler Komisyonda uzatılmıştır: Tasarıda altı ay ve iki yıl olan süreler "az bulunarak" bir yıl ve beş yıla çıkarılmıştır. Üçüncüsü ve en çarpıcısı, Anayasa Mahkemesince iptal edilen beş yıllık süre Tasarının değil Komisyonun eseridir. Komisyon, süreleri uzatarak dava hakkını genişletmeyi amaçlamıştı; ancak uzatılan mutlak süre, on bir yıl sonra hak arama hürriyetini ölçüsüz sınırladığı gerekçesiyle iptal edildi (AYM, E. 2012/35, K. 2012/203, 27.12.2012). Bugün maddede Komisyonun uzattığı iki süreden yalnızca bir yıllık olan yürürlüktedir.

743 sayılı eski Medeni Kanun'daki karşılığı

Eski Kanun'da bu maddenin hiçbir karşılığı yoktu. 743 sayılı Kanun'un 258. maddesine göre evlâtlık bağı, evlâtlık sözleşmesi hakkındaki kurallara uyulmak şartıyla iki tarafın rızasıyla her zaman kaldırılabiliyor; haklı sebeplerin varlığı hâlinde de hâkim kararıyla sona erdirilebiliyordu. Metinde ne bir süre ne de bir başlangıç ölçütü vardı. Bunun sebebi düzenin bütünüyle farklı kurulmuş olmasıdır: eski Kanun'da evlâtlık ilişkisi bir sözleşmeye dayandığından, sona erdirme de sözleşme mantığıyla düşünülmüş, süre sınırı gereksiz görülmüştü. Yeni Kanun ilişkiyi mahkeme kararıyla kurulan bir soybağı ilişkisine dönüştürünce durum değişti: soybağının sürekli dava tehdidi altında kalmaması için bir süre sınırına ihtiyaç duyuldu. Nitekim aynı iptal kararında sürenin amacı "çocuğun ve ailenin devamlı olarak dava tehdidi altında bulundurulmasını engelleyerek evlât edinme ilişkisine istikrar kazandırmak" olarak tanımlanmıştır (AYM, E. 2012/35, K. 2012/203, 27.12.2012). Değişimin yönü şudur: eski Kanun'da sınırsız süre ama dar dava hakkı, yeni Kanun'da sınırlı süre ama geniş dava hakkı vardır (TMK m. 318).

743 sayılı Türk Kanunu Medenisi m. 258

Madde 258 – Evlatlık mukavelesi hakkındaki kaidelere riayet şartiyle, evlatlık rabıtası, iki tarafın rızasiyle her zaman kaldırılabilir. Evlatlık rabıtası, muhik sebeplere istinat halinde evlatlığın ve mirasından mahrum bırakacak bir hal hüdusunda evlatlık edinen kimsenin talebi üzerine, hakim tarafından dahi refedilir. Ref'i, evlatlık rabıtasının istikbale ait bütün hükümlerini izale eder ve kat'idir.

743 sayılı Kanun, mevzuat.gov.tr
743 sayılı Kanun4721 sayılı Kanun m. 319
SüreÖngörülmemiştiBir yıl
BaşlangıçYoktuSebebin öğrenilmesi
Mutlak süreYoktuİptal edildi
NiteliğiDüzenlenmemiştiHak düşürücü
Resen gözetimSöz konusu değildiVardır
Sonuçİlişki her zaman kaldırılabilirdiSüre geçince ilişki kesinleşir

Değişiklik geçmişi

TarihGelişmeDayanak
01.01.2002Madde yürürlüğe girdi: bir yıllık nispî ve beş yıllık mutlak süre4721 s. K.
27.12.2012"Ve her hâlde evlât edinme işleminin üzerinden beş yıl" ibaresi oybirliğiyle iptal edildiAYM, E. 2012/35, K. 2012/203, 27.12.2012
12.07.2013İptal kararı Resmî Gazete'de yayımlandı (28705 sayılı)AYM, E. 2012/35, K. 2012/203, 27.12.2012
Ocak 2014İptal hükmü yürürlüğe girdi (yayımdan altı ay sonra)AYM, E. 2012/35, K. 2012/203, 27.12.2012
13.12.2017Bir yıllık süreye yönelik itiraz oybirliğiyle reddedildiAYM, E. 2017/167, K. 2017/172, 13.12.2017

Maddenin metni hiç değiştirilmemiş, ancak içeriği Anayasa Mahkemesi kararıyla daralmıştır. İptal hükmünün yürürlük gününün hesabında Yargıtay kararları arasında bir günlük fark bulunmaktadır: Hukuk Genel Kurulu ile 18. Hukuk Dairesi 12.01.2014, 8. Hukuk Dairesi ise 13.01.2014 tarihini esas almaktadır (Yargıtay HGK, 2023/422 E., 2024/370 K., 10.07.2024; Yargıtay 8. HD, 2019/216 E., 2019/1659 K., 19.02.2019). Bu fark yalnızca sınırda dosyalarda önem taşır; ancak beş yıllık sürenin tam bu günlerde dolduğu bir dosyanız varsa dilekçenizde her iki tarihi de tartışın. Kanun koyucu iptalden sonra maddeye yeni bir mutlak süre eklememiştir; dolayısıyla bugün evlât edinme işleminin üzerinden ne kadar zaman geçmiş olursa olsun, sebebi yeni öğrenen bir ilgili bir yıl içinde dava açabilir. Buna karşılık iptal yürürlüğe girmeden önce beş yılı dolmuş dosyalar bu imkânın dışındadır.

İlgili maddeler

İlgili maddeler

Evlâtlık ilişkisinin kaldırılması davasında sürenin ne zaman başladığını ve dosyanızın geçiş dönemi kuralına girip girmediğini değerlendirmek için boşanma avukatı İstanbul sayfasındaki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

TMK 319 ne diyor?

Evlâtlık ilişkisinin kaldırılması davasının hak düşürücü süreye tâbi olduğunu düzenler.

Süre ne kadar?

Bir yıl (TMK m. 319).

Süre ne zaman başlar?

Kaldırma sebebinin öğrenildiği tarihte.

Evlât edinme kararının kesinleşmesi başlangıç mıdır?
Öğrenme tarihini kim ispatlar?

Davacının daha önce öğrendiğini ileri süren taraf.

Öğrenmeyi nasıl belgelerim?

Veraset ilâmı, nüfus kayıt örneği veya dosya inceleme kaydıyla.

Mirasçıysam süre ne zaman başlar?

Veraset ilâmını aldığınız tarih kabul edilebilir (Yargıtay 18. HD, 2015/23096 E., 2016/2954 K., 23.02.2016).

Küçükken evlât edinildiysem?
Evlât edinme davasının tarafıysam?

Öğrenme en geç kararın kesinleşmesidir (Yargıtay 2. HD, 2010/15717 E., 2011/23698 K., 27.12.2011).

Sonradan öğrendim desem yeter mi?

Yetmez; olayın niteliği bilmediğinizi destekliyor olmalıdır.

Beş yıllık süre var mı?
Neden iptal edildi?

Haklı sebeple gecikme için bir düzenleme öngörülmemişti.

İptal ne zaman yürürlüğe girdi?

Resmî Gazete'de yayımından altı ay sonra, Ocak 2014'te.

İptal geriye yürür mü?

Yürümez (Anayasa m. 153/5).

Beş yıl iptalden önce dolmuşsa ne olur?
Sebebi sonradan öğrensem de mi?

Evet; kazanılmış hak korunur.

Beş yıl iptal tarihinde dolmamışsa?

Yalnızca bir yıllık süre işler.

Yerel mahkeme beş yıla dayanarak reddettiyse?
Sonuç mutlaka değişir mi?

Değişmez; bir yıl da geçmişse gerekçe değiştirilerek onanır.

İptalden sonra açılan davalarda durum nedir?

Beş yıllık süreden söz edilemez (Yargıtay 8. HD, 2019/216 E., 2019/1659 K., 19.02.2019).

Bir yıllık süre Anayasa'ya uygun mu?
Neden uygun bulundu?

Başlangıcı öğrenmeye bağlı olduğu ve makul sayıldığı için.

Süre hak düşürücü mü?

Evet; hâkim resen gözetir.

Hangi aşamada incelenir?

Yargılamanın her aşamasında.

Kesilir veya durur mu?
Zamanaşımından farkı nedir?

Zamanaşımı def'idir, bu ise kamu düzenindendir.

Karşı taraf kabul ederse süre aşılır mı?

Aşılmaz; hak canlandırılamaz.

Süre geçerse ne olur?

Evlât edinme eksiklikleriyle geçerli hâle gelir.

Süre hangi davalar için geçerli?

Rıza eksikliği (TMK m. 317) ve diğer noksanlıklar (TMK m. 318).

Mahkeme süreyi nasıl incelemeli?
Süre dışında başka şart var mı?

Hukukî yarar aranır (TMK m. 318).

Görevli mahkeme hangisidir?
Tasarıdaki süreler ne kadardı?

Altı ay ve iki yıl.

Kim değiştirdi?

Adalet Komisyonu, süreleri az bularak.

Kenar başlık Tasarıda neydi?

"Süresi" idi; Komisyon "Hak düşürücü süre" yaptı.

Madde hangi kaynaktan alınmıştır?

İsviçre Medenî Kanunu'nun 269b maddesinden aynen.

Av. Aydın Aydar
Av. Aydın Aydar Boşanma avukatı · İstanbul Barosu

1986'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu; 35 yılı aşkın süredir boşanma ve aile hukuku davalarında çalışıyor. Madde şerhleri resmî metin, TBMM gerekçesi ve Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi kararları esas alınarak hazırlanır ve güncellenir.

Bu sayfa genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir olaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. Kanun metni yayın tarihindeki yürürlükteki metindir. Yayın: 25 Eylül 2026 · Son güncelleme: 26 Eylül 2026.

Hemen Ara WhatsApp