Avukatlık hayatımda en sık duyduğum cümlelerden biri, “Biz anlaştık, hemen bitsin” cümlesidir. Bu cümleyi kuran eşler çoğu zaman bir an önce boşanmayı ister, protokole de pek bakmadan imza atar. Yıllar sonra aynı kişiler karşıma başka sorularla gelir: “Tapu niye devredilmedi?”, “Altınlarımı neden isteyemiyorum?”, “Protokolde okul masrafı yazıyordu, neden icra edilemiyor?”, “Karar kesinleşti sanıyordum, neden hâlâ evli görünüyorum?” Anlaşmalı boşanmanın en büyük yanılgısı, kolay olduğu için önemsiz sanılmasıdır. Bir tek duruşmada verilen bu karar, bir ailenin çocuklarını, malını ve geçimini yıllarca belirler.
Anlaşmalı boşanma bugün aile mahkemelerindeki boşanma dosyalarının en büyük bölümünü oluşturuyor. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrası ise yalnızca birkaç cümleden ibarettir. Bu kısa hükmün etrafında, eşin anlaşmadan ne zamana kadar dönebileceğinden protokoldeki bir cümlenin mal paylaşımını bitirip bitirmediğine, evin kime ne zaman geçeceğinden kanun yolundan feragatin geçerliliğine kadar çok geniş bir içtihat oluşmuştur. Bu içtihadın önemli bir bölümü son yıllarda ve özellikle Hukuk Genel Kurulu’nun kararlarıyla şekillenmiştir.
Bu kitabı, o dağınık içtihadı anlaşmalı boşanma ekseninde tek bir yerde, düzenli ve sınanabilir biçimde toplamak için hazırladık. Her tespiti bir kanun hükmüne ya da künyesiyle gösterilen bir karara dayandırmaya çalıştık. Kararları resmî karar arama sistemlerinden tam metinleriyle inceledik; önemli gördüklerimizi karar metninden aynen alıntılayarak kart hâlinde verdik. Kararı veren merciin gerekçesini ayırmaya özen gösterdik: Bölge adliye mahkemesinin Yargıtay tarafından onanan gerekçesini Yargıtay’ın kendi sözü gibi sunmadık, karşı oyları çoğunluk görüşüyle karıştırmadık. Taraf, tanık ve çocuk adlarını yazmadık.
Kitap yalnız avukatlar ve hâkimler için yazılmadı. Boşanmayı düşünen eşlerin, onların yakınlarının ve aile hukukuyla ilgilenen herkesin anlayabileceği bir dil kullanmaya çalıştık. Her başlığı gerçek hayatta sorulan bir soru olarak koyduk ve cevabı ilk cümlede vermeye gayret ettik. Her bölümün başında kısa bir özet, sonunda Yargıtay’ın ilkesi ile uygulama önerilerimiz yer alır. Sonuç bölümünde içtihattan çıkan ilkeleri, eklerde ise soru ve cevapları, protokol ve dilekçe örneklerini, kontrol listelerini ve mevzuatı bir araya getirdik.
Bu eser, oğullarım Av. Murat Aydar ve Av. Eren Aydar ile birlikte hazırladığımız Türk Medeni Kanunu Aile Hukuku Şerhi, Yargıtay Kararları Işığında Mal Paylaşımında Şirket Hisseleri, Yargıtay Kararları Işığında Mal Paylaşımında Yurt Dışındaki Mallar ve Yargıtay Kararları Işığında Zina ve Sadakatsizlik Sebebiyle Boşanma adlı çalışmaların devamıdır. Şerhte TMK m. 166’yı madde sırası içinde incelemiştik; burada ise anlaşmalı boşanmayı dava açılmasından kesinleşmeye, protokolün yazımından icrasına ve üçüncü kişilere etkisine kadar bütün sonuçlarıyla ele aldık.
Eser, Kasım 2026’daki mevzuat ve yayımlanmış kararlar esas alınarak hazırlanmıştır. Bu dönemde yoksulluk nafakası bakımından önemli bir geçiş yaşanmaktadır: Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecektir ve kanun koyucunun yapacağı düzenleme henüz belli değildir. Okurun, kitabı kullanırken sonraki gelişmeleri kontrol etmesini rica ederiz.
Bu kitabın hiçbir sayfası somut bir uyuşmazlıkta hukuki danışmanlığın yerini tutmaz. Her aile kendine özgüdür ve her protokol, o ailenin koşullarına göre yazılmalıdır. Yine de bu çalışmanın, anlaşarak boşanmak isteyenlere ve onlara yardım eden meslektaşlarımıza yol gösterici bir başvuru kaynağı olmasını diliyoruz.
