Çekişmeli bir boşanma davasının kaderini çoğu zaman tanıklar belirler. Evlilikte yaşanan olayların büyük kısmı evin içinde, eşler arasında ve en yakın aile çevresinin gözü önünde geçer. Hakaretin, ilgisizliğin, kıskançlığın, aileye saygısızlığın, fiziksel şiddetin ya da güven sarsıcı bir davranışın yazılı bir belgesi nadiren bulunur. Mesaj kayıtları, fotoğraflar, hastane raporları ve ceza dosyaları bu boşluğu bir ölçüde doldurur; ama hâkimin önüne olayın nasıl yaşandığını getiren delil, çoğu dosyada yine tanıktır. Öğretide de tanığın boşanma davalarında en sık başvurulan delil olduğu, birçok dosyada tek delil konumunda bulunduğu vurgulanır (Nuhoğlu, s. 629, 633; Çelik, s. 89).
Türkiye’de boşanma sayısı yüksek bir düzeydedir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre 2025’te 193.793 çift boşanmıştır; bu sayı bir önceki yıl 188.963’tü (TÜİK, Evlenme ve Boşanma İstatistikleri, 2025, 24.02.2026). Bu boşanmaların önemli bir kısmı anlaşmayla sonuçlanır. Anlaşmanın sağlanamadığı dosyalarda ise yargılama, eşlerin birbirine yönelttiği iddiaların ispatı üzerinde döner. Hangi eşin hangi davranışla evlilik birliğini sarstığı, kimin daha ağır kusurlu olduğu, tazminat ve nafakanın kime ve ne miktarda verileceği, büyük ölçüde duruşmada dinlenen tanıkların anlattıklarına göre belirlenir.
Kanun koyucu boşanma davasında ispatı bilinçli olarak sıkı tutmuştur. Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesine göre hâkim, boşanma davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; bu olgular hakkında taraflara yemin öneremez; tarafların ikrarları onu bağlamaz ve hâkim kanıtları serbestçe takdir eder. Yemin delilinin kapalı, ikrarın bağlayıcı olmadığı bir yargılamada tanık beyanı doğal olarak öne çıkar. Ne var ki tanık da insandır: Olayı gördüğünü sanabilir, duyduğunu gördüğü gibi anlatabilir, yakınlık nedeniyle taraf tutabilir, yıllar önce yaşananı bugünün öfkesiyle hatırlayabilir. Bu nedenle Yargıtay, tanık beyanlarının hangi koşullarda hükme esas alınabileceği konusunda zaman içinde ayrıntılı ölçütler geliştirmiştir.
Bu eser, boşanma davalarında tanık delilini Yargıtay kararları ışığında baştan sona ele alır. İnceleme, tanığın kim olabileceğinden başlar; tanığın dilekçede nasıl gösterileceği, tanık listesinin ne zaman verileceği, ikinci liste yasağı ve kesin sürenin sonuçlarıyla devam eder. Ardından tanığın çağrılması, tanıklıktan çekinme, duruşmada dinleme usulü, talimat ve ses-görüntü aktarımıyla dinleme ile tanıkların dinlenmemesinin sonuçları incelenir. Eserin merkezinde tanık beyanlarının değerlendirilmesi yer alır: Görgüye dayalı beyan ile duyum arasındaki fark, soyut ve yer-zaman içermeyen anlatımlar, akrabalık ve husumetin etkisi, çelişkili beyanlar ve başka dosyalardaki ifadeler. Daha sonra tanık beyanının kusur, özel boşanma sebepleri, tazminat ve nafaka, velayet ile ziynet ve mal rejimi uyuşmazlıklarındaki yeri ayrı ayrı gösterilir. Son kısım istinaf ve temyiz aşamasını, yalan tanıklığı ve yargılamanın yenilenmesini, tanığın sorumluluğunu ve avukatın tanıkla ilişkisini ele alır.
İncelemede Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin kararları esas alınmıştır; özellikle 2024–2026 yıllarında verilen kararlara ağırlık verilmiştir. Kararlar resmî metinlerinden okunmuş; çoğunluk görüşü, karşı oy, Genel Kurul görüşmelerinde ileri sürülüp benimsenmeyen görüş, bölge adliye mahkemesi ve ilk derece mahkemesi gerekçeleri birbirinden ayrılmıştır. Bir kararın gerekçesi yalnız bölge adliye mahkemesine aitse ve Yargıtay bu gerekçeyi onamışsa, bu durum ayrıca belirtilmiştir. Konuyla ilgili akademik çalışmalar da incelenmiş, tanıklığın sosyal ve psikolojik boyutlarına ilişkin tespitler ilgili bölümlerde aktarılmıştır.
Aşağıdaki tablo, bir tanık beyanının dava içinde izlediği yolu ve her aşamada gözetilmesi gereken temel kuralı özetler:
| Aşama | Temel kural | Bölüm |
|---|---|---|
| Dilekçe | Her vakıa somutlaştırılır, hangi vakıanın tanıkla ispat edileceği açıkça yazılır (HMK m. 119/1-f, 129/1-e, 194). | 4, 6 |
| Tanık listesi | Tanıkların adı, soyadı ve tebliğe elverişli adresi ile dinletilecekleri vakıa bildirilir; ikinci liste verilemez (HMK m. 240/2). | 5 |
| Çağrı | Tanık davetiyeyle çağrılır; hazır bulundurulan tanık da dinlenir; gelmeyen tanık zorla getirilebilir (HMK m. 243, 245). | 7 |
| Dinleme | Kimlik ve yakınlık sorulur, çekinme hakkı hatırlatılır, yemin ettirilir, tanıklar ayrı ayrı dinlenir (HMK m. 247–261). | 8, 9, 10 |
| Değerlendirme | Görgüye dayalı, somut, yer ve zaman içeren, hayatın olağan akışına uygun beyan esas alınır; duyum ve soyut beyan kusur ispatına yetmez. | 12–16 |
| Kanun yolu | Usule ilişkin itirazlar istinaf dilekçesinde açıkça gösterilmelidir; yalan tanıklık kesinleşmiş ceza kararıyla yargılamanın iadesi sebebidir (HMK m. 355, 375/1-e). | 22, 23 |
Eser, avukatlar, hâkimler, akademisyenler ve boşanma davasının tarafları için yazılmıştır. Her bölüm uygulamada sorulan sorulara cevap veren başlıklar hâlinde düzenlenmiş, cevap ilk cümlede verilmiştir. Bölümlerin sonunda Yargıtay’ın yerleşik ilkesini özetleyen kutular, uygulamaya yönelik notlar ve hak kaybına yol açabilecek noktalara ilişkin uyarılar yer alır. Eklerde soru ve cevaplar, özet tablolar, dilekçe örnekleri, tanık hazırlığına ilişkin kontrol listeleri ve ilgili mevzuat bulunmaktadır.
Bu bölümde anılan öğreti
- Nuhoğlu, Hatice, “Boşanma Sürecine Kolektif Katılım: Tanıklık Müessesesi”, International Journal of Social Inquiry, C. 15, S. 2, Aralık 2022, s. 627–647
